Bu olayı yerine getirmek için sandığınızdan daha az çeşitlilik var.Rozsah možností u této události je užší než jste předpokládal.
Bu olayı yerine getirmek için sandığınızdan daha az çeşitlilik var.Вариантите са все по-ограничени.
Bu olayı yerine getirmek için sandığınızdan daha az çeşitlilik var.Наши возможности уже, чем можно подумать.
Bu olayı yerine getirmek için sandığınızdan daha az çeşitlilik var....المدى لتحقيق هذا الحدث أضيق مما تتصور
Bu özellik devam eder. Bu noktayı daha açık bir hale getirmek istiyorum.E voglio essere molto chiaro.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.이 프로젝트를 하는데에는 약 10년이 걸렸습니다.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Au fost necesari circa 10 ani pentru a pune pe picioare proiectul.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Ci sono voluti circa 10 anni per organizzare il progetto.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Đã mất khoảng 10 năm để thành lập dự án này
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Die Planung des Projekts beanspruchte ca. 10 Jahre.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Het duurde ongeveer 10 jaar om dit project op poten te zetten.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Il a fallu environ 10 ans pour mettre ce projet en place.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü. İşte bulduğumuz şey.Χρειάστηκαν 10 χρόνια για να επιτευχθεί αυτή η έρευνα και αυτά είναι τα ευρήματά μας.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Körülbelül 10 évbe telt a projekt megvalósítása.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Levou cerca de 10 anos a montar este projeto.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Organizar este proyecto llevó unos 10 años.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Perlu waktu 10 tahun untuk mewujudkan projek ini
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Zmontowanie projektu zajęło jakieś 10 lat.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Отне ни около 10 години, за да организираме този проект.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.Чтобы реализовать проект, понадобилось десять лет.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.זה לקח בערך 10 שנים לארגן את הפרוייקט הזה.
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.واستغرق الأمر حوالي عشر سنوات
Bu projeyi biraraya getirmek yaklaşık 10 yıl sürdü.これが発見したものです
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Cependant, il y a une chose que j'aimerais éclaircir avec vous c'est quand par exemple....
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.C не е копие от него, ние не направихме копие от него и не направихме c да се отнася за това.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Eine Sache möchte ich noch klarstellen.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Haluan tehdä yhden asian selväksi.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.한 가지 짚고 넘어가야 할 게 있는데,
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Soms wil je graag een kopie van b maken.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Van még egy dolog, amit tisztázni szeretnék.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.W tej chwili chcę wyjaśnić dobrze jedną rzecz gdy...
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.Τώρα υπάρχει ένα πράγμα που πρέπει να κάνω ξεκάθαρο.
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.כעת יש דבר אחד שאני רוצה להבהיר
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.الآن هناك شيء مهم أريده أن يكون واضحا
Burada açıklık getirmek istediğim bir nokta var.その前に、新しい
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđuAle pokud by jste řekli "print b", tak by jste také dostali [1, 13, 15].
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđu하지만 여기서 중요한 건 c 와 b 가 같은 대상을 가리키고 있다는 겁니다. 같은 대상을 참조하는 거에요. 어떻게 되는지 보세요.
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđuDus c verwijst naar precies hetzelfde. c is niet een kopie daarvan, we hebben er geen kopie van gemaakt.
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđuMutta haluan tehdä selväksi, että tämän jälkeen c ja b viittaavat samaan asiaan. Ne viittaavat samaan asiaan.
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđuИ това е, защото това повикване върху тук или тази декларация върху тук
Burada açıklık getirmek istediğim şey c ile b nin aynı şeyi işaret ediyor olduđu同じものを参照しているので、このようなことが起きます。 メモリには、7、13、15のリストが存在します。
Burada açıklık getirmek istediğim şey sürtünme kuvvetinin her zaman 49N olmadığıdır. -Одно уточнение. Все время сила трения не была постоянна и равной 49 Н.
Burada açıklık getirmek istediğim şey sürtünme kuvvetinin her zaman 49N olmadığıdır. -Ще одне, що я хочу пояснити, це те, що протягом цього часу сила тертя не мала сталого значення 49 Ньютонів.
Burada açıklık getirmek istediğim şey sürtünme kuvvetinin her zaman 49N olmadığıdır. -צריך להבהיר כאן, שכוח החיכוך אינו בעל ערך קבוע של 49 ניוטון.
Burada açıklık getirmek istediğim şey sürtünme kuvvetinin her zaman 49N olmadığıdır. -ان الشيئ الذي اريد اثباته هنا هو خلال فترة التأثير كانت قوة الاحتكاك غير ثابتة عند القيمة 49 نيوتن
Burada en son yapacağımız tekrar spreyleyip, ortamı mat hale getirmek ki böylece kan kırmızısı olmasın.Come ultima cosa, spruzziamo ancora, ma con una soluzione opaca, così non sbiadisce.
Burada en son yapacağımız tekrar spreyleyip, ortamı mat hale getirmek ki böylece kan kırmızısı olmasın.Mais en dernier recours, vaporise un peu de mat de sorte que ça ne dégouline pas.
Burada en son yapacağımız tekrar spreyleyip, ortamı mat hale getirmek ki böylece kan kırmızısı olmasın.Pero la última cosa para ese, rocialo de nuevo, pero con un poco de medios mate de tal manera que no sangre.
Burada en son yapacağımız tekrar spreyleyip, ortamı mat hale getirmek ki böylece kan kırmızısı olmasın.Αλλά το τελευταίο πράγμα είναι να το περάσω πάλι με σπρέι, αλλά και πάλι λίγο θαμπά για να μην στάζει.
Buradaki amaç yeni bir tercüme arayüzü ve zamanlama arayüzü yaratarak, çalışmanızı daha akışkan hale getirmek.Mon nom est Dean.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.저희가 하려는 것은 사진을 불러와서 3차원 모델 공간으로 투사하는 것입니다.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Aquí estamos intentando tomar la imagen y proyectarla en un modelo espacial 3D.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Deci aici încercăm să aducem imaginea şi o proiectăm în spaţiul modelului 3D.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Hier proberen we de afbeeldingen een plaats te geven in de 3D-ruimte.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Ici, nous essayons d'importer l'image et de la projeter dans l'espace du modèle 3D.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Itt most megkíséreljük a képet rávetíteni a 3D-s modelltérre.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Stiamo cercando di prendere l'immagine e proiettarla in un modello spaziale 3D.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Tak więc, próbujemy rzutować obraz w przestrzeń trójwymiarowego modelu.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Wir versuchen die Bilder und das Projekt in ein 3-D-Modell zu bringen.
Burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir.Προσπαθούμε να φέρουμε την εικόνα και να την απεικονίσουμε σε διάστημα 3-D μοντέλων.