Aynanın arkasını kontrol etmişler ve aynanın yakınına beslenmek besin getirmişlerdir.彼らは、後ろを調べて、食べ物を鏡の近くに持っていった。
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.メッセージを寄せたリスナー1名にプレゼント。
Nun'ın suyunu, Ra'nın emri ile yeniden getirmişlerdir.樹徒(きと) 自称・レインの生まれ変わり。
Kilise'nin 1555'te yazdığına göre Portekizliler, cinsel amaçlar için Portekiz'e birçok köle Japon getirmiştir.日本人の奴隷たちはヨーロッパに流れ着いた最初の日本人であると考えられており、1555年の教会の記録によれば、ポルトガル人は多数の日本人の奴隷の少女を買い取り性的な目的でポルトガルに連れ帰っていた。
İtalya henüz savaşa girmeden Mussolini'ye kuşkularını dile getirmişti.バルボはイタリアの宣戦布告前にムッソリーニに対し彼の思っている問題点を、こう述べていた。
Nitekim Fransız mandası gelince bunu kendileri de dile getirmişlerdi.フランス語の ille も嘗てはこの音を表していた。
Apurna bir oğlan çocuğu dünyaya getirmiştir.山吹を男の子と間違えた。
Kendisine kitap verilen peygamberler yeni bir şeriat getirmişlerdir.新約聖書の使徒行伝に登場する。
Bu rolü, ona Young Artist Award adaylığı getirmiştir.これによりヤング・アーティスト・アワードを受賞した。
65 ülke sigara içimine çeşitli sınırlamalar getirmiştir.両製品とも50台限定で発売された。
Bart, evine geri dönmüş ve ailesine hediyeler getirmiştir.マーセルは家へ帰り残骸を彼の家族に見せた。
Bu yasa aynı zamanda tartışmalı bir konu olan Yaz saati uygulamasını da gündeme getirmişti.この土地の譲渡が合法的に行われたかについてはその後も激しい論争の対象になってきた。
Nancy, Freddy’yi gerçek dünyaya çekip getirmiştir.ナンシーにフレディの真実を話す。
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.1713年のユトレヒト条約でヌーベルフランスにも和平が訪れた。
Abbasi halifeleri birçok klasik çalışmayı bir araya getirmiş ve Arapçaya tercüme etmiştir.アッバース朝のカリフは古代の文献を多く集め、それらをアラビア語に訳させた。
O otlardan toplayıp aileye getirmiştir.孤児の里 孤児を引き取って育てている里。
Klasik kuşkuculuğu yeniden gündeme getirmiştir.しかし、陰謀の疑いは再び浮上した。
Katana, "kesme yok" uyarısını basit bir şekilde dile getirmiştir.長野は「感情を交えずに淡々と言います。
Bu şekilde askerlik görevini yerine getirmiş olursunuz.これで兵役を果たしたものとみなされる。
Anya onu cezalandırmış ve iblis haline getirmiştir.孫權為其素服举哀,並遣使者追贈印綬。
Kendisine kitap verilen peygamberler yeni bir şeriat getirmişlerdir.使徒信經(或宗徒信經;唐朝景教譯作師利海經),是基督宗教三大傳統《信經》之一。
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.细胞学说为生命的基础提供了新的角度。
R3000 tasarımı gerçekten pratik bir hale getirmişti ve R4000 Dünya'nın ilk 64-bit tasarımı olarak tanıtıldı.后续产品R3000是真正实用的型号,R4000则是世界上第一个64位RISC芯片。
"StarForce Keyless": StarForce 3.x PRO serisine isteğe bağlı ek özellikler getirmiştir.StarForce Keyless StarForce 3.x PRO 新增的附加功能。
Gözlerinin o kadar iyi görmesine ne gerek vardır?) diye bir şarkı söyleyerek bu korkusunu dile getirmiştir.嵇康对赵至说,他的眼瞳虽然黑白分明,有白起的风度,可惜太小了。
Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş.星空綾子:大地真央 由原著裡的宗教狂老處女變成了前明星。
13 Ağustos 2011'de Haven Garner Warren isimli ikinci kızını dünyaya getirmiştir.2011年生下二女儿黑雯·嘉娜·華倫(Haven Garner Warren)。
1983 yılından bu yana Uluslararası Gençlik Kütüphanesi Blutenburg Kalesini merkezi haline getirmiştir.自1983年開始,布魯騰堡城堡是國際青年圖書館的所在地。
Diğerleri onu adadaki çocukları test etmesi için getirmiştir.职业敏感驱使他亲自登岛去考察这些小家伙。
Musa da Yahudileri Mısır'dan çıkarmış ve Kenan ülkesi'ne getirmiştir.十一月,赐袁象先国姓李,赐名绍安,不久令他归镇。
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.維拉送給人類的禮物。
Ertesi sabah Ustanın gelini olan Delal Kayınbabasının kahvaltısını getirmiş.第二天早晨,大家发现新郎被新娘吃掉了。
Ne ilginçtir ki, Chievo taraftarları bu takma adı bir onur simgesi haline getirmişlerdir.波里尼西亞酋長們以展現他們在浪上的特技來作為其威信的象徵。
