Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.J'ai fait venir mes étudiants japonais pour travailler avec les étudiants chinois.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.중국인 학생들과 같이 일하기 위해 제 일본인 학생들을 데리고 갔습니다.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Meine japanischen Studenten arbeiteten mit chinesischen Studenten zusammen.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Mi-am adus studenții japonezi să lucreze cu cei chinezi.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Saya membawa murid-murid saya dari Jepang untuk bekerja sama dengan para pelajar di China.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Sprowadziłem moich japońskich studentów do współpracy z chińskimi.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Tôi mang những sinh viên Nhật Bản đến làm việc cùng với những sinh viên Trung Quốc.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Traje mis estudiantes japoneses para trabajar con los estudiantes chinos.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Vzal jsem tam japonské studenty, aby pracovali s čínskými studenty.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Zobral som tam japonských študentov, aby pracovali s čínskymi.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Έφερα τους Ιάπωνες φοιτητές μου να δουλέψουν με τους Κινέζους φοιτητές.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Доведох японските си студенти да работят с китайските студенти.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Я взял с собой своих студентов из Японии, чтобы они работали с китайскими студентами.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.Я привіз із собою японських студентів, щоб вони працювали з китайськими студентами.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.הבאתי את הסטודנטים היפנים שלי שיעבדו עם סטודנטים סינים.
Çinli öğrencilerle çalışmak için Japon öğrencilerimi getirdim.أحضرت طلبتي اليابانيين للعمل مع الطلبة الصينيين.
Çünkü hiç alan yoktu ve rahat da değildi. Bu nedenle bölümleri yaparken belediye başkanına öneri getirdim.Así que le propuse al alcalde mientras estaba haciendo particiones.
Çünkü hiç alan yoktu ve rahat da değildi. Bu nedenle bölümleri yaparken belediye başkanına öneri getirdim.Então propus ao presidente da câmara, enquanto estava a fazer as divisórias.
Çünkü hiç alan yoktu ve rahat da değildi. Bu nedenle bölümleri yaparken belediye başkanına öneri getirdim.Felajánlást tettem a polgármesternek, míg a térelválasztók készültek.
Çünkü hiç alan yoktu ve rahat da değildi. Bu nedenle bölümleri yaparken belediye başkanına öneri getirdim.Така че предложих на кмета, докато правех преградни стени.
Daha kötü hâle getirdim. Acımadığını söylemiştin. Ama acıyor.Jeszcze pogorszyłem powiedziałaś, że to nie boli.
Daha kötü hâle getirdim.Aku membuat itu menjadi buruk.
Daha kötü hâle getirdim.Con đã làm nó tệ quá.
Daha kötü hâle getirdim.Én meg jobban elkentem.
Daha kötü hâle getirdim.Hice que empeorará.
Daha kötü hâle getirdim.Hice que empeorará.
Daha kötü hâle getirdim.Il a aggravé la situation.
Daha kötü hâle getirdim.Mi sa che ho fatto peggio.
Daha kötü hâle getirdim.وأنا جعلته أسوأ
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.가는 베옷을 입고 허리에 먹 그릇을 찬 사람이 복명하여 가로되 주께서 내게 명하신 대로 내가 준행하였나이다 하더라
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.Nầy , người mặc vải gai , lưng đeo sừng mực , đến trình việc rằng : Tôi đã làm y_như lời Ngài truyền .
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.Nầy, người mặc vải gai, lưng đeo sừng mực, đến trình việc rằng: Tôi đã làm y như lời Ngài truyền.
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.והנה האיש לבש הבדים אשר הקסת במתניו משיב דבר לאמר עשיתי כאשר צויתני׃
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.واذا بالرجل اللابس الكتان الذي الدواة على جانبه رد جوابا قائلا قد فعلت كما امرتني
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.那 穿 細 麻 衣 、 腰 間 帶 著 墨 盒 子 的 人 、 將 這 事 回 覆 說 、 我 已 經 照 你 所 吩 咐 的 行 了
Derken keten giysili, belinde yazı takımı olan adam, ‹‹Buyruklarını yerine getirdim›› diye haber verdi.那 穿細 麻衣 、 腰間帶 著墨 盒子 的 人 、 將這 事 回覆 說 、 我 已 經照 你 所 吩咐 的 行了
Doğanın nasıl materyal yarattığı hakkında konuşabileceğimi düşündüm. Yanımda bir deniz kulağı kabuğu getirdim.Pensei em falar-vos um pouco de como a Natureza cria os materiais.
Doğanın nasıl materyal yarattığı hakkında konuşabileceğimi düşündüm. Yanımda bir deniz kulağı kabuğu getirdim.Vă voi vorbi despre modul în care natura confecţionează materiale.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Am adus un scurt material pe care vreau să vi-l arăt, al lui Duke Brady, "Canopy Rap".
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Ik heb een klein segment voor jullie van Duke Brady's 'Bladerdak Rap'.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.J'ai apporté un extrait que je veux vous donner du "Rap de la Canopée" de Duke Brady.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.제가 듀크 브래디의 "캐노피 랩" 중 한 부분을 들려드릴게요
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Przyniosłam wam mały fragment "Canopy Rapu" Duke'a Brady'ego.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Und ich habe Ihnen einen kleinen Ausschnitt mitgebracht von Duke Bradys "Canopy Rap".
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Và tôi có mang đến một trích đoạn nhỏ để tặng bạn bản rap về tán cây của Duke Brady
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Vorrei farvi sentire un breve passaggio di "Canopy Rap" di Duke Brady.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Y traje un pequeño segmento del "Canopy Rap" de Duke Brady para ustedes.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.Донесла съм за вас един малък сегмент от "Балдахинен рап" на Дюк Брейди.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.И я приготовила небольшой отрывок для вас — "Рэп крон" Дюка Брейди.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.והבאתי לכם קטע קטן של "ראפ החופה" של דיוק בריידי.
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.وأحضرت قطعة صغيرة لأعطيكم من برادي ديوك "راب شجرة المظلة".
Duke Brady'nin "Tepe Örtüsü Rap"inden bir küçük parça getirdim, sizin için.「キャノピー・ラップ」の一部をお聞きください
"Dünya malından getirdim" "Dünya malının miktarından sormadım."Aku bawa segala khazanah dari Dunia." "Aku tidak mengukur mu dgn dunia yg kamu bawa...
"Dünya malından getirdim" "Dünya malının miktarından sormadım."Ho portato i tesori del mondo!" "Non ti ho chiesto dal mondo.
"Dünya malından getirdim" "Dünya malının miktarından sormadım.'Ich habe die Schätze dieser Welt mitgebracht.' 'Ich habe nicht nach dem Maß dieser Welt gefragt,
"Dünya malından getirdim" "Dünya malının miktarından sormadım.-"Traje tesoros del mundo".
"Dünya malından getirdim" "Dünya malının miktarından sormadım."Я принёс сокровища мира".
Ekselanslarına bazı belgeler getirdim.He venido a traerle unos documentos a Su Excelencia.
Ekselanslarına bazı belgeler getirdim.Jag kom med några dokument till ers excellens.
Ekselanslarına bazı belgeler getirdim.Sono venuta a portare dei documenti per Sua Eccellenza.