Hava soğuk. Paltonu getirmemen aptallık.It's cold. It was foolish of you not to bring your coat.
Kutunun altını üstüne getirmemeye dikkat et.Take care not to turn the box upside down.
Hava açıyor. Bir şemsiye getirmeme gerek yoktu.The weather is clearing up. I needn't have brought an umbrella.
Seni asla buraya getirmemeliydim.I never should've brought you here.
Bunu bir alışkanlık haline getirmemeye çalış.Try not to make a habit of this.
Tom'u seninle getirmemeliydin.You shouldn't have brought Tom with you.
Tom'u yanında getirmemeliydin.You shouldn't have brought Tom with you.
Tom'u buraya getirmemeliydin.You shouldn't have brought Tom here.
Kate, rüyasında Claire'i görür ve Claire Kate'e Aaron'ı geri getirmemesini söyler.Kate has a dream in which Claire tells her not to bring Aaron back to the island.
Şehirdeki yapıların %40'ı gerekli deprem dayanıklılık şartlarını yerine getirmemektedir.In urban areas 40% of the population have unimproved access to sanitation facilities.
Wall Street'e geri getirmeme izin verin.So let me take it back to Wall Street.
Kaç kez buraya çocuk getirmemeni söyledim?I told you not to bring your child.
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.Let me use colors to make it not too confusing.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...It's so obvious, straight in your face, and somebody must have thought of it.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.He shall not defile himself, being a chief man among his people, to profane himself.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.It is better that you should not vow, than that you should vow and not pay.
Ama Armida Sırp olduğumu söyleyince, beni bir daha yanında getirmemesini söylediler.When Armida told them I am a Serb, they asked her not to bring me along anymore.
Hareket, yatırımcının vaatlerini yerine getirmemesi üzerine gerçekleşti.The move comes as the investor failed to meet its commitments.
Gallerli şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi yüzünden sözleşme feshedildi.The contract failed because the Welsh company did not fulfil its obligations.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Cette déviation ne traverse aucun village.
Toprak sahipliliği hakları yeni kurulmuştu ve gelir getirmemekte idi.Le bail du local actuel arrivait à expiration et il n'était pas renouvelé.
Eksiklik de yapılan sözleşmede , sözleşmenin tüm gereklerinin yerine getirmemesi durumudur.Mais tout retard ou tout usage non conforme au contrat n'est pas un détournement.
Kate, rüyasında Claire'i görür ve Claire Kate'e Aaron'ı geri getirmemesini söyler.Más adelante, Kate sueña con Claire que le dice que no debe llevar a Aaron de regreso a la isla.
Tom'u seninle getirmemeliydin.Non avresti dovuto portare con te Tom.
Konunun ne kadar hassas olduğunun farkındayım ve bu konuyu bir politik konu haline getirmemeliyiz.Я многого не знаю об истории этого движения, и поэтому я не являюсь компетентным в этом вопросе человеком.
Toprak sahipliliği hakları yeni kurulmuştu ve gelir getirmemekte idi.Havíamos perdido a posse do bem, era preciso no-la restituir.
Bu durumda da orucun arkasındaki amaç, zevk düşkünü ve bağımlısı olmamak ve zevki olağan hale getirmemektir.Aby člověka v novém roce nepotkalo nic zlého, je zvykem vyhýbat se hořkým a kyselým jídlům a pochutinám.
Kate, rüyasında Claire'i görür ve Claire Kate'e Aaron'ı geri getirmemesini söyler.Kate drømmer at Claire sidder ved Aarons side, og siger hun aldrig må bringe ham tilbage til øen.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Di desa ini juga tidak ada PDAM yang masuk desa ini.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.(5:4) Mieux vaut pour toi ne point faire de voeu, que d`en faire un et de ne pas l`accomplir.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.(5:4) Лучше тебе не обещать, нежели обещать и не исполнить.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Bolje, da ne obljubiš, nego da obljubiš, a ne izpolniš.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Es ist besser, du gelobst nichts, denn daß du nicht hältst, was du gelobst.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Je lepšie, aby si nesľuboval, než aby si sľúbil a nesplnil.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Jobb hogy ne fogadj, hogynem mint fogadj és ne teljesítsd be.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.서원하고 갚지 아니하는 것보다 서원하지 아니하는 것이 나으니
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Lebih baik tidak membuat janji daripada berjanji tetapi tidak menepatinya
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Lépe jest, abys nesliboval, než abys slibě, neplnil.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Mai bine să nu faci nicio juruinţă, decît să faci o juruinţă şi să n'o împlineşti.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Mejor es que no prometas, a que prometas y no cumplas
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Melhor é que não votes do que votares e nao pagares.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Thà đừng khấn hứa , hơn là khấn hứa mà_lại không trả .
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Thà đừng khấn hứa, hơn là khấn hứa mà lại không trả.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.Καλλιον να μη ευχηθης, παρα ευχηθεις να μη αποδωσης.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.По-добре да се не обричаш, Отколкото да се обречеш и да не изпълниш.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.טוב אשר לא תדר משתדור ולא תשלם׃
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.ان لا تنذر خير من ان تنذر ولا تفي.
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.你 許 願 不 還 、 不 如 不 許
Adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir.你 許願 不 還 、 不如 不 許
Durdu ve "Ama bana ihanet edersen," o "Ben doğrudan yapmak yerine getirmemeleri halinde," dedi. akıllıca Mr."De ha elárul engem", mondta, "ha nem tedd, amit direkt Önnek -" Elhallgatott, megérintette Mr.
Durdu ve "Ama bana ihanet edersen," o "Ben doğrudan yapmak yerine getirmemeleri halinde," dedi. akıllıca Mr.그는 일시 중지 - "하지만 당신이 날 배신한다면,"그는 "당신이 내가 당신을 직접적으로하지 않을 경우"고 말했다
Durdu ve "Ama bana ihanet edersen," o "Ben doğrudan yapmak yerine getirmemeleri halinde," dedi. akıllıca Mr."Toda, če me izda," je rekel, "če ne storite, kot sem si neposredno -" se je ustavil, in potrkal rame G.
Durdu ve "Ama bana ihanet edersen," o "Ben doğrudan yapmak yerine getirmemeleri halinde," dedi. akıllıca Mr.واضاف "لكن اذا كنت تخون لي" ، قال : "إذا فشلت في القيام به كما قلت لك مباشرة -- واضاف" انه توقف و
Durdu ve "Ama bana ihanet edersen," o "Ben doğrudan yapmak yerine getirmemeleri halinde," dedi. akıllıca Mr.スマート氏はマーベルの肩を叩く。氏はマーベルは、AT恐怖の悲鳴を与えた
Gerçekten, gerçekten fazla ileri götürebilirsiniz. Wall Street'e geri getirmeme izin verin.Volvamos al tema de Wall Street.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Älköön hän, sukunsa päämies, saattako itseänsä saastaiseksi, ettei hän itseänsä häpäisisi.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Ca unul care este fruntaş în poporul lui, să nu se facă necurat, atingîndu-se de un mort.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Chef parmi son peuple, il ne se rendra point impur en se profanant.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.De priester is een leider van zijn volk en mag zich niet verontreinigen zoals een gewoon iemand dat wel kan.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Eftersom han är en herre bland sina fränder, får han icke ådraga sig orenhet och göra sig ohelig.