Ana içeriğe geç
Sözlük

getiriyor ile cümle

getiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu da politik ve ekonomik sistemi hatıra getiriyordu.La seconda appoggiava il sistema politico/economico esistente.
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.In generale, il Vaticano criticò il Pfr per la sua propaganda ingannevole.
Bu kitap insanların aklına iyilik fikrini getiriyor.Эта книга несёт людям идею доброты.
Deneyler farklı sonuçlar getiriyordu.Эти исследования давали различные результаты.
"Bakın Allah size kendi hayatınızdan bir örnek getiriyor.В Вас живёт Бог!».
Ayrıca kasaya 1020 mAh'lik ek bir pil daha mobil ve kullanışlı hale getiriyor.А дополнительная батарея на 1020 мАч, встроенная в чехол, делает его более мобильным и удобным.
Üzüntümü dile getiriyorum ve derin bir şekilde bu saldırıyı yapanları kınıyorum.أدين هذا الاعتداء أشد إدانة، وأبعث بأحر التعازي لعائلات الذين سقطوا قتلى في هذا الهجوم».
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.وكانت أرملة الرجل الذي قتله تزوره بشكل متكرر لتُزوده بالكتب اللازمة ليجمع المصطلحات.
Fakat Oğuz destanı, Kıpçağı Oğuz-Han'ın soyundan değil, nihayet askerlerinden birisinin neslinden getiriyordu.Não tendo o seu tio tido descendência, acabou por herdar os bens deste (incluindo o Palacete Doglioni).
Lifehacker, Trello hakkkında "Proje işbirliğini kolay ve eğlenceli hale getiriyor" tanımı yapmıştır.Lifehacker afirma que a colaboração de projetos é simples e bem agradável.
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.Conversava com os pais sobre seu comportamento, acompanhava tudo com interesse.
İlgisiz ya da nankör kılan aynı sakatlık o zaman büyük ruhlu hale getiriyordu beni."O abatimento físico, que nos prostrava, também era grande."
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.Em seu resumo, o relatório continha críticas em relação ao IPCC.
Deneyler farklı sonuçlar getiriyordu.Outras pesquisas mostraram diferentes resultados.
Fakat Oğuz destanı, Kıpçağı Oğuz-Han'ın soyundan değil, nihayet askerlerinden birisinin neslinden getiriyordu.Zij liet haar echtgenoot weten dat als hij niet zou ondertekenen, zij en de kinderen hem zouden verlaten.
Ancak bu çalışmalar yanında birçok kavga getiriyordu.Niettemin bracht dit tal van oorlogen met zich mee.
Bu gelişme, düzlüklerde yaşayanlara büyük bir dezavantaj getiriyordu.Dit zorgde voor grote overlast voor de bewoners van de vlaktes.
Koichi Hayashida yönettiği oyun, stereoskopik 3D kullanımını getiriyor.Wyreżyserowana przez Koichi Hayashidę, wykorzystuje efekt stereoskopowego 3D.
"YKS ne getiriyor?...Biorę Dupek Idol Co się tak gapisz?
Rick ve Vali'yi ilk (ve muhtemelen son) buluşmaları için bir araya getiriyor.Zaprasza jego i Gordona do siebie.
Sıklıkla öldürdüğü adamın dul eşi tarafından ziyaret ediliyordu ve kadın ona kitaplar getiriyordu.Det sägs att han ofta besöktes av änkan till den man han sköt, och att hon lämnade böcker till honom.
Deneyler farklı sonuçlar getiriyordu.Testerna har gett olika resultat.
"YKS ne getiriyor?..."Vad gör Yuto?"
Türk Ceza Yasası Kadınlara Neler Getiriyor?Той запитав, яке покарання несуть у них прелюбодеи.
Fakat Oğuz destanı, Kıpçağı Oğuz-Han'ın soyundan değil, nihayet askerlerinden birisinin neslinden getiriyordu.Nařídil svému synovi, aby manželku zabil; ten to však nedokázal a místo toho ji zanechal v hustém lese.
Deneyler farklı sonuçlar getiriyordu.Výsledky byly různé.
Türk Ceza Yasası Kadınlara Neler Getiriyor?Unde se întoarce victima femeie?
Yapılan tasarıya karşı duranlar Lin'in Asya kökenli olmasından ötürü de itirazlarını dile getiriyorlardı.Eltitkoltad előle Alan leveleit, csak azért, mert gyűlölted az idegeneket.
Saçları besliyor ve yumuşak hale getiriyor.Senere bliver den håret og glat.
Deneyler farklı sonuçlar getiriyordu.Det gis forskjellige dateringer.
