Karını partiye niçin getirmedin?Why didn't you bring your wife to the party?
Çabalar sonuç getirmedi.The efforts brought about no effect.
O, sözünü yerine getirmedi.He didn't carry out his promise.
Mavi gökyüzü beni yanılttı bu yüzden bir şemsiye getirmedim.The blue sky fooled me so I didn't bring an umbrella.
Tom bu sabah toplantıda konuyu gündeme getirmedi.Tom didn't bring the matter up at the meeting this morning.
Bir harita getirmediğim için kendimi tekmeleyebilirdim.I could kick myself for not bringing a map.
Onlar şartları yerine getirmediler.They did not fulfill the conditions.
Alyansımı yanımda getirmedim.I didn't bring my wedding ring with me.
Deneyim, paranın mutluluk getirmediğini gösteriyor.Experience has shown that money does not bring happiness.
O, yükümlülüklerini yerine getirmedi.He didn't fulfill his obligations.
Sen herhangi bir şey getirmedin mi?Didn't you bring anything?
Onları getirmedim.I didn't bring them.
Tom onu getirmedi.Tom didn't bring it.
Tom onları getirmedi.Tom didn't bring them.
Onları buraya getirmedim.I didn't bring them here.
Tom bir kamera getirmedi.Tom didn't bring a camera.
Getirmediğim bir şey var.There's something I don't get.
Tom anahtarlarını getirmedi.Tom didn't bring his keys.
Onu geri getirmedik.We didn't bring it back.
Hiç kalın giysi getirmedim.I didn't bring any warm clothes.
Bir ceket bile getirmedim.I didn't even bring a jacket.
Yeterli para getirmedim.I didn't bring enough money.
Neden bugün şapkanı getirmedin?Why didn't you bring your hat today?
Sen hiçbir şey getirmedin.You brought nothing.
Sen hiçbir şeyi geri getirmedin.You brought nothing back.
Tom yükümlülüklerini yerine getirmedi.Tom didn't fulfill his obligations.
Bana onu getirmediğini söyleme.Don't tell me you didn't bring it.
Sen bana bugün yağmur yağmayacağını söyledin, bu yüzden bir şemsiye getirmedim.You told me it wouldn't rain today, so I didn't bring an umbrella.
Onu bizimle getirmedim.We didn't bring it with us.
Hayır, biz hiçbir şey getirmedik.No, we didn't bring anything.
Tom asla buraya kimseyi getirmedi.Tom never brought anyone here.
Hiç kimse çatal-bıçak takımlarını partiye getirmedi.Nobody brought eating utensils to the party.
Tom istediğimi getirmedi.Tom didn't bring what I asked for.
Dan görevini yerine getirmedi.Dan didn't fulfill his duty.
Dan bir kamera bile getirmedi.Dan didn't even bring a camera.
Gitarını getirmedin, değil mi?You didn't bring your guitar, did you?
Neden şemsiye getirmedin?Why didn't you bring an umbrella?
"Neden şemsiyeni getirmedin?" "Bu sabah böyle iyi hava vardı!""Why didn't you bring an umbrella?" "It was such good weather this morning!"
Tom bugün aletlerini yanında getirmedi.Tom didn't bring his tools with him today.
Her zamanki gibi o bana bir şey getirmedi.As usual he brought me nothing.
"Şimdi üzerinde ne kadar para var?" "Üzgünüm, cüzdanımı getirmedim.""How much do you have on you now?" "Sorry, I didn't bring my wallet."
Tom'u getirmediğine şaşırdım.I'm surprised you didn't bring Tom along.
Gerçeği söylemek gerekirse, hiç para getirmedim.To tell the truth, I haven't brought any money.
Tom sözünü yerine getirmedi.Tom broke his word.
Neden beni daha önce buraya getirmedin?Why haven't you brought me here before?
Nasıl olur da sen beni daha önce buraya getirmedin?How come you never brought me here before?
Niçin onu eve getirmedin?How come you didn't bring it home?
Neden onu eve getirmedin?Why didn't you bring it home?
Anahtarlarımı getirmedim.I didn't bring my keys.
Ben bir şey getirmedim.I didn't bring anything.
Ne Marx, ne de ben, hiçbir zaman daha fazlasını dile getirmedik.More than this neither Marx nor I ever asserted.
Rüzgarın "değiştiğini", ancak beklenen dönüşünü getirmediğini açıklıyor.He explains that the wind did change, but that it did not bring her expected return.
Bu ayrıntılı açıklamanın kilisenin “resmî” duruşunu meydana getirmediği unutulmamalıdır.This elaboration does not constitute the "official" position of the church.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.But these tactics were not able to provide either side with a decisive victory.
Ancak kendisi de büyük kayıplar verdiği için başarısının arkasını getirmedi.Problems only get bigger when he also loses his job.
Aslında, bunu aklıma hiç getirmedim, yani...Well, I didn't have that in mind, so ...
30 yıllık gül bahçesi diplomasisi bize bu çatışmada barış getirmedi.30 years of rose garden diplomacy have not delivered us peace in this conflict.
Biz, zamanı geçmiş programların, zamanımızın ihtiyaçlarını yerine getirmediğini anlıyoruz.We understand that outworn programs are inadequate to the needs of our time.
-Ah, tabi, tencere ve kapak olayı, o kızı neden getirmedin?Ah, right, the ball and chain: why didn't you bring her?
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.Technology has not delivered political change in Iran.