Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Sie waren von einem Pioniergeist beseelt, angetrieben durch die Probleme im Aralsee.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Ήταν γεμάτοι με το πάθος των πρωτοπόρων εξ αιτίας των προβλημάτων στη λίμνη Αράλη.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Бяха изпълнени с един вид пионерска страст, запалени по проблемите на Аралско море.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Они были переполнены некой страстью первооткрывателей, озабоченные проблемой Аральского моря.
Bizi bir araya getirdiler ki herkese bu iş nasıl yapılırmış gösterelim." dedim.Jeden z uczniów zapytał: " Serio?!"
Bizi bir araya getirdiler ki herkese bu iş nasıl yapılırmış gösterelim." dedim.ריכזו את כולנו כאן יחד על מנת שנוכל להראות לכל האחרים איך עושים את זה".
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.A přivedli nás a zeptali se, "Co byste udělali vy?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Ils nous ont appelé et ont demandé: "Que pouvons nous faire ?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.I sprowadzili nas i powiedzieli: "Co byście zrobili?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.우리를 데려가서 이렇게 말하더군요, "뭘 하실건가요?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Og de inddrog os ind og spurgte: "Hvad ville I gøre?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Quando ci hanno fatto venire ci hanno chiesto: "Voi cosa fareste?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Și ne-au chemat pe noi si au spus: "Voi ce-ați face?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Wir stießen dazu und sie fragten uns: "Was würden Sie tun?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Y nos trajeron y nos dijeron, "¿Ustedes qué harían?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Ze haalden ons erbij en vroegen: "Wat zou u doen?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Και μας φέραν και μας ρωτήσαν, "Εσείς τί θα κάνατε;"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.Затем они спросили у нас, как сделали бы мы.
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.И те ни доведоха и казаха "Какво бихте направили?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.הם הביאו אותנו ואמרו, "מה אתם תעשו?"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.وأتوا بنا وقالوا، "ماذا ستفعلون؟"
Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular.最終的にはこのような姿になるでしょう これもカラー写真です
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.A oni jue nám zpřístupnili.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.Disponibilizaram-nos esse material.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.E ce li resero disponibili.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.En uiteindelijk stelden zij die beschikbaar voor ons.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.És ezt elérhetővé tették számunkra.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.Et ils nous les ont fournis.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.그들은 그런 것들을 우리에게 공개했습니다.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.Mogliśmy je studiować i zadawać pytania.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.Şi ni le-au făcut disponibile.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.Und sie zeigten sie uns.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.И они предоставили их нам.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.И те ни дадоха достъп до тях.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.ונתנו לנו גישה אליהן.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.وجعلوها متوافرة لنا.
Bizim için kullanılabilir hale getirdiler.帳簿を借り 調べ 質問もできました
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Au junghiat taurii, şi au dus copilul la Eli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.A zabili junca a doviedli chlapca k Élimu.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Da nu Tyren var slagtet, kom Drengens Moder til Eli
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Después de degollar el toro llevaron el niño a Elí
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Então degolaram o touro, e trouxeram o menino a Eli;
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.És levágták a tulkot, és a gyermeket Élihez vitték.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Họ giết con bò đực , rồi dẫn đứa trẻ đến Hê-li .
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Họ giết con bò đực, rồi dẫn đứa trẻ đến Hê-li.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Ils égorgèrent les taureaux, et ils conduisirent l`enfant à Éli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Immolato il giovenco, presentarono il fanciullo a El
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.In zaklali so junca in pripeljali dečka k Eliju.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.I zabiwszy cielca, przywiedli dziecię do Heli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Ja teurastettuaan härän he toivat pojan Eelin tykö.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.그들이 수소를 잡고 아이를 데리고 엘리에게 가서
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Nadat zij een van de runderen had geofferd, ging zij met het kind naar Eli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Och de slaktade tjuren och förde så gossen fram till Eli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Sapi itu dipotong, lalu Samuel diantarkan kepada Eli
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Så slaktet de oksen og førte gutten inn til Eli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Tedy zabili volka a přivedli dítě k Elí.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Und sie schlachteten einen Farren und brachten den Knaben zu Eli.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.Και εσφαξαν τον μοσχον και εφεραν το παιδιον προς τον Ηλει.
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.и закололи тельца; и привела отрока к Илию
Boğayı kestikten sonra çocuğu Eliye getirdiler.И като заклаха юнеца, донесоха детето при Илия.