Ana içeriğe geç
Sözlük

getiriyorlar ile cümle

getiriyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar İngiltere'den kumaş getiriyorlar.They bring cloth from England.
Şimdi sorgulamak için onu içeri getiriyorlar.They're bringing him in for questioning now.
Onlar misafirleri ağırlamak için Allah'ın emrini yerine getiriyorlar.They are fulfilling the commandment to host guests.
Çocuklar mantar arıyorlar ve onları eve geri getiriyorlar.The children are looking for mushrooms and bringing them back to the house.
Okulda size öğle yemeği getiriyorlar mı?Do you have a lunch service at school?
Her dükkân ayrı bir parçada uzman... ...ve en sonunda bir araya getiriyorlar.Each shop specialises in certain... bits and pieces, and then they're put together.
Yeteri kadar yıldız oluştuğunda bir galaksi meydana getiriyorlar.When enough stars come out, they create a galaxy.
Ve biliyorsunuz ki dünyayı tamamen değişik bir yer haline getiriyorlar.And you know they're going to make a hell of a difference to the world.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.They brought all sorts of different computers with them.
Bunlarin hepsini biraraya getiriyorlar.They combine all that.
Ve beraberinde güzel bir hikaye getiriyorlar.And they carry a nice story with them.
Yani arada bir oluyor, bana bir şey getiriyorlar. Eğer benim ilgimi çekiceğini hissederlerse.So it happens once in a while that they bring something if they feel that it may interest me.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.But these protocells satisfy these general requirements of living systems.
Mahkumlar söz dinlemiyorlardı ve rollerini yerine getiriyorlardı.The prisoners were disobidient and they started acting out their roles.
Aslında bizi daha beter hale getiriyorlar.They actually make us worse off.
İşte bu kanalın ısısını alıp dört dereceli ısı değişimine getiriyorlar.This takes the temperature of the canal and turns it into this four-degrees of heat exchange.
Ya bakteri zarını patlatıyorlar, ya da bakteriyi, DNA'sını kopyalayamaz hale getiriyorlar.They either pop the bacterial membrane, they make the bacterium so it can't replicate its DNA.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.They're actually bringing their computers so they can play games against each other.
Bütün duyuların, kim için kim için hisleri getiriyorlar?All your senses, for whom do they for whom do they bring sensations?
Damgalamanın sorunlarını dile getiriyorlar.They bring out the issues of stigma.
Artık yeni veriler getiriyorlar.It's actually they're now bringing new data.
Puja'yı yerine getiriyorlar.They are performing puja.
Çiftçiler cesetleri buluyor, gömeceklerine buraya getiriyorlar.De quem é aquele?
İşte bak senin hakkında nasıl tutarsız misaller getiriyorlar.Just see what comparisons they bring up for you!
Özlerinde olmayan söze getiriyorlardı. Onların bütün gizlediklerini Allah bilir.They say with their mouths what is not in their hearts; but God knows what they hide.
Özlerinde olmayan söze getiriyorlardı.They utter from their mouths what is not in their hearts.
Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayan söze getiriyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
Kosova'daki siyasi ve dini liderler de benzer temaları dile getiriyorlar.Political and religious leaders in Kosovo have been sounding similar themes.
Yetkililer, sözleşmenin uygulanmasıyla ilgilenecek yeni bir yapı meydana getiriyorlar.Authorities are establishing a new structure that will deal with implementation of the contract.
Geri vuramazlar ama kesinlikle geviş getiriyorlar."[1]They may not hit back, but they definitely ruminate."[33]
Çin'den parçalar ithal edip Pakistan'da bir araya getiriyorlar.Les pièces sont importées de Chine et assemblées en Éthiopie.
Şovu, bir tür manevi bir sonuca getiriyorlardı ve bu doğru olandı bence ...Ho accettato questo cliché come una finzione, questo è tutto.
Yapılan tasarıya karşı duranlar Lin'in Asya kökenli olmasından ötürü de itirazlarını dile getiriyorlardı.Eltitkoltad előle Alan leveleit, csak azért, mert gyűlölted az idegeneket.
Çin'den parçalar ithal edip Pakistan'da bir araya getiriyorlar.由中国提供部件,在埃及组装。
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı."Včasih sem šel vsak teden k spovedi" (angleščina).
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı.Kiekvieną savaitę iškrenta po vieną dalyvį; jis turi atskleisti savo paslaptį.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Aber diese Protozellen erfüllen die allgemeinen Voraussetzungen lebender Systeme.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ale te protokomórki spełniają ogólne wymagania dla żywych organizmów.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ale tieto protobunky spĺňajú hlavné požiadavky na živé systémy.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Hlavní totiž je, že splňují obecná kritéria živého systému.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Însă aceste protocelule satisfac aceste cerinţe generale ale sistemelor animate.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.하지만 이 프로토셀들은 생물계의 일반적인 필요조건을 충족시킵니다
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Maar deze protocellen voldoen aan de algemene voorwaarden van levende systemen.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Mais ces protocellules remplissent ces exigences générales des systèmes vivants.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ma queste protocelle soddisfano quei requisiti generali per i sistemi viventi.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Nhưng những tế bào nguyên mẫu thỏa mãn những điều kiện chung này của cơ thể sống.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Pero estas protocélulas satisfacen estos requisitos generales de los sistemas vivos.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Tapi sel-sel proto ini memenuhi persyaratan umum ini dari sistem yang hidup.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Αυτά τα πρωτοκύτταρα ικανοποιούν τις βασικές απαιτήσεις των έμβιων συστημάτων.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Но тези протоклетки отговарят на тези общи изисквания за живи системи.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Но эти протоклетки удовлетворяют общих требованиям к живым системам.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Проте усі ці протоклітини відповідають загальним вимогам живих систем.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.אבל הפרוטו-תאים הללו עונים על הדרישות הכלליות של מערכות חיות.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.لكن هذه الخلايا الأولية تفي بالشرائط العامة للأنظمة الحية،
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.一般的な条件を満たします こんな化学的な人工生命の実験を通して
Artık yeni veriler getiriyorlar.새로운 데이터를 갖고 왔으니까요
Artık yeni veriler getiriyorlar.Se trata de que están incorporando nuevos datos.
Artık yeni veriler getiriyorlar.To oni dostarczają wam teraz wszelkich informacji.
Artık yeni veriler getiriyorlar.Фактично, вони приносять нові дані.
Artık yeni veriler getiriyorlar.هم الآن يجلبون بيانات جديدة بالفعل.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod