gidişatı ile cümle

gidişatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Buna rağmen filmin gidişatını beğenmeyen Michael Keaton, Batman rolünü tekrar oynamak istemedi.علي الرغم من ذلك لم يرغب (ماشيل كيتن) - الذي لم يعجبه إداره الفيلم - أن يمثل دور (باتمان) مره أخري .
Harekâtın gidişatına göre birlikler, farklı komutanlıklar emrine verilmiştir.ومع ذلك، وفقًا لمن قابلتهم، هناك ترتيبات خاصة للمجندات.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Esta decisão mudará o final do jogo.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Tais feitos, contudo, não foram capazes de mudar a maré do conflito.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Essa decisão teria um efeito devastador no desenrolar da batalha.
Yapılan seçimler oyunun gidişatını değiştirip, bir başka olayı etkileyebilmektedir.O tema do festival também pode mudar, fazendo refletir um acontecimento importante.
Oyuncu milli fikir(national ideas) benimseyerek ülke gidişatını ciddi oranda etkileyebilir.Os jogadores podem realizar 'idéias nacionais' para comandar o rumo de sua nação em direções diferentes.
Oyuncuların oyundan çıkması oyunun gidişatını (kartın desteden çıkması haricinde) etkilemez.Quem não joga com maturidade Ele questiona na profundeza de seus corações.
O sırada Müttefikler savaşın gidişatından memnundurlar.Os Aliados se aproveitaram do resultado da batalha.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Eenmaal in de buurt van het eiland blijkt het er toch niet zo veilig te zijn.
Ve bu seçim oyunun 2. bölümünün gidişatını etkileyecektir.Dit is een remake van het tweede deel van het derde spel.
Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır.Jego misja może zmienić losy wojny...
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Det är dock osannolikt att ön kommer att försvinna helt under den närmaste framtiden.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Вже з самого початку війни була очевидна перевага німців.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Ці дослідження були важливі в той час, так як впливали на хід нових космічних польотів.
Bu durum bir bakıma savaşın gidişatında esas gücü oluşturmuştur.Ставало очевидно, що справа йде до великої війни.
Oyunun gidişatına göre oyunu yavaşlatmalı veya hızlandırmalıdır.V případě potřeby může hráč zpomalit nebo zrychlit čas ve hře.
Fakat olayların gidişatı hiç beklendiği gibi olmadı.Avšak setkání proběhlo úplně jinak, než očekával.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Tiparul războiului de până în acel moment fusese unul al ofensivei germane încununate de succes.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Fără îndoială, sosirea lui Napoleon Bonaparte schimba lucrurile.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Începând cu mijlocul anului 1943, soarta războiului se întorcea definitiv împotriva Germaniei.
Bu kararlar oyunun gidişatını değiştirirler.Aceste decizii afectau modul în care se desfășura jocul.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Masacrul a fost punct de cotitură al războiului.
Hastalığın gidişatı kötüdür.A betegség kórjóslata rossz.
Bununla beraber, dizinin gidişatı üzerine, Tohru, Sohma ailesine ait olabileceği bir yer bulur.Később Tohru rájön, hogy a Sohma család területén van a sátra.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Területének csökkenése ellenére nem várható, hogy a sziget a közeli jövőben eltűnne a felszínről.
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur.Toisella puolen Atlantin valtamerta kehityssuunnanasettaja oli Grand Funk Railroad.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Οι μελέτες ήταν σημαντικές εκείνη τη στιγμή να επηρεάσουν την πορεία νέων διαστημικών πτήσεων.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Έγιναν πολλές προσπάθειες για να βρεθεί η ακριβής ημερομηνία της μάχης.
Meyvecilik projesi köyün gidişatını değiştirecektir.Letbanen vil forandre byen.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Dette faktum ændrede imidlertid ikke i sig selv krigens gang.
Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır.Denne forandring baner vej for konfliktløsningen.
Savaşın gidişatına etki eden Task Force 141, Shepherd'ın emriyle Makarov'u yakalamak için plan yapar.Derfor sendes Task Force 141 (en gruppe bestående af de bedste soldater) af sted for at stoppe Makarov.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Slaget var nu vendt afgørende til tyskernes fordel.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Dette hadde en drastisk effekt på krigens gang.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Forøvrig er det lite sannsynlig at øya forsvinner helt i den nærmeste fremtid.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Namun kedatangan Fabius Valens mengubah aspek urusan.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Selama tahun 1943, perang di Atlantik berbalik melawan Jerman.
Harekâtın gidişatına göre birlikler, farklı komutanlıklar emrine verilmiştir.Melaksanakan tugas lainnya sesuai perintah Force Commander.
Pers İmparatorluğu'nun diğer sahil bölgeleri, savaşın gidişatı boyunca gemi olarak katkıda bulunacaktır.Daerah pesisir lainnya di Kekaisaran Persia ikut mengirimkan kapal selama peperangan berlangsung.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.Tương lai Hòn đảo này có vẻ không biến mất hoàn toàn trong tương lai.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Tuy nhiên hoàn cảnh trước trận đánh lúc này là bất lợi cho người Đức.
Gençlik yıllarında seyrettiği bu filmler, onun ilerideki çizgi roman çalışmalarının gidişatını etkileyecekti.Anh hy vọng sự yên tĩnh của đêm sẽ giúp anh tập trung vào cuốn tiểu thuyết mới của mình.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Tuy nhiên, chiến thắng này không thay đổi toàn cục cuộc chiến.
Bu muharebese savaşın gidişatını kesin bir biçimde etkilemiştir.Trận đánh này có ảnh hưởng trực tiếp với chiến trận trên đất liền.
Oyunun gidişatına göre oyunu yavaşlatmalı veya hızlandırmalıdır.Người chơi có thể tạm dừng trò chơi, tăng tốc, hoặc làm chậm thời gian tùy theo ý thích của mình.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.1943年中旬,德國在戰爭的局勢已被決定性地扭轉。
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur.오션 터틀(Ocean Turtle) 라스의 본거지가 있는 자주식 메가플로트.
Ve bu seçim oyunun 2. bölümünün gidişatını etkileyecektir.במסגרת פעילותו זו הקים את במה 2 של התיאטרון.
Adanın gidişatına bakıldığında yakın gelecekte yok olmayacağı anlaşılabilir.עם זאת, לא סביר שהאי ייעלם לחלוטין בעתיד הקרוב.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.לתופעה זו הייתה חשיבות מיוחדת בתקופת המאבק.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.דבר זה פגע בקבלת ההחלטות בזמן הקרב.
Ancak Fabius Valens'in gelişi olayın gidişatını değiştirdi.Пристигането на Фабий Валент нарушава равновесието.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Нашите усилия се оказаха недостатъчни, за да променим ситуацията.
Hastalığın gidişatı kötüdür.Изходът от заболяването е неблагоприятен.
Stalingrad'da yaşanan şiddetli çarpışmalar savaşın gidişatında belirleyici oldu.Победата в битката при Сталинград е решителния обрат в хода на войната.
Fakat olayların gidişatı hiç beklendiği gibi olmadı.Stalo sa však to, čo Ukrajinci vôbec neočakávali.
Bu karar savaşın gidişatında bir dönemeç olmuştur.Tento masaker bol bod obratu vojny.
Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi.Avšak už v prestávke štúdií absolvoval svoje prvé vesmírne lety.
Bu ana kadar savaşın gidişatı, Almanların hücuma dayalı başarısı şeklindeydi.Napriek počiatočným úspechom táto ofenzíva sa skončila pre Nemecko fiaskom.

İlgili Sayfalar