İçeri girsen iyi olur.You'd better come in.
İçeri gireyim.Let me come in.
İçeri girmemize izin ver.Let us in.
İçeri girmiyor musun?Aren't you going in?
Mary odaya girdiğinde Tom'un yüzü ışıldadı.Tom's face lit up when Mary entered the room.
İçeri girmen gerekiyor.You have to go inside.
İçeri girmen lazım.You have to go inside.
İçeri girmelisin.You have to go inside.
İçeri girmek zorundasın.You have to go inside.
Buraya girebilirsin.You can come in here.
İçeri giriyor musun?Are you just getting in?
Hapse mi girmek istiyorsun?Do you want to go to prison?
Beni yeneceğinize inanmıyorum ama cesur bir girişim yapacağınızı inkar etmiyorum.I don't believe you'll defeat me, but I don't deny you'll make a brave attempt.
İstemiyorsan içeri girmek zorunda değilsin.You don't have to go in if you don't want to.
İçeri girebilirsin.You might as well come in.
Gerçekten riske girdin.You really took a chance.
Sıkı bir pazarlığa girişiyorsun.You drive a hard bargain.
Oraya girmeyeceksin.You're not going in there.
Girişin reddedildi çünkü fazla sarhoştun.You were refused entry because you were too drunk.
İçeri girmene gerek yok.You don't need to come in.
Boyunu aşan işlere girişiyorsun.You are in over your head.
Henüz oraya giremezsin.You can't go in there yet.
İçeriye girmek zorunda değilsin.You don't have to go inside.
İçeriye girmene gerek yok.You don't have to go inside.
Gökyüzünün Dünya'ya temas ettiği noktayı bulmak için bir arayışa girdiHe went on a quest to find the point where the sky touches the Earth.
Kapıdan kovsan bacadan girer.A bad penny always turns up.
Döküntü girer, döküntü çıkar.Garbage in, garbage out.
Kapı açıldı ve bir adam içeri girdi.The door opened and a man walked in.
İçeri girmeye çalışalım.Let's try and get in.
Buraya girmene izin verildiğinden emin misin?Are you sure you're allowed in here?
İyi haber içeriye ücretsiz girebileceğimiz.The good news is that we can get in free.
Siz nasıl içeri girdiniz?How did you guys get in?
Eve nasıl girdiniz?How did you get into the house?
Biri Mary'nin dairesine zorla girdi ve onun mücevherlerini çaldı.Someone broke into Mary's flat and stole her jewellery.
Sen sadece araya giriyorsun.You're just getting in the way.
Tom'un başı belaya girdi.Tom got into trouble.
Takıma girdim mi?Did I make the team?
Tom Mary'nin mağazaya girdiğini gördü.Tom saw Mary enter the store.
Tom odasına giremedi.Tom couldn't get in his room.
Tom gizlice odaya geri girdi.Tom sneaked back into the room.
Tom gizlice odaya girdi.Tom sneaked into the room.
Tom sessizce odaya girdi.Tom tiptoed into the room.
Tom parmak uçlarına basarak odaya girdi.Tom tiptoed into the room.
Arabanın içine gir, lütfen.Get in the car, please.
Artık her şey yoluna girdi.It's all OK now.
Tom dört yanlış PIN numarasını girdikten sonra ATM onun kartını yuttu.After Tom had entered four wrong PIN numbers, the ATM swallowed his card.
Tom oldukça girişken, değil mi?Tom is quite sociable, isn't he?
Küçük kız odaya girdi.The little girl entered the room.
Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a grocery bag.
Tom iki market torbası taşıyarak mutfağa girdi.Tom came into the kitchen carrying two grocery bags.
Bahse girerim, tam olarak istediğin şeyi yapacaksın.You'll do exactly what you want, I bet.
Tom bir kitap yığını taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a stack of books.
Tom binaya girmedi.Tom didn't enter the building.
Tom hırsızlık için hapse girdi.Tom did time for burglary.
Tom çok fazla riske giriyor.Tom takes too many chances.
Tom kiliseye girerken şapkasını çıkardı.Tom took off his hat as he entered the church.
O kulübe girebilip giremeyeceğini görmeye karar verdi.Tom decided to see if he could get into that club.
Tom ön kapıdan girdi.Tom came in the front door.
Tom sadece kapıdan içeriye girdi.Tom just walked in the door.
Tom daha yeni kapıdan içeri girdi.Tom just walked in the door.