Ana içeriğe geç
Sözlük

getirmem ile cümle

getirmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Ne oskruni se naj, ker je gospod med svojim ljudstvom, da bi se onesvetil.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Nepoškvrní se při knížeti lidu svého, tak aby nečistý byl.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Người là đầu trưởng trong dân sự mình, chớ làm mình ra tục mà bị ô uế.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Người là đầu trưởng trong dân_sự mình , chớ làm mình ra tục mà bị ô_uế .
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.No se contaminará profanándose, pues es dirigente en medio de su pueblo
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.O sacerdote, sendo homem principal entre o seu povo, não se profanará, assim contaminando-se.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Signore tra i suoi parenti, non si dovrà contaminare, profanando se stesso
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Teda nezanečistí sa kňaz súc pánom vo svojom ľude, aby sa poškvrnil.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Δεν θελει μιανθη αρχηγος ων του λαου αυτου, ωστε να βεβηλωση εαυτον.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.Като началник на людете си да се не оскверни така щото да стане мръсен.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.לא יטמא בעל בעמיו להחלו׃
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.كزوج لا يتنجس باهله لتدنيسه.
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.祭 司 既 在 民 中 為 首 、 就 不 可 從 俗 沾 染 自 己
Halkı arasında bir büyük olarak kendini kirletmemeli, adına leke getirmemeli.祭司 既 在 民中 為首 、 就 不 可 從俗 沾染 自己
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.D'abord, j'ai pensé, je dois la faire entrer dans la maison.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Đầu tiên, tôi nghĩ, tôi phải để cô ấy vào trong nhà.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.For det første, måtte jeg få hende ind i det hus.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Först tänkte jag att jag måste få in henne i huset.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Întâi m-am gândit, trebuie s-o aduc în casă.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.먼저, 소녀가 베르메르의 집에 있을 구실을 만들었어요.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Nejdřív mě napadlo, nějak jí musím dostat k němu domů.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Per prima cosa, pensai, devo farla entrare in casa.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Pertama, saya berpikir saya harus membuatnya berada di rumah si pelukis.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Po pierwsze, pomyślałam, muszę ją wprowadzić do jego domu.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm."Primeiro," pensei, "tenho que a pôr dentro da casa."
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Primero, pensé: tengo que llevarla a la casa.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Ten eerste dacht ik: ik moet haar het huis inkrijgen.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Úgy gondoltam, először is bevezetem a házba.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Zuerst dachte ich, ich muss sie ins Haus bekommen.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Πρώτα απ'όλα σκέφτηκα, πρέπει να τη βάλω στο σπίτι.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Първо си помислих, че трябва да вляза в къщата му.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Сначала я подумала: нужно, чтобы она как-то оказалась в доме.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.Спочатку я подумала, що вона має бути в його будинку.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.חשבתי שקודם כל אני צריכה למקם אותה בבית.
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.قمت بالتفكير بأنه يجب علي جلبها للمنزل أولاً
Her şeyden önce kızı eve getirmem gerektiğini düşündüm.彼女を家に入れなきゃいけない フェルメールは彼女をどうやって知ったのだろう?
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.Ci serviva prendere quello che avevamo costruito e creare una piattaforma da usare ovunque nel mondo.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.우리가 만든 것을 가지고 플랫폼을 만들어 다른 곳에서도 쓰일 수 있도록 할 필요성을 느꼈습니다.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.Museli jsme vzít, co jsme už měli a vytvořit z toho platformu, která by bylo použitelná kdekoliv na světě.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.Museli sme vziať čo sme už mali a vytvoriť z toho platformu, ktorá by bola použiteľná kdekoľvek vo svete.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.We moesten dit gebruiken voor een platform zodat het elders ook gebruikt zou kunnen worden.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.Ми мали взяти те, що збудували, й створити з цього платформу, щоб її могли використати будь-де в світі.
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.והיינו חייבים לפתח אותה לכיוון של פלטפורמה שתפעל בכל מקום בעולם
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.أحتجنا أخذ ما بنيناه ونصنع منه منصة يمكن إستخدامها في أماكن أخرى في العالم
İnşaa ettiğimizi, dünyanın her yerinde kullanılabilecek bir platform haline getirmemiz lazımdı.それを元に、世界のどこでも使えるプラットフォームを作りました これが開発チームで
Kaç kez buraya çocuk getirmemeni söyledim? Ha?كم من مرة طلبت منك الا تحضر ابنتك هنا
Kaç kez buraya çocuk getirmemeni söyledim?Je t'ai dit de ne pas emmener ton enfant.
Kaç kez buraya çocuk getirmemeni söyledim?Mondtam, hogy ne hozza ide a gyerekét.
Kaç kez buraya çocuk getirmemeni söyledim?Πόσες φορές σου έχω πει να μην φέρνεις εδώ το παιδί σου;!
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.Deixem-me usar cores para que não seja tão confuso.
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.Dejenme usar colores para hacerlo menos confuso.
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.Fatemi utilizzare dei colori per non renderlo troppo confusionario.
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.Permettez-moi d'utiliser des couleurs pour la ne rendre pas trop confus.
Karışık hale getirmemek için rengi değiştiriyorum.اسمحوا لي أن استخدام الألوان
laboratuvara getirmemizi sağlıyor.배의 실험실까지 가져갈 수 있습니다.
laboratuvara getirmemizi sağlıyor.להביאה למעבדה באוניה,
laboratuvara getirmemizi sağlıyor.أحضرناه الى مختبر بالقارب.
laboratuvara getirmemizi sağlıyor.そしてあることをして光らせました
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...C'est tellement évident, ça saute aux yeux,, et quelqu'un devait y avoir pensé.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Das ist so offensichtlich, sonnenklar, und jemand musste diese Idee doch gehabt haben.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod