Yaygın olarak insanların el ve ayaklarını tutmaz hale getirirler.Obično se ne pokrivaju lice, ruke i noge na ikoni.
Hatta Raif'i de çok naif bulduğunu dile getirir.Gigi je također i glup te naivan.
İslam'daki Tanrı tanımıyla, Hristiyanlıktaki İslam'da bulunmayan Tanrı tanımlarını bir araya getirir.Isus u islamu nema značaj koji ima u kršćanskoj religiji.
Aynı zamanda tekerleklerin yolu iyi kavramaları gibi önemli bir fonksiyonu da yerine getirirler.Isto tako je ručno kolo pogodno za izradu velikih posuda.
Kerim Bey iki köpek daha getirir.Steven Knight plánuje ďalšie dve série.
Dilim oluşturma pazarlama operasyonlarını en karlı alıcılara yönlendirmeyi olanaklı hale getirir.Segmentovanie umožňuje zamerať marketingové postupy na najlukratívnejších zákazníkov.
İşte bu bilimsel devrimlerde paradigma değişimini gerekli hale getirir.Vedecká revolúcia je kvalitatívna zmena vedy, napr. zmena paradigmy.
Adet üzere delikanlılar kızlara çeşitli hediyeler getirirler, kızlar da onlara ten ten helvası verirlerdi.Dievčatá im prinášajú rôzne dary, aby si ich naklonili.
İnsandaki bu ateş, onun ruhunu meydana getirir.Oheň tvorí aj dušu človeka a je nositeľom jeho rozumu.
Bu basınç farkı taşıma kuvvetini meydana getirir.Rozdiel tlaku vyvolá dopredný pohyb.
(Bu atlayışlar 0.1 daha fazla puan getirir.)(Fluktuácie nie sú väčšie ako 1 stotisícina).
Bu konstrüksiyonu daha basit hale getirir.Následne bude kompresia efektívnejšia.
Athena, Arakne'ye acır ve onu bir örümcek şeklinde geri getirir.Nato sa Arachna zo žiaľu obesí - Aténa jej vráti život tým, že ju premení na pavúka.
Tablonun teması, ortaçağdaki Ölüm Dansı'nı akla getirir.Témou albumu sú sny muža o manželskej nevere počas krízy stredného veku.
Düğüne gelen insanlar ise çay-şeker getirirler ve gelen misafirler öğle ezanına kadar beklerler.Namiesto neho prichádzajú svadobní hostia a rozprávajú mu čo sa stalo.
Senato görevlerini bazı komiteler yardımıyla yerine getirir.Zväzarm plnil niektoré úlohy obrany štátu.
O sırada Lilly, David'in öldüğü haberini getirir.Lilly sa pýta na ten deň, čo si pamätá.
Örnek olarak baz maddeler asit maddeleri nötralize ederek yansız hale getirirler.Pridávajú sa jej napríklad organely slúžiace na pohyb.
Hatta bazen geviş getirirler.Niekedy majú aj krídla.
Bu uygulama dünyanın bazı bölgelerinde uygun maliyet artısı getirir.Pristop je v nekaterih predelih sveta verjetno stroškovno učinkovit.
Çocuk iki yaşına geldiğinde annesi Musa’yı firavunun kızına getirir.Mojzes je zrastel in vrnili so ga faraonovi hčeri.
Değişik ritüelleri yerine getirir.Uporabljajo torej zaporedno rimo.
Hep beraber, federal ve eyalet yönetimlerinin kanunları Amerika Birleşik Devletleri Hukuku'nu meydana getirir.Zvezni in republiški zakoni so ljudske odbore pooblastili, da izvršujejo zakone.
Birkaç gün cenaze evine komşuları yemek getirirler.Sedmi dan po pogrebu pripravijo gostijo.
Nükleer patlamalar büyük miktarlarda radyasyon ve radyoaktif enkazlar meydana getirir.Jedrska eksplozija povzroči sevanje in radioaktivne smeti.
Hastalık getirir.Infekcijske bolezni.
42 üyeli bir meclis, yasal görevleri yerine getirir, RCVS'yi yönetir ve yılda üç defa toplanır.Izvršilni odbor vodi in upravlja Unesco in se sreča dvakrat letno.
Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir.Dvorijo ji mački iz vsega sveta.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.Prizma, ki ni pokončna, je poševna prizma.
Yuvayı yapmak için gerekli malzemeyi erkek kuş getirir.Za odganjanje ptic služi tudi klopotec.
Eşi bu durumu kabullenir ama kocası zamanla bunu saplantı haline getirir.Samica v celoti prevzame valjenje, samec pa ji v tem času prinaša hrano v golši.
Kısa zamanda şirin köpek yavrusu Marley büyür fakat sorunlarıda beraberinde getirir.Marley iz mladička kmalu zraste v neubogljivega razgrajača, s katerim imata zakonca vse več problemov.
Ama giderayak Zübük’ün kendisine de oynadığı bir oyun aklını başına getirir.And I’ll Let You«, ki ga je izdelala kar skupina sama.
Yerleşim bölgelerindeki bütün sineklerin % 90’ını meydana getirir.Zobati kiti predstavljajo približno 90 % vseh kitov.
Leningrad'da da aynı adres vardır ve taksi onu söylediği adrese getirir.Leningrade tokio pat pavadinimo gatvėje stovi tokio pat numerio namas, todėl taksistas jį ten ir nuveža.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.Jis užtikrino gerą pelną ir derlių.
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.Žemėje stojo ramybė ir laimė.
Accio: Asayla gösterilen nesneyi yanına getirir.Accio: pritraukia pasirinktą daiktą.
İnsanlara Tanrıların haberlerini getirir.Pateikiami patarimai Dievo žmonėms.
Sallayarak onları geri getirirler.Jais atgimsta gobšuoliai.
Geniş açılı objektiflerin odak uzaklıkları kısadır ve uzaysal mesafeleri daha belirgin hale getirirler.Plataus kampo objektyvai turi trumpą židinio nuotolį ir erdvinius nuotolius padaro labiau suprantamus.
Bu durumu daha da vahim bir hale getirir.O tai savaime lemia geresnę būklę.
Onun her isteğini yerine getirir.Tėvas įvykdė visus jos norus.
Nirodha - Sebeplerin ortadan kalkması, acıların ortadan kalkmasını getirir.Tiesa apie kentėjimo nutraukimą (Nirodha): Kad sumažėtų kančia, reikia apriboti troškimus.
Bu isteğini yerine getirirse diğer her zaman kardeşi Polluks'un yanında olacağına söz verir.Atlikus savo užduotį, ji užtikrina Batou, kad visada bus šalia prieš pat androidui išsijungiant.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?Palikau savo raktus ant stalo viršaus. Gal galėtum atnešti man juos?
21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur.Kellel on minu käsud ja kes neid peab, see ongi see, kes armastab mind.
Altı ülkede eşcinsel davranış ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılır, on ülkede ise ölüm cezasını getirir.Kuues riigis on homoseksuaalne käitumine karistatav eluaegse vangistusega ning kümnes surmanuhtlusega.
Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir.Sari Muinaslugusid kogu maailmast.
Mutsuzluk getirir.Ta ostab õnnetu.
Bitkileri daha dayanıklı hale getirir.See aga muudaks taime ebastabiilsemaks.
( Devam etmek şans getirir. )(Õnnetunde võimalikkusest.)
Bu da iyileştirmeyi beraberinde getirir.Sellega said nad ka terveks ravitud.
Plazmaların iyi elektrik iletkenliği onların elektrik alanlarını çok küçük hale getirir.Plasmade hea elektrijuhtivuse tõttu on nende elektriväljad väga väikesed.
Bu durumu daha da vahim bir hale getirir.Teiselt poolt teeb see meid haavatavaks.
Orada, jeneratörü kullanarak elektrikleri geri getirirler.Elektri saamiseks paigaldati generaatorid.
Dişi bir doğuruşta 2-5 arası yavru dünyaya getirir.Emased sünnitavad maismaal urus 1–5 pimedat poega.
Ama Zeus, altın yağmuru olarak çatıdan odaya sızar ve Danae Perseus'u dünyaya getirir.Ent Zeus tuli tema juurde katuseaugu kaudu kuldse vihmana ning varsti sündis Perseus.
"Define" seçilen kelimenin tanımı ile bir görünüm getirir.Siit on kerge tuletada idee järgmine formaalne definitsioon.
Bunun yanında, göçler, popülasyonun gen havuzuna yeni genetik materyal de getirirler.Järelikult mutatsioonid lisavad pidevalt uusi alleele populatsiooni genofondi.