Sanırım esas ilginç olan, şu an bedenin teknolojisini takıntı haline getirmiş olmam.Я полагаю, интересно то, что я сейчас одержим техникой тела.
Sanırım esas ilginç olan, şu an bedenin teknolojisini takıntı haline getirmiş olmam.ומה שמעניין הוא, שעכשיו אני אובססיבי לגבי הטכנולוגיה של הגוף.
Sanırım esas ilginç olan, şu an bedenin teknolojisini takıntı haline getirmiş olmam.واعتقد أن الشيء المثير للإنتباه هو أني الآن مهووس بتكنولوجيا الجسم.
Sanırım esas ilginç olan, şu an bedenin teknolojisini takıntı haline getirmiş olmam.最近は身体を使って何が出来るかと 常に考えているという具合です 身体は 技術的に 表現に最も適したものだと思うのです
-Silahını getirmişsin.Asta-i arma ta?
-Silahını getirmişsin.Dobre. Vaša prvá zbraň?
-Silahını getirmişsin.Dobře. Vaše první zbraň?
-Silahını getirmişsin. -Evet komutanım. Ateş etmemi ister misiniz?العريف إفيرسمان.
-Silahını getirmişsin. -Evet komutanım.?הבאת את הנשק שלך .כן, המפקד-
-Silahını getirmişsin.To je tvoje orožje? - Da, gospod.
-Silahını getirmişsin.-Εφερες τ' όπλο σου.
-Silahını getirmişsin.-Донесе ли си оръжието.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.A tápióka gyökereket felvitték a konyhába, vékonyan felszelték és chipset készítettek belőle.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Bọn trẻ lấy những cái rễ mang vào nhà bếp, thái mỏng để làm đồ ăn chơi rất ngon.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Ei au dus rădăcinile de tapioca sus în bucătărie, le-au tăiat în felii subțiri și au făcut chipsuri gustoase.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Eles trouxeram as raízes da tapioca para a cozinha, cortaram-nas em fatias finas e fizeram deliciosas chips.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Hanno portato le radici di tapioca in cucina, le hanno tagliate a fettine e fatto delle patatine deliziose.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Ils ont rapporté les racines de tapioca à la cuisine, les ont émincées et en ont fait des chips délicieuses.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.아이들은 타피오카 뿌리를 부엌으로 가져가서 얇게 썰어 맛있는 칩으로 만들었습니다.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Mereka membawa umbi singkong itu ke dapur, mengirisnya tipis-tipis dan membuat keripik yang lezat.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Vzaly kořeny tapioky do kuchyně, najemno je nakrájely a udělaly vynikající brambůrky.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Zebrały korzenie manioku do kuchni, pokroiły je cienko i zrobiły wspaniałe chipsy.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Ze namen de tapioca wortels mee naar de keuken, sneden ze in dunne plakjes en maakten heerlijk chips.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Zobrali korene manioky do kuchyne, natenko ich nakrájali a urobili vynikajúce čipsy.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Έτσι, πήραν τις ρίζες της ταπιόκα στην κουζίνα, τις ψιλόκοψαν και έφτιαξαν νοστιμότατα τσιπς.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Занесоха корените на растението в кухнята, нарязаха ги на ситно и си направиха чипс.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.Они принесли корни маниоки на кухню, тонко их нарезали и сделали превосходные чипсы.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.הם גילו שהגדר שלהם עשויה מטפיוקה. הם לקחו את שורשי הטפיוקה למטבח חתכו אותם דק ועשו מהם צ'יפס טעים.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.أقتفوا أثر جذور التابيوكا حتى المطبخ، قاموا بتقطيعها لأجزاء صغيرة وصنعوا رقائق لذيذة.
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.薄切りにしておいしいチップスを作りました ここの土地について話しましょう
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.테디가 가게를 해변의 가운데 쪽으로 옮겼습니다.
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.Teddy a placé son chariot au milieu de la plage.
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.Teddy ha puesto su carrito en el centro de la playa.
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.Teedy lại đặt xe ngay chính giữa bãi
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.וטדי מיקם את העגלה שלו במרכז החוף.
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.وجدت أن تيدي قد حرك عربة البوظة الخاصة به إلى منتصف الشاطىء
Teddy arabasını kumsalın ortasına getirmiştir.君は昨日と同じ 南1/4のところに行った
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.Adunasem acele gene dintr-un catalog de seminte luat de prin tara, le-am cumparat si le plantam.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.Dan saya mengumpulkan gen-gen ini dari sebuah katalog benih nasional, membawanya ke sini, dan menanamnya.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.I to ja zamówiłem te geny z katalogu nasion, z drugiego końca kraju. Przyniosłem je i teraz sadziłem.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.그리고 저는 씨앗 카탈로그를 보고 나라 반대편에서 이 유전자들을 주문했습니다. 저는 그것들 사서 심고 있었지요.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.Είχα παραγγείλει τα γονίδια από έναν κατάλογο σπόρων, τους είχα φέρει εδώ και τους φύτευα.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.И бях поръчал тези гени от другия край на страната, донесох ги дотук и в момента ги засаждах.
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.הבאתי את זה, ושתלתי את זה. והדבורה הזו, ללא ספק, הניחה שהיא החליטה:
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.و استدعيت تلك الجينات من كاتلوج من الجينات على طول البلاد جلبتها وكنت أزرعها
Ülkenin öbür ucundan bu genleri bir tohum kataloğundan istetmiştim, yanımda getirmiş ekiyordum.持って帰って植えました そしてあのハチも きっとこう思っていたでしょう
Umarım bu video ne zaman z istatistiği ne zaman t istatistiği kullanılacağı konusuna açıklık getirmiştir. -Příklad si ukážeme v jednom z dalších videí.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Cháu còn mang theo một quả bóng và mỗi đêm, ở ngôi làng nhỏ này, chúng tôi chơi bóng.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Dia membawa bola sepak, dan kami bermain setiap malam di desa kecil ini.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Él se llevó una pelota de fútbol, y jugamos al fútbol todas las noches en ese pueblito.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Er brachte einen Fußball und wir spielten jeden Abend in dem kleinen Dorf.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.E si era portato una pallone da calcio, e giocavamo a calcio tutte le sere in questo piccolo villaggio.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Hij bracht een voetbal mee, en we voetbalden elke avond in dit kleine dorp.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Hozott magával egy focilabdát, és minden éjjel fociztunk a kis faluban.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Il avait apporté un ballon de foot, et on a joué au foot tous les soirs dans ce petit village.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.우리는 축구공도 가져갔는데 매일밤 마을에서 공을 차며 놀았습니다.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Przywieźliśmy ze sobą piłkę futbolową i co wieczór urządzaliśmy mecze w tej małej wiosce.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Si le-a dus o minge de fobal si jucam fotbal in acel satuc in fiecare seara.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Έφερε μια μπάλα ποδοσφαίρου όπου παίζαμε ποδόσφαιρο κάθε βράδυ σ' αυτό το μικρό χωριό.
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.Він привіз із собою футбольний м'яч, кожного вечора ми грали у футбол у цьому селищі.