Bu da şifreleme algoritmasını çok karmaşık bir hale getiriyordu.Han utviklet også en algoritme for automatisk komposisjon.
Serbest bırakılan köleler azatlı tabakasını meydana getiriyordu.Deres slaver ble satt fri av frigjøringsproklamasjonen.
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.Derfor velger de sine ord med omhu, og uttaler seg bare om viktige saker.
Ancak bu yükseliş için yapıaln transferler ekonomik durumu gitgide kötü hale getiriyordu.De økte lønnsøkningene gjorde denne situasjonen verre.
Halk bayram kutlayacak, siz yasak getiriyorsunuz.András mengadakan sidang umum dan melarang Borşa.
Bu sürüm, bir kaydın ritmini ayarlamak için bir araç olan Flex Time gibi yeni özellikler getiriyor.Phiên bản này mang các tính năng mới như Flex Time, một công cụ để điều chỉnh nhịp độ của bản ghi.
"Bakın Allah size kendi hayatınızdan bir örnek getiriyor.あなた方の呼ぶアッラーが、真実のアッラーであると言う証拠を出してご覧。
İran, Afganistan, Çin ve Tibet'teki iki ülkenin çıkarları arasındaki çekişmelere çözüm getiriyordu.イラン、アフガニスタン、チベットにおける両国の勢力範囲を決定した。
Bu da topun tanksavar özelliğini etkisiz hale getiriyordu.これは特に戦車の履帯を傷つける効果があった。
Halk bayram kutlayacak, siz yasak getiriyorsunuz.庆捕推得实,趣令就禁。
Saçları besliyor ve yumuşak hale getiriyor.剃除鬚髮,度為沙彌,受具足戒。
Microsoft Visual Studio, Ethereum Solidity dilini uygulama geliştiricilerine açık hale getiriyor.Microsoft Visual Studio提供程式開發者使用Solidity程式語言。
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.好些朋友勸她三思,她仍執意前去。
Çin'den parçalar ithal edip Pakistan'da bir araya getiriyorlar.由中国提供部件,在埃及组装。
Oldukça zevkli olan bu eklenti pakedi, içerisinde SPA 'ların ve setlerin bulunduğu bir kasaba getiriyor.그는 말쑥하고 아름다운 마을이 사실 사람과 장소에 관한 plethora로 덮혀있다는 것을 발견한다.
Tüm enerji formları toplam kütle ve toplam enerjiyi meydana getiriyordu.그렇지만 모든 형태의 내적 에너지들은 물체의 질량, 관성, 전체 에너지를 구성하게 된다.
Tom sadece emirleri yerine getiriyordu.טום פשוט מילא פקודות.
Tom sadece emirleri yerine getiriyordu.טום רק מילא פקודות.
Yanni sadece emirleri yerine getiriyordu.יאני פשוט מילא פקודות.
Yanni sadece emirleri yerine getiriyordu.יאני רק מילא פקודות.
Lifehacker, Trello hakkkında "Proje işbirliğini kolay ve eğlenceli hale getiriyor" tanımı yapmıştır.Lifehacker казва, че то "прави сътрудничеството по проект просто и някак приятно".
Fakat Oğuz destanı, Kıpçağı Oğuz-Han'ın soyundan değil, nihayet askerlerinden birisinin neslinden getiriyordu.Впоследствие се ражда синът им и той бива отгледан спрямо дадените им насоки.
Serbest bırakılan köleler azatlı tabakasını meydana getiriyordu.Робите получили обещаното им освобождение.
Yine de Prens onu kurtarak kendi zamanına getiriyor.Poticaj za to dolazio joj je od samoga Spasitelja.
Halk bayram kutlayacak, siz yasak getiriyorsunuz.Narodna skupština je raspuštena i rad stranaka zabranjen.
Taejo, güçlü bir koalisyon oluşturmak için düşmanlarını bile getiriyordu.Tchädžo sa snažil do svojej koalície priviesť aj nepriateľov.
Bu geçen zaman içinde O özel bir görevi de yerine getiriyordu.V tem času je opravljal tudi vojaško obveznost.
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı."Včasih sem šel vsak teden k spovedi" (angleščina).
Her hafta ayrı bir bahane getiriyorlar" ifadelerini kullandı.Kiekvieną savaitę iškrenta po vieną dalyvį; jis turi atskleisti savo paslaptį.
Sınırları aşağı yukarı belirli bir bölgede yaşamak, kişisel eşya edinmeyi olanaklı hale getiriyordu.Gyvendamos bandose lamos spjaudosi, kad sudrausmintų žemesnio rango individus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod