getir ile cümle

getir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bazı hatıra eşyaları geri getirdi.Tom brought back some souvenirs.
Tom küçük kız kardeşini beraberinde getirdi.Tom brought along his younger sister.
Tom bana bir bardak çay getirdi.Tom brought a cup of tea to me.
Tom yılda bir ya da iki kez çocuklarını yanında işe getirir.Tom brings his children with him to work once or twice a year.
Tom yanlışlıkla Mary'nin şemsiyesini eve getirdi.Tom took home Mary's umbrella by mistake.
Mary'nin yeni erkek arkadaşını partiye getireceği Tom'un içine doğdu.Tom had a hunch that Mary would bring her new boyfriend to the party.
Tom Mary'nin beklentilerini yerine getiremedi.Tom couldn't live up to Mary's expectations.
Tom köpeğini Mary'nin evine getirdi.Tom brought his dog over to Mary's house.
Tom Mary için bir hediye getirdi.Tom brought a gift for Mary.
Tom, Mary'ye bir hediye getirdi.Tom brought a gift for Mary.
Tom Mary'ye partiye ne getirmesi gerektiğini sordu.Tom asked Mary what he should bring to the party.
Tom Mary'nin mutfaktan birkaç bardak getirmesini rica etti.Tom asked Mary to get some glasses from the kitchen.
Tom Mary'nin partiye bir salata getirmesini rica etti.Tom asked Mary to bring a salad to the party.
Yorum eklemek kodu okumayı daha kolay hale getirir.Adding comments makes it easier to read the code.
Yorum eklemek şifreyi okumayı daha kolay hale getirir.Adding comments makes reading the code easier.
Öğrenci kimliğini getir.Bring your student ID!
Yanınızda kamera getirmeyi unutmayın.Don't forget to bring the camera with you.
Tom etkisiz hale getirmeye çalıştığı bomba patladığında anında öldü.Tom was killed instantly when the bomb he was trying to defuse exploded.
Tom Mary'den kalemini getirmesini istedi.Tom wanted Mary to return his pen.
Tom Mary'yi eve geri getirdi.Tom took Mary back home.
Tom toplantımızda ilginç bir soru gündeme getirdi.Tom raised an interesting question at our meeting.
Tom sık sık işini evine getirir.Tom often brings his work home.
Tom verdiği sözü yerine getirdi.Tom kept his end of the bargain.
Tom kamerasını getirmeyi unuttu.Tom forgot to bring his camera.
Tom bu sabah toplantıda konuyu gündeme getirmedi.Tom didn't bring the matter up at the meeting this morning.
Tom sınıfa göstermek için bazı resimler getirdi.Tom brought some pictures to show the class.
Tom serinletici içecekler getirdi.Tom brought refreshments.
Tom Mary'ye bir hediye getirdi.Tom brought Mary a gift.
Tom ihtiyacı olur diye bıçağını getirdi.Tom brought his knife just in case he needed it.
Tom her ne zaman ziyarete gelse bize hediyeler getirir.Tom brings us gifts whenever he visits.
Onlar Tom'u bir sedyenin üstünde içeri getirdiler.They brought Tom in on a stretcher.
Bir harita getirmediğim için kendimi tekmeleyebilirdim.I could kick myself for not bringing a map.
Çay getir.Bring tea.
Hemen çay getir!Bring tea immediately!
Yapabileceğim tek şey bir bardak çay getirmek.The only thing I can do is bring a cup of tea.
Ayakkabılarımı, paltomu ve şemsiyemi getirdim.I have brought my shoes, coat and umbrella.
Onlar şartları yerine getirmediler.They did not fulfill the conditions.
Bazı insanlar siyah kedilerin kötü şans getirdiklerine inanırlar.Some people believe that black cats bring bad luck.
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life.
Lütfen bana temiz bir bıçak getir.Please bring me a clean knife.
Seninkini getirdin mi?Did you bring yours?
Benimkini getirdim. Seninkini getirdin mi?I brought mine. Did you bring yours?
Kim bana meyve ve çay getirir?Who brings me fruit and tea?
Pizza ve bira getir!Bring pizza and beer!
Son zamanlardaki kahve kıtlığı birçok sorunu da beraberinde getirdi.The recent coffee shortage brought about many problems.
Seni suçlamayı takıntı haline getirmiyorum.I'm not obsessed with blaming you.
İçkileri getirmenize güveniyor olacağım.I'll be counting on you to bring the drinks.
Bir salata getireceğinize güveniyor olacağım.I'll be counting on you to bring a salad.
Sözlerini yerine getirmelisin.