O hikaye New York'ta tanıştığım kişiyi akla getiriyor.That story brings to mind the person I met in New York.
Bu iş onu ayda ekstra 60.000 yen getiriyor.That job brings him in an extra 60,000 yen a month.
Bir yıl içinde iş ona 8000 dolar getiriyor.The business brings him in 8000 dollars a year.
Kameranı getiriyor musun?Are you bringing your camera?
Bu çocuğu şımartmamalısın çünkü onu bencil hâle getiriyor.You shouldn't indulge that child. It will make him very selfish.
Partinize geliyorum ve sana alışılmadık bir hediye getiriyorum.I'm coming to your party and bringing you an unusual present.
Yatmaya gitmeden önce dişlerimi fırçalamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule to brush my teeth before I go to bed.
Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.I make it a rule to take a walk before breakfast.
Randevular için asla geç kalmamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule never to be late for appointments.
Bahar sıcak hava ve güzel çiçekler getiriyor.Spring brings warm weather and beautiful flowers.
O, her gün bahçede iki saat çalışmayı bir kural haline getiriyor.He makes it a rule to work in the garden for two hours every day.
Her gün üç saat İngilizce çalışmayı kural haline getiriyorum.I make it a rule to study English for 3 hours every day.
Oyuna kimi getiriyorsun?Who are you bringing to the play?
Vay, bu, anıları geri getiriyor. Bu, ben beş yaşındaykenki bir resim.Wow, this brings back memories. This is a picture of when I was five years old.
O sadece seni gaza getiriyor.He's only winding you up.
Paul randevulara geç kalmamayı kural haline getiriyor.Paul makes it a rule not to be late for appointments.
Birisini getiriyor musun?Are you bringing anyone?
Birisini mi getiriyorsun?Are you bringing anyone?
Ben sadece şahsi eşyalarımı getiriyorum.I'm only bringing personal items.
Ben sadece iki valiz getiriyorum.I'm only bringing two suitcases.
Ben sadece bu alışveriş çantasını getiriyorum.I'm only bringing this shopping bag.
Yalnızca kullanılmış kıyafetler getiriyorum.I'm only bringing used clothes.
O bunu daha da özel hale getiriyor.That makes it even more special.
Ben İbranice öğrenmeyi saplantı haline getiriyorum.I am obsessed with learning Hebrew.
Onlar İngiltere'den kumaş getiriyorlar.They bring cloth from England.
Tom'u benimle birlikte getiriyorum.I'm bringing Tom along with me.
Eve bir pizza getiriyorum.I'm bringing home a pizza.
İşçi su getiriyor.The worker is bringing water.
O bunu daha açık hale getiriyor mu?Does that make it any clearer?
Hangisini getiriyorsun?Which one are you bringing?
Tom Mary'yye bir fincan çay getiriyor.Tom is getting Mary a cup of tea.
Ford yakında yeni modelleri getiriyor.Ford is bringing out the new models soon.
Yeni bir yardımcı dile ihtiyacımız yok, İngilizce zaten o rolü yerine getiriyor.We do not need a new auxiliary language, the English language already fulfills that role.
Bu, işleri açık hale getiriyor.That makes things clear.
Şimdi sorgulamak için onu içeri getiriyorlar.They're bringing him in for questioning now.
Neden onu şimdi getiriyorsun?Why bring it up now?
Bütün bunlar yeni sorular getiriyor.All this brings up new questions.
Tom erken kalkmayı bir kural haline getiriyor.Tom makes it a rule to get up early.
Onlar misafirleri ağırlamak için Allah'ın emrini yerine getiriyorlar.They are fulfilling the commandment to host guests.
Onlar misafirleri ağırlama emrini yerine getiriyor.They are fulfilling the commandment to take in guests.
Bu, konuyu içinden çıkılmaz hale getiriyor.That is complicating the matter.
Ah, Vassili, seni bu lanetli yere ne getiriyor?Oh, Vassili, what brings you to this accursed place?
Bu resimler kötü anıları geri getiriyor.These pictures bring back bad memories.
Sadece emirleri yerine getiriyordum.I was only following orders.
Ben şarap getiriyorum.I'm bringing wine.
Çocuklar mantar arıyorlar ve onları eve geri getiriyorlar.The children are looking for mushrooms and bringing them back to the house.
Okulda size öğle yemeği getiriyorlar mı?Do you have a lunch service at school?
O bir soru daha getiriyor.That raises another question.
Tom papazın önerdiği kefareti yerine getiriyor.Tom is doing penance.
Neden hep bunu getiriyorsun?Why do you always bring that up?
Neden onu her zaman getiriyorsun?Why do you always bring that up?
Ay sonunu zor getiriyorum.I live from paycheck to paycheck.
Ay başını zor getiriyorum.I live from paycheck to paycheck.
Bu şarkı anıları geri getiriyor.This song brings back memories.
Anneler hayatı dünyaya getiriyor.Mothers bring life into the world.
Bu beni gençliğime geri getiriyor.This brings me back to my youth.
Bu yağışlı sezon çok tahrip getiriyor.This rainy season brings a lot of destruction.
Sami İslami görevlerini eksiksiz yerine getiriyordu.Sami practised Islam to its fullest.
Sami İslami vecibelerini eksiksiz yerine getiriyordu.Sami practised Islam to its fullest.
Sami sadece acısını dile getiriyor.Sami is just expressing his pain.