girişken ile cümle
girişken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kore şimdi girişken.Korea is now up and coming.
Öğretmenle konuşmaktan çekinme, eğer anlamazsan biraz girişken ol!Don't be shy about talking to the teacher; if you don't understand, use some initiative!
Tom oldukça girişken, değil mi?Tom is quite sociable, isn't he?
Girişken bir eylem planına ihtiyacımız var.We need an aggressive plan of action.
Girişken olmak zorundaydım.I had to be aggressive.
Daha girişken olman gerekiyor.You need to be more aggressive.
Girişken olmaya çalıştım.I tried to be aggressive.
Yeterince girişken değilim.I'm not sociable enough.
Bu girişken bir adam.This is one feisty man.
Biz sadece girişken olmak zorundayız.We just have to be aggressive.
Daha girişken olmamız gerekiyor.We need to be more aggressive.
Daha girişken olmamız gerekiyordu.We needed to be more aggressive.
Sadece daha girişken olmalıyız.We just have to be more aggressive.
Dönemin birçok girişken iş adamları gibi o da bisiklet ve otomobil üzerine yoğunlaşmıştı.Like many entrepreneurs of the era, his activities centered on bicycles, and the nascent automobile.
Kadınların bu girişkenliği, Mısır feminizmin ortaya çıkmasına yol açtığına inanılıyor.This statement leads to the assumption that the women are from rural areas .
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.But people, sceptics and believers alike, were remarkably sociable all that day.
İndus halkının çok ama çok girişken olduğunu söylemiş miydim?What I haven't told you is that the Indus people were very, very enterprising.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.One is a lack of initiative; your students don't self-start.
Her zaman çok girişken ve iğrençsin,You're always so outgoing and obnoxious
Girişkendirler,sosyal aktivitelere önem verirler.Vielmehr definieren sich die Protagonisten über ihre sozialen Schichten.
İç politikada Bush daha az girişken davrandı.La politica moderata di Bush si complicò nel tempo.
İç politikada Bush daha az girişken davrandı.Populairwetenschappelijk was Paul minder actief.
Girişkendirler,sosyal aktivitelere önem verirler.Geraadpleegd op 2017-07-05. (nl) Topambtenaar verlaat Sociale Zaken.
İç politikada Bush daha az girişken davrandı.A intervenit în politică mai puțin decât a făcut-o tatăl său.
Girişkendirler,sosyal aktivitelere önem verirler.Parviaisen aikana kiinnitettiin huomiota sosiaaliseen toimintaan.
İç politikada Bush daha az girişken davrandı.Politisk var han mer moderat enn de fleste i Bush-regjeringen.
Elaine Benes (Julia Louis-Dreyfus)— Elaine akıllı ve girişken olsa da yüzeysel bir tiptir.ערך מורחב – איליין בניס איליין מרי בניס (ג'וליה לואי-דרייפוס) היא דמות נבונה ואסרטיבית אך שטחית וחמת מזג.
Dönemin birçok girişken iş adamları gibi o da bisiklet ve otomobil üzerine yoğunlaşmıştı.Kaip ir daug to meto verslininkų T. Bergmanas daugiausia užsiėmė dviračiais ir automobiliais.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Aber die Leute, Skeptiker und Gläubige gleichermaßen, waren bemerkenswert gesellig ganzen Tag.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Ale lidé, skeptici a věřící podobně, byly pozoruhodně společenský celý den.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Ale ľudia, skeptici a veriaci podobný, bol pozoruhodne spoločenský celý deň.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Ale ludzie, sceptyków i wierzących podobne, były wyjątkowo towarzyski cały dzień.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Ampak ljudje, skeptiki in verniki podobno, so bili neverjetno družaben vsi tisti dan.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.그러나 사람 모두에게 의심 and 신자 모두 그날 매우 사교적인되었습니다.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Dar oamenii, sceptici si credinciosi deopotrivă, au fost deosebit de sociabili toată ziua.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.De emberek, a szkeptikusok és a hívők számára egyaránt voltak rendkívül barátságos egész nap.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Haysmanの牧草地では、夫人ホオジロや他の女性がされたテント〜で鮮やかであるwas
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Maar mensen, sceptici en gelovigen, waren opmerkelijk gezellig al die dagen.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Mais les gens, les sceptiques et croyants, étaient remarquablement sociables toute cette journée.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Ma la gente, gli scettici e credenti, sono stati notevolmente socievole tutto quel giorno.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Mas as pessoas, os céticos e crentes, foram muito sociável todo aquele dia.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Men folk, skeptiker och troende lika, var anmärkningsvärt sällskaplig hela den dagen.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Mutta ihmiset, skeptikot ja uskovat yhtä lailla olivat hyvin seurallinen koko sen päivän.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Nhưng người dân, những người hoài nghi và cũng như tín hữu, đáng chú ý hòa đồng tất cả các ngày hôm đó.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Pero la gente, los escépticos y creyentes por igual, eran muy sociables en todo el día.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Tetapi orang-orang, skeptis dan percaya sama, yang sangat ramah sepanjang hari itu.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Αλλά οι άνθρωποι, οι σκεπτικιστές και οι πιστοί όσο, ήταν εξαιρετικά κοινωνικός όλα εκείνη την ημέρα.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Але люди, скептиків і віруючих, так, були напрочуд товариським весь той день.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Но люди, скептиков и верующих, так, были удивительно общительным весь тот день.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.Но хората, скептици и вярващи, така, бяха забележително общителен този ден.
Ama insanlar, hem şüpheciler ve müminler, o gün dikkat çekici Girişken.لكن الناس كانوا ، المتشككين والمؤمنين على حد سواء ، مؤنس بشكل ملحوظ عن ذلك اليوم.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Az első a motiváció hiánya, a diákok nem kezdenek maguktól gondolkodni.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Een eerste is gebrek aan initiatief; je studenten beginnen niet vanzelf.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Eins ist fehlende Initiative; ihre Schüler kommen nicht von selbst in Bewegung.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.첫째는 동기의 부족입니다.; 학생들은 스스로 공부하지 않습니다.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Một là thiếu động lực; sinh viên không thúc đẩy chính mình.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Pierwszy: brak uczniowskiej inicjatywy.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Premièrement, le manque d'initiative: vos étudiants ne sont pas moteurs.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Primul este lipsa de iniţiativă; elevii nu se implică de bună voie.
Birincisi girişkenlik eksikliği; öğrencileriniz kendi-kendine başlamıyor.Prvním je nedostatek iniciativy; vaši studenti nezačnou sami.