Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››og jeg bragte ham til dine Disciple, og de kunde ikke helbrede ham."
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Og jeg førte ham til dine disipler; men de kunde ikke helbrede ham.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Saya sudah membawa dia kepada pengikut-pengikut Bapak, tetapi mereka tidak dapat menyembuhkan dia.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Tôi đã đem nó cho môn đồ Chúa, nhưng chữa không được.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Tôi đã đem nó cho môn_đồ Chúa , nhưng chữa không được .
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››und ich habe ihn zu deinen Jüngern gebracht, und sie konnten ihm nicht helfen.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Και εφερα αυτον προς τους μαθητας σου, αλλα δεν ηδυνηθησαν να θεραπευσωσιν αυτον.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››И доведох го при Твоите ученици, но те не можаха да го изцелят.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››І привів я його до учеників Твоїх, та й не змогли вони сцїлити його.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››я приводил его к ученикам Твоим, и они не могли исцелить его.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››ואביא אתו אל תלמידיך ולא יכלו לרפא לו׃
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››واحضرته الى تلاميذك فلم يقدروا ان يشفوه.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››我 帶 他 到 你 門 徒 那 裡 、 他 們 卻 不 能 醫 治 他
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››我 帶 他 到 你 門徒 那裡 、 他 們卻 不 能 醫治他
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Ele encontrou um corvo semi-afogadas jovens outra vez um 'ele trouxe para casa, também, um' domada ele.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Él encontró un cuervo joven medio ahogado en otro momento un "lo llevó a casa, también, un" domesticado que.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Er fand einen halb ertrunken junge Krähe einer anderen Zeit 'er brachte ihn nach Hause, auch ein "gezähmt es.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Han fandt en halv-druknet unge krage anden gang en 'han bragte den med hjem, også en' tæmmes den.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Han fann ett halvt drunknad ung kråka annan gång en "han tog hem också, en" tämjas det.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Hän löysi puoli-hukkui nuori varis toisella kertaa "hän toi sen kotiin, myös" kesytetty sitä.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Il a trouvé un corbeau demi-noyé jeunes une autre fois ", il apporté à la maison, aussi, une" apprivoisé elle.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.그는 반 익사한 젊은 까마귀 다른 시간을 발견 지배할 '그 역시 가정을 그것을 가져' 그것.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Našel napůl se utopil mladý Crow jindy "přinesl ji domů, moc," zkrocený to.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Našel pol utonil mlada vrana drugem času "jo je pripeljal domov, preveč," udomačil to.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Našiel napoly sa utopil mladý Crow inokedy "priniesol ju domov, moc," skrotený to.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Ông tìm thấy một nửa con quạ trẻ bị chết đuối trong một thời gian ông đã mang nó về nhà, quá, thuần hóa nó.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Znalazł pół utonął młody kruk innym razem "przyniósł go do domu, także" oswoić niego.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Βρήκε μισή πνίγηκε νέους κοράκι άλλη φορά "το έφερε στο σπίτι, επίσης, μια" εξημέρωσε αυτό.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Він знайшов половину потонув молодий ворон іншим разом "він приніс її додому, теж 'приручили його.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Он нашел половину утонул молодой ворон в другой раз "он принес ее домой, тоже 'приручили его.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.Той намери полуудавен млади врана друг път той я занесе у дома, твърде "опитомен нея.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.הוא מצא עורב טבוע למחצה צעיר בפעם אחרת "הוא הביא אותו הביתה, גם," מאולף זה.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.وجد الغراب نصف غرق شاب آخر مرة يقوم فيها "أحضر إلى المنزل أيضا ، فإن" ترويض عليه.
O yarım boğulan genç karga başka bir zaman bir tamed 'diye de, eve bir getirdim' kadar.それ。 それはとても黒だから、それは彼と一緒に約飛ぶ"それはホップ"は、ばいじんの名前が付いて
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Apakah aku melakukan ini karena orang itu bukanlah Baek Seung Jo, bukanlah sembarangan orang?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Có phải với mình, nếu đó không phải là Baek Seung Jo, thì chẳng thể là ai khác.
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Daca nu este Baek Seung Jo, nu va fi nimeni?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Est-ce que si ça veut dire que ça ne peut être aucun autre hormis Baek Seung Jo.
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Habe ich es so gemacht, dass wenn es nicht Baek Seung Jo ist, es niemand anders sein kann?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Har jag gjort att om det inte blir Baek Seung Jo, så kan det inte vara någon annan?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Heb ik het zo gemaakt dat als het niet Baek Seung Jo is, het dan niemand anders kan zijn?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?L'ho fatto perchè se non è Baek Seung Jo, non può essere nessun altro?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?<I> ?מה זה <BR> ?הפכתי את המצב שלא אוהב אף אחד אחר מאשר בק סונג ג'ו
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?Я поступила так, потому что если не Бэк Сын Чжо, то никто?
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?، ماهذا ؟ هل جعلت الأمر أن يكون أنه إذا لم يكون سونغ جو فإنه لا يكون لأي أحد ؟
Öyle bir hale getirdim ki her şeyi, Seung Jo olmasa kimse olamayacak mı hayatımda ?- ここで何してるの? - 何してるって? わからないか?
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Aku mengepak dan membawanya tapi tidak tahu apa yang dilakukan dengan ini.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Am strans-o si am adus-o, dar nu stiu ce sa fac cu ea.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Ich habe in eingepackt und mitgebracht, aber ich weiß nicht was ich mit ihm machen soll.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Je l'ai emporté mais je ne savais pas quoi en faire.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.L'ho impacchettato e portato, ma non sapevo che cosa farcene.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Nie wiedzialem co z nia zrobic wiec spakowalem ja i przywiozlem tutaj.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Την τύλιξα και την έφερα, αλλά δεν ήξερα τι να την κάνω.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.Я положил ее в пакет, и что теперь делать с ней - я не знаю.
Paketleyip getirdim, ama onunla ne yapacağımı bilemedim.لقد حزمته و اتيت به لكن لاأعلم ماذا اصنع به
Photoshop'u açtım ve Jerry biraz daha az çekici hale getirdim.Agarraba el PhotoShop y hacía a Jerry ligeramente menos atractivo.
Photoshop'u açtım ve Jerry biraz daha az çekici hale getirdim.Am folosit Photoshop şi l-am făcut pe Jerry mai puţin atrăgător.
Photoshop'u açtım ve Jerry biraz daha az çekici hale getirdim.Con Photoshop ho fatto Jerry un pochino meno attraente.
Photoshop'u açtım ve Jerry biraz daha az çekici hale getirdim.Fogtam a Photoshopot, és kicsit elcsúfítottam Jerry-t.
Photoshop'u açtım ve Jerry biraz daha az çekici hale getirdim.Ich nahm Photoshop und machte Jerry leicht weniger attraktiv.