Tabloları bana garip gibi geliyor..His paintings seem strange to me.
Onun dev gibi yapısı tarafından cüceleştim.I was dwarfed by his gigantic frame.
Onun bana yapmamı söylediği gibi yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do as he tells me to do.
Sana dediği gibi yap.Do as he tells you.
Onun istediği gibi yapmasına izin ver.Let him do as he likes.
Onun dersi zamanki gibi çok öğreticiydi.His lecture was very instructive as usual.
Onun hatası için birkaç neden var gibi görünüyor.There seem to be several reasons for his failure.
Kıyafeti bir beyefendininki gibi ama konuşması ve davranışı bir palyaçonunki gibi.His dress is that of a gentleman but his speech and behavior are those of a clown.
Onun sekreteri gerçeği biliyor gibi görünüyor.His secretary seems to know the truth.
Onun kız kardeşi iyi bir aşçı gibi görünüyor.It seems that his sister is a good cook.
Hikayeyi sonuna kadar dinlemiş gibi görünüyor.He seems to have lost the thread of the story.
O, mutlu gibi görünüyor.He seems to have been happy.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.He put the key on the desk as usual.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
O zengin gibi görünüyor.He seems to be rich.
O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.He is, so to speak, a fish out of water.
O, sanki ona hakaret etmişiz gibi davrandı.He acted as though we had insulted him.
O, pencereyi olduğu gibi, açık bıraktı.He left the window as it was, open.
O bizim gibi değildir.He's not like us.
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
Sanki o zenginmiş gibi konuşuyor.He talks as if he were rich.
Hastaymış gibi görünüyordu.He looked as if he had been ill.
Sanki o ünlü bir devlet adamı gibi davranıyor.He behaves as if he were a famous statesman.
O, sandığın gibi çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın gibi iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün gibi çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün gibi iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O senin düşündüğün gibi tembel bir öğrenci değil.He is not as lazy a student as you think.
O kıza deli gibi âşık.He is madly in love with that girl.
O Ann'i tanıyor gibi görünüyor.He appears to know Ann.
O, iyi bir insan gibi görünüyor.He seems like a good person.
O, güzel bir arkadaş gibi görünüyor.He seems to be a nice fellow.
Britanya'da yaşıyor gibi görünüyor.He seems to live in Britain.
O, her zaman bana bir çocuk gibi davranır.He always treats me like a child.
O, her zaman birinin evinde kira vermeden yaşıyor gibi görünüyor.He always seems to be living rent-free in somebody's house.
O, her zaman bir arı gibi meşguldür.He is always as busy as a bee.
O her zamanki gibi sağlıklı.He is as healthy as ever.
Her zamanki gibi saat onda yatmaya gitti.He went to bed at ten as usual.
O, her zamanki gibi saat beşte kalktı.He got up at five as usual.
O her zamanki gibi geç geldi.He arrived late as usual.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
O her zaman biriyle uyuşmazlık içinde gibi görünüyor.He seems to be always in conflict with someone.
O yalan söylüyor gibi görünüyor.It seems that he is telling a lie.
Büyük miktarda parası var gibi görünüyor.He seems to have had a great amount of money.
Başarması kesin gibi.He is bound to succeed.
O Yunan edebiyatında güvende gibi görünüyor.He seems to be at home in Greek literature.
O evindeymiş gibi hissetti.He felt at home.
Burada bir yabancı gibi davranıyor.He pretends that he's a stranger here.
O bir çocuk gibi davrandı.He behaved like a child.
O, ona kendi oğlu gibi davranacağına söz verdi.He promised that he would treat John as his own son.
Çok para biriktirmiş gibi görünüyor.He seems to have saved a lot of money.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
O, İspanya'da yaşamış gibi görünüyor.He seems to have lived in Spain.
O her şeyi biliyor gibi görünüyor.It seems that he knows everything.
O bir sporcu gibi görünüyor, ama bir yazar.He looks like a sportsman, but he is a writer.
Öyle düşünmüş gibi görünüyordu.He seemed to have thought so.
O öyle düşünüyor gibi görünüyor.He seems to think so.
Konu hakkında hiçbir şey bilmiyor gibi.He seems to know nothing about the matter.
Konu hakkında bir şey bilmiyor gibi görünüyor.He seems to know nothing about the matter.
O, öğrenciye çok düşkün gibi görünüyor.He seems to be very fond of the student.