NBA'i yerel bir lig olmaktan çıkarıp dünyanın en büyük spor organizasyonlarından biri haline getirmiştir.他被赞誉为使NFL成为世界上最成功的体育联盟之一。
Onlarca değişik milletten insanların bulunması İngilizceyi ikinci bir millî dil haline getirmiştir.演职人员来自十六个不同国家,英语使他们唯一的共同语言。
Yüce Mahkeme ölüm cezasının uygulanması konusunda iki ana sınırlama getirmiştir.Barnes也承认了两个足以让他判死刑的特殊情况。
Fransız direktuvarı Avusturya'nın yeni bir savaş istediğine kanaat getirmişti.法国督政府认定奥地利准备再次发动战争。
Yunanistan'ın ilk birinciliğini 2005 yılında "My Number One" adlı şarkısıyla Elena Paparizu getirmiştir.2005年希腊凭借艾莲娜·帕帕里祖的参赛歌曲《My Number One》首次夺冠。
Arkeolojiye Marksist bakış açısını getirmiştir.他想给马克思主义一个伊斯兰面相。
Böylece o zamana kadar deniz aşırı olan savaşları Kartaca şehrinin kapı eşiğine getirmiş oldu.戰後湖子內大字劃入嘉義市所轄。
Üç kez uzay mekiği görevini yerine getirmiştir.3艘舰艇此前均执行过护航任务。
21 Eylül 2016 tarihinde Dusty Rose adında bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.他們的大女兒在2016年9月21日出生,取名:Dusty Rose Levine。
Peygamberler din getirmemiş, İslamiyet üzere gelmişler, şeriat getirmişlerdir.예언은 인간의 생각에서 나온 것이 아니라 사람들이 성령에 이끌려서 하느님께로부터 말씀을 받아 전한 것.
15 Mayıs 2010 tarihinde Aviana Olea Le Gallo adında bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir.2010년 5월, 아담스는 '아비아나 오 올리아 르 갈로'(Aviana Olea Le Gallo)를 출산했다.
13 Ağustos 2011'de Haven Garner Warren isimli ikinci kızını dünyaya getirmiştir.이후 2011년 8월 13일 둘째 딸인 "헤이븐 가너 워런"(Haven Garner Warren)를 출산하여, 두 아이의 엄마가 되었다.
Larina'ya bir teşekkür hediyesi getirmişlerdir.물론 김영삼에게 줄 선물도 하나 가지고 왔다.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.세포설은 생물의 기본 단위에 대해 새로운 시각을 제공했다.
Büveyhoğulları daha sonra da halife'nin gözlerine mil çektirerek yerine başka bir halife getirmiştir.후일 세조가 등창(피부병)이 도져서 한 사원을 들렀는데 세희와 닮은 아이들을 봤다"고 한다.
Anya onu cezalandırmış ve iblis haline getirmiştir.9월에 한민당이 창당되어 그를 영입하려 하였으나 사양하였다.
Kendisini de saltanat vekilliğine getirmiştir.또한 오질을 위하여 여러 잔치를 베풀어 주었다.
6 Ocak 2011 günü oğlu Flynn Christopher Bloom'u dünyaya getirmiştir.커는 2011년 1월 6일 첫 아이인 "플린 크리스토퍼 블랜차드 코퍼랜드 블룸"(Flynn Christopher Blanchard Copeland Bloom)라는 이름의 아들을 출산하였다.
Alcott Küçük Kadınlar'ın devamını Little Men (1871) ve Jo's Boys (1886) ile getirmiştir.올컷은 이후 2개의 후속작을 발표했는데, 《작은소년들》(1871), 《조의 아들들》(1886)을 각각 내놓았다.
Onunla düet yapmaktan büyük mutluluk duyardım." diyerek, Eminem'e olan hayranlığını dile getirmiştir.박정희가 환생하여 내게 화해의 악수를 청하는 것 같아 기뻤다."라며 박근혜와의 일화를 공개하였다.
II. Hattuşili dönemine ait hiçbir belge ve mühür bulunmamış olması varlığını şüpheli hale getirmiştir.기묘사화 당시 조광조 등을 구명하지 않은 일로 비판과 성토의 대상이 되었다.
Ateşi, darı tohumunu halkına getirmiş, şarap mayalamasını onlara öğretmiştir.담력이 보통 사람보다 특출하였으며 병졸 출신으로 누차 승진하여 벼슬이 대광(大匡)까지 이르렀다.
Solo çalışması hayli ses getirmiştir.극중에서는 목소리로만 등장했다.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.כשנשאל על הנושא ב-2015 אמר שהוא מתחרט על כך.
Hatta Yunan hakimler bile onun Amerikalı olduğuna kanaat getirmişlerdi.עשויים לחשוב, שהבחור הזה עדיין נשאר אמריקאי.
Bu otobiyografi Angelou'ya uluslararası tanınırlık ve beğeni getirmiştir.זכייה זו נתנה לקגנוביץ' פרסום והכרה בינלאומית.
Bu da beraberinde anlamsal değişikliği getirmiştir.כתוצאה מכך ישנו שינוי משמעותי של המשמעות.