Ana içeriğe geç
Sözlük

gidebilmek ile cümle

gidebilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunAan de ene kant wil je veiligheid om te kunnen gaan.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunÅ ena sidan vill du ha trygghet för att kunna ge dig iväg.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunAuf der einen Seite will man Sicherheit, damit man gehen kann.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunDa un lato si vuole la sicurezza di essere in grado di andare.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunD'une part, on veut la sécurité pour pouvoir vous échapper.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunEgyfelől szükséged van a biztonságra, hogy elmehess.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunMột mặt bạn muốn sự an toàn, bảo đảm để có thể ra đi.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunNa jednu stranu chcete bezpečí, abyste mohli odejít.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunPå den ene side vil man have sikkerhed, for at være i stand til at gå.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunPe de o parte vrei securitate pentru a putea pleca.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunPo eni strani si želite varnosti, da bi se lahko sprostili.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunPor um lado, querem a segurança a fim de serem capazes de ir.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunPor un lado deseas la seguridad para poder ir.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunToisaalta haluat kokea turvallisuutta, jotta voisit päästää irti.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunZ jednej strony chcesz bezpieczeństwa, żeby iść.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunΑπό τη μια θέλετε την ασφάλεια, ώστε να μπορείτε να φύγετε.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunЗ одного боку вам хочеться безпеки, щоб мати можливість піти.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunОт една страна, искате сигурност, за да можете да се отдалечите.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunС одной стороны, вы хотите безопасности, чтобы иметь возможность идти и познавать.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunמצד אחד, אתם רוצים את הבטחון כדי שתוכלו ללכת.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunمن جهة تريد الأمن من أجل أن تكون قادرا على الذهاب.
Diğer taraftan gidebilmek için güvenlik istiyorsunでも離れられないと 楽しみを得れないし
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Cậu ấy không được lên xe búyt, phải về nhà chỉnh trang lại rồi đến sân bay sau.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Dia harus pulang ke rumah dan membersihkan diri sebelum pergi ke bandara.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Ele não pôde entrar no autocarro. Teve que ir a casa e limpar-se para ir ter ao aeroporto.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Er musste wieder nach Hause und sich zurechtmachen und dann direkt zum Flughafen kommen.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Han måtte ikke komme ombord. Han skulle hjem og blive rengjort for at komme til lufthavnen.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Il n'a pas pu monter dans le bus. Je l'ai renvoyé chez lui se changer pour aller à l'aéroport.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.그는 버스에 탈수가 없었어요. 그는 집으로 가서 깨끗히 한다음 공항에 가도록 했습니다.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Musiał wrócić do domu, doprowadzić się do porządku i samodzielnie dotrzeć na lotnisko.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Nedovolil som mu to. Musel ísť domov a umyť sa a prísť na letisko za nami.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Nem szállhatott fel a buszra. Haza kellett mennie átöltözni, mielőtt a reptérre ment volna.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Non potè salire sul bus. Dovette tornare a casa e lavarsi per raggiungere l'aeroporto.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.No pudo subirse al autobús. Tuvo que ir a casa y arreglarse para ir al aeropuerto.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Nu l-am lăsat să se urce în autobuz. A trebuit să se ducă acasă să se spele înainte să ajungă la aeroport.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Δεν μπορούσε να επιβιβαστεί στο λεωφορείο. Έπρεπε να πάει σπίτι και να φτιαχτεί για να έρθει στο αεροδρόμιο.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Він повинен був поїхати додому і переодягтися, щоб поїхати в аеропорт.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Он не попал в автобус, ему пришлось ехать домой, чтобы привести себя в порядок и ехать в аэропорт.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.Трябваше да се прибере и да се изкъпе, за да дойде на летището.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.הוא לא יכול היה לעלות לאוטובוס. הוא היה צריך ללכת הביתה להתקלח כדי להצטרף לנסיעה לשדה התעופה.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.لم يستطع ركوب الحافلة, فكان عليه الذهاب إلى المنزل ليتنظف ليلتحق بالمطار.
Havalanına gidebilmek için eve gidip temizlenmek zorunda kaldı.空港に向かった 自分の信念には頑固なんだ
Hayali üniversiteye gidebilmek ve kardeşlerine bakabilmek.Haar droom is naar de universiteit te gaan om hen te kunnen onderhouden.
Hayali üniversiteye gidebilmek ve kardeşlerine bakabilmek.Visul ei este să se ducă la facultate pentru a putea să îi întreţină.
Hayali üniversiteye gidebilmek ve kardeşlerine bakabilmek.Εκείνη είναι 19. Το όνειρό της είναι να πάει στο κολλέγιο για να έχει την δυνατότητα να τους υποστηρίζει.
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .2 차원을 지니기 위해서는 앞 뒤로 움직일 때 두 개의 서로 다른 방향이 가능하다는 것입니다
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .Ei bine, pentru a avea două dimensiuni ar însemna că pot merge înainte și înapoi pe două direcții diferite.
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .E tu potresti chiederti: "cos'è che ha 2 dimensioni?"
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .For at have 2 dimensioner, skal vi dog kunne gå frem og tilbage i 2 retninger.
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .Keby sme mali dva rozmery, mohli by sme ísť dopredu a dozadu v dvoch rôznych smeroch.
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .Mít dva rozměry znamená, že mohu jít dozadu a dopředu ve dvou různých směrech.
İki boyutlu olmak için, geriye ve ileriye, iki yönlü olarak gidebilmek şart. . .Taki obiekt musi pozwalać na ruch w dwóch nieprzeciwnych kierunkach.
Müsabakalara katılmak istiyorum. Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Chcę współzawodniczyć ale potrzebuję wózka golfowego żeby przemieszczać się między dołkami."
Müsabakalara katılmak istiyorum. Ancak bir delikten diğerine gidebilmek için golf arabasına ihtiyacım var."Je veux faire de la compétition mais j'ai besoin d'une voiturette pour aller d'un trou au suivant."
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.A férfiak nem tudják milyen érzés bemenni egy cipőboltba és megvenni bármit amit csak szeretnél.
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.Bạn không hiểu nó như thế nào để có khả năng đi vào trong tiệm giày và mua bất cứ cái gì bạn muốn
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.Killar, ni förstår inte hur det är att kunna gå in i en skobutik och kunna köpa vad ni vill.
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.아마 사람들은 이런게 어떤건지 모를 거에요 신발가게에 들어가 원하는 신발을 마음대로 살 수 있다는 것을요
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.Nie uświadamiacie sobie... ...jak to jest, móc wejść do sklepu i kupić buty, jakie się chce.
Nasıl birşey olduğunu anlayamayan çocuklar gibi ayakkabı dükkanı gidebilmek ve istediğini satın almak.No vy kluci tomu nerozumíte, jaké to je, když si můžete zajít do obchodu a koupit si, cokoliv se vám líbí.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod