Ana içeriğe geç
Sözlük

getiren ile cümle

getiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Işık Lisesi mezunlarını bir araya getiren Işıkev sosyal tesisi yine bu kampüste bulunmaktadır.Поновлення на навчання осіб, які відраховані з вищих навчальних закладів, здійснюється під час канікул.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Вважається, що продавець виконав постачання, коли товар перетнув борт судна в порту відвантаження.
Klasik güreş sporu normunu yerine getiren Mehdi, "SSCB spor ustası" adını almıştır.За виконання спортивних норм з класичної боротьби (гюляш) Мехді отримав звання "Майстра спорту СРСР".
En çok ses getiren oyunları Keşanlı Ali Destanı oldu.Найпопулярнішими були постановки Keşanlı Ali Destanı.
Sure ahitlerini yerine getirenlerin kıyamet gününde alacakları ödüllerle bitirilir.A vskutku, znamení Piktům přineslo štěstí, neboť následujícího dne bitvu vyhráli.
Kullanılırken anlamı genelde "bebekleri ışığa getiren"dir.Jméno obvykle znamená "ta, která přináší děti na světlo".
Buralar suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir.Vyhledává vody s písčitým či plochým a skalnatým pobřežím.
Mısır'da Kleopatra Antonius'un yeni evliliğini öğrenir ve bu haberi getiren ulaktan azgınca bir intikam alır.V Egyptě se Kleopatra dozvídá o Antoniově manželství a v hněvu trestá posla, který jí zprávu sdělil.
Çin film yönetmenlerini dünyanın dikkatine getiren Beşinci Kuşak hareketinin ana yapıtlarından biridir.Patří k čelním představitelům 5. generace čínských filmařů.
Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biridir.V současnosti je jednou ze čtyř konstitučních zemí Nizozemského království.
Bu göre sadece işlevi meydana getiren süreçler belirli bir modülariteye sahipse yapılabilir.To proto, že klienti mohou mít zájem pouze o určitý druh událostí.
Böylece gezegenlerin hareketine makul bir açıklama getiren ilk kişi de o oldu.Byl také prvním, kdo tento fenomén správně vysvětlil.
Çoğu durumda, her iki tarafa yarar getiren etkileşimler de ortaya çıkar.Vznikají zajímavé pozice s šancemi na obou stranách.
Mesajın kapanışında da bu yüzden “Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren” kutsallardan söz edilmektedir.Magid se tak někdy vztahuje i k termínu posel, tedy ten, kdo sděluje zprávu od Boha.
Saichō, ayrıca Japonya'ya çayı getiren ilk kişi olarak bilinmektedir.El de asemenea este primul care a adus ceaiul în Japonia.
"Zafer getiren" anlamına gelen Berenice adı, Callimachus'un bir şiirinde geçer.Numele Berenice (care înseamnă „aducătoare de victorie”) provine dintr-o poezie a lui Callimachus.
Kötü haberleri getiren tanrıdır.Dumnezeu este Știutor al celor nedrepți.
Alagaseia adlı hayali ülkede, bu ülkeyi yöneten ve ülkeye barışı getiren bir topluluk vardı.În lumea ficțională a Alagaësiei, a existat un ordin care supraveghea țările și păstra pacea.
Sabah, Malezya'yı meydana getiren 14 devletten biri.Sabah este unul din cele 13 state constituente ale Malaeziei.
Ancak onu geri getiren iradenin Ligeia'ya mı yoksa anlatıcıya mı ait olduğu belirsizdir.Nu este clar, totuși, dacă voința Ligeii sau a soțului ei este cea care o aduce pe Ligeia înapoi dintre morți.
Makroskobik bir nesnenin yükü, nesneyi meydana getiren parçacıkların elektriksel yükünün toplamıdır.Sarcina electrică a unui obiect macroscopic este suma sarcinilor electrice ale componentelor ce îl constituie.
Dokuyu meydana getiren; mezenşimal hücrelerden farklılaşan yağ hücreleri; lipoblastlar (ya da adipositler)dir.Velele de pe arborele mare: vela mare, gabierul (deasupra velei mari), zburătorul (deasupra gabierului).
Birleşik Krallık'ı meydana getiren her ülkenin birer millî takımı vardır.Statele care au făcut Imperiul German aveau fiecare armata sa separată.
Bu görece önemsiz olay, daha sonraları iki şehri savaşın eşiğine getiren bir tehdide dönüşmeye başlamıştı.Ceea ce era și mai grav era faptul ca acum imperiul era din nou în pragul unui război civil.
Bazı yerel yönetim işlevlerini yerine getiren tanınmlı kuruluşlar, örneğin ev sahibi birlikleri.Trimiterea de grupuri întregi de ofițeri de Securitate care se dădeau drept localnici.
Protestoları "Arap dünyasını önemli kesişme noktalarına getiren" "Tunus intifadası" olarak adlandırdı.A tüntetést „tunéziai intifádának” nevezte, ami „az arab világot válaszút elé állította”.
Sint Maarten (Felemenkçe söyleyişi: ), Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biri.A Szent Márton-sziget déli része, Sint Maarten, egyike a Holland Királyságot alkotó négy államnak.
Ana madde: Adaptasyon Adaptasyon, canlıları yaşadıkları ortama daha uygun hale getiren bir süreçtir.2. Az alkalmazkodás a túlélés eszköze, nekem kell alkalmazkodni, ha életben akarok maradni.
Shakespeare, Petrarch'ın modeline büyük değişiklikler getiren İngiliz sonesi'ni de popülerleştirmiştir.Shakespeare továbbá népszerűsítette az angol szonettet, amely jelentősen különbözött Petrarcáétól.
Çin film yönetmenlerini dünyanın dikkatine getiren Beşinci Kuşak hareketinin ana yapıtlarından biridir.A kínai filmművészet ötödik generációs alakjainak egyike.
Olay ismini, iddiayı tekrar gündeme getiren, Tanzanyalı Erasto B. Mpemba'dan almaktadır.A jelenséget újrafelfedezőjéről, Erasto B. Mpemba tanzániai diákról nevezték el.
Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biridir.Egyike az Egyesült Királyságot alkotó négy tagországnak.
"Hoppípolla", BBC'nin oldukça ses getiren belgesel serisi Planet Earth'te kullanıldı.A Lechuguilla-barlangot a BBC Bolygónk, a Föld című sorozatában láthattuk legrészletesebben bemutatva.
Bilim ve sanatı bir araya getiren eserleriyle ünlendi, bu özelliğinden ötürü Türk Da Vinci'si olarak anıldı.A híres műalkotások, melyek egyesítik a tudományt és a művészetet, így a „török Da Vinci” néven vált ismertté.
Çin film yönetmenlerini dünyanın dikkatine getiren Beşinci Kuşak hareketinin ana yapıtlarından biridir.Viides sukupolvi toi kiinalaiset elokuvantekijät maailman tietoisuuteen.
Gırtlağın iskeletini meydana getiren kıkırdaklar dokuz tanedir.Kangasalan urkutehtaan rakentamat urut ovat 9-kertaiset.
Birçok görüşe göre bu Brundage'in başkanlığının sonunu getiren sebeplerden biriydi.Monet uskoivat tämän olevan Berardin uran loppu.
Onlar insanları dünyaya getiren bu yaratıkları "Mühendis" olarak adlandırmaktadırlar.Tästä syystä ihmiset kutsuvat niitä Engineereiksi.
Sabah, Malezya'yı meydana getiren 14 devletten biri.Perak on yksi Malesian 14:stä osavaltiosta.
Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren su kemerinin kalıntıları seçilebilmektedir.Kaivoksesta on nykyisin jäljellä vain veden täyttämät kuopat.
Her sistem, kendini meydana getiren daha küçük alt sistemlerden oluşur.Uudessa systeemissä on aina kaikki alemmat osat olemassa.
Almanlar bunu standart hale getiren ilk ülke oldu.Tämän Norja toteutti ensimmäisenä Pohjoismaana.
En çok ses getiren programlardan birisi de Idık ile Bıdık, Cumartesiden Cumartesiye adlı program oldu.Nehän ol Topi ja Veikko viime lauantaina istunu...
Duruşma oturumu, olayı gündeme getiren kişi tarafından açılır.Muutoksenhakumenettely puolestaan alkaa asianosaisen tehdessä valituksen.
Böylece gezegenlerin hareketine makul bir açıklama getiren ilk kişi de o oldu.Hän oli ensimmäinen, joka esitti teorian planeettakuntien synnystä.
TsIK, kongreler arasında yürütme işlevlerini yerine getiren ana organ olacaktır.Η TSiK θα είναι το κεντρικό όργανο για την εκπλήρωση εκτελεστικών καθηκόντων μεταξύ των συνεδριάσεων.
1901 - New York, otomobillere plaka uygulamasını zorunlu hale getiren ilk eyalet oldu.1901 - Η Νέα Υόρκη γίνεται η πρώτη πολιτεία των Η.Π.Α. που καθιερώνει τις πινακίδες κυκλοφορίας.
Ta ki kader onları bir gün tekrar bir araya getirene dek.Ωστόσο ένα άλλο μεγάλο γεγονός θα τους ξαναφέρει πάλι μαζί.
Kuzey İrlanda, Birleşik Krallığı meydana getiren dört devletten biri.Η Βόρεια Ιρλανδία είναι ένα από τα τέσσερα συστατικά μέρη του Ηνωμένου Βασιλείου.
309–379: "Büyük" II. Şapur hükümdarlığı: 337–350: Nispeten az başarı getiren Roma'yla ilk savaş.309-379: Shapur 2., "den Store"s, regeringstid 337-350: Krig med Romerriget med forholdsvis ringe resultat.
Ana madde: Adaptasyon Adaptasyon, canlıları yaşadıkları ortama daha uygun hale getiren bir süreçtir.Tilpasning er en proces, der gør organismer bedre egnet til deres omgivelser.
Sibirya kaplanlarının tek ciddi avcıları soylarını tüketme noktasına getiren insanlardır.En rute som jægerne i Sibirien drømmer om at genoprette.
SXSW, Austin ekonomisi açısından en fazla gelir getiren özel etkinliktir.SXSW er er den begivenhed i Austin, Texas, der har størst økonomisk betydning for byen.
Rin Tin Tin, stüdyonun en fazla ses getiren projesi oldu.Rin Tin Tin viste sig at være studiets vigtigste aktiv indtil man begyndte at lave talefilm.
En popüler ve para getireni ise Kariot (atların çektiği iki tekerlekli savaş arabası) yarışlarıydı.Den mest populære, men også kostbareste konkurrence var væddeløb med stridsvogne.
Diğer kanunlar eğitimi iyileştiren ve teknik eğitimi herkes için mümkün hale getiren reformlarla ilgiliydi.Et andet mål med loven var generel regelforenkling og større fleksibilitet for universiteterne.
Saichō, ayrıca Japonya'ya çayı getiren ilk kişi olarak bilinmektedir.Saicho blir noen ganger tildelt æren av å ha vært den første som bragte teen til Japan.
Padişahtan erkek çocuk (şehzade) dünyaya getiren hünkar hasekilerine ise haseki sultan denirdi.I fylla kastet Morzan et sverd (Zar'roc) og merket sønnen for livet.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Den følelseskalde ektemannen missliker hennes valg og får henne sperret inne på sinnssykehus.
SXSW, Austin ekonomisi açısından en fazla gelir getiren özel etkinliktir.SXSW er er det arrangementet i Austin i Texas som har størst økonomisk betydning for byen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod