Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.Teraz najwyraźniej mają na to pozwolenie.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.Und jetzt haben sie natürlich sämtliche Möglichkeiten.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.Và chắc chắn họ luôn để chế độ mở.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.Y ahora, obviamente, la tienen abierta.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.Και πλέον, προφανώς, την έχουν σε ανοιχτή.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.А сега, очевидно, тя е пусната.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.ועכשיו, כמובן, התוכנה פתוחה אצלהם.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.والآن، من الطبيعي، أنها مفتوحة لديهم.
Ve şimdi, besbelli, açık hale getirdiler.ちょっと時間があればお互いとチャットです
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerA přinesli drahé slunečníky a dali je na zem.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerA priniesli tieto drahokamami zdobené slnečníky a položili ich na zem.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerDe tog med en sådan här ädelstens-prydd parasoll, och ställde den på marken.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerE gli portarono certi parasoli ingioiellati, e li appoggiarono per terra.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerE levaram aquelas sombrinhas adornada de joias e puseram-nas no chão.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerEt ils ont amenés leurs parasols sertis de bijoux et les ont mis par terre.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerHọ mang theo loại dù trang sức này và đặt chúng dưới đất.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerHozták neki ezt az ékszerekkel kirakott napernyőt és letették a földre.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerI przynieśli parasolki z drogocennymi kamieniami i położyli je na ziemi.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdiler칠보 보석 일산을 가지고 부처님을 뵈러 온 것이죠.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerMereka membawa payung berhias batu permata seperti ini, meletakkannya di tanah.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerŞi au adus umbrelele astea cu nestemate şi le-au pus pe pământ.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerSie hatten diese edelsteinbesetzten Schirme dabei und legten sie auf dem Boden ab.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerY llevaron consigo esa clase de parasoles con joyas que colocaron en el suelo.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerZe mopperden en boycotten hem: ze gingen niet luisteren. De jonge mensen kwamen wel.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerΚαι του έφεραν εκείνες τις διακοσμημένες ομπρέλες, και τις άφησαν στο έδαφος.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerДонесли украсеният със скъпоценности слънчобран и го сложили на земята.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerИ они принесли своего рода украшенный драгоценностями зонтик, и они положили его на землю.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerІ вони принесли такі прикрашені коштовностями парасольки та поклали їх на землю.
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerוהם הביאו לו שמשיות מקושטות ביהלומים והניחו אותן על הקרקע
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdilerوجلبوا معهم هذا النوع من الشمسيات المرصعة بالجواهر
Ve yanlarında bir tür mücevherli şemsiyelerle getirdiler置き終わると
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.épen cselekedének azért [Jákóbbal] az õ fiai, a miképen megparancsolta vala nékik.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.A jeho synovia mu vykonali tak, ako im prikázal,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Assim os filhos de Jacó lhe fizeram como ele lhes ordenara;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Astfel au împlinit fiii lui Iacov poruncile tatălui lor.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.C`est ainsi que les fils de Jacob exécutèrent les ordres de leur père.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Demikianlah anak-anak Yakub melakukan apa yang dipesankan Yakub kepada mereka
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Hicieron, pues, sus hijos con él, según les había mandado Jacob
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Ja hänen poikansa tekivät hänelle, niinkuin hän oli määrännyt heille:
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.야곱의 아들들이 부명을 좇아 행하여
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Och hans söner gjorde med honom såsom han hade bjudit dem:
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Og hans sønner gjorde med ham således som han hadde pålagt dem;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Og hans Sønner gjorde, som han havde pålagt dem;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Poi i suoi figli fecero per lui così come aveva loro comandato
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Storili so mu tedaj sinovi njegovi natanko, kakor jim je bil zapovedal,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Učinili tedy s ním synové jeho tak, jakž jim byl poručil.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Uczynili tedy z nim synowie jego, jak im był rozkazał.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Und seine Kinder taten, wie er ihnen befohlen hatte,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Vậy , các con_trai Gia-cốp làm theo lời cha trối lại ,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Vậy, các con trai Gia-cốp làm theo lời cha trối lại,
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Και εκαμον εις αυτον οι υιοι αυτου καθως παρηγγειλεν εις αυτους
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.И сделали сыновья Иакова с ним, как он заповедал им;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.Тогава синовете на Израиля му сториха, според както им беше заповядал;
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.ויעשו בניו לו כן כאשר צום׃
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.وفعل له بنوه هكذا كما اوصاهم.
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.雅 各 的 兒 子 們 、 就 遵 著 他 父 親 所 吩 咐 的 辦 了
Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.雅各 的 兒子們 、 就 遵著 他 父親所 吩咐 的 辦了
Yöre halkı İsayı tanıyınca çevreye haber saldı. Bütün hastaları Ona getirdiler.A poznavše jej muži místa toho, rozeslali po vší té krajině vůkol, a shromáždili k němu všecky neduživé.
Yöre halkı İsayı tanıyınca çevreye haber saldı. Bütün hastaları Ona getirdiler.E la gente del luogo, riconosciuto Gesù, diffuse la notizia in tutta la regione; gli portarono tutti i malati
Yöre halkı İsayı tanıyınca çevreye haber saldı. Bütün hastaları Ona getirdiler.그곳 사람들이 예수신 줄을 알고 그 근방에 두루 통지하여 모든 병든 자를 예수께 데리고 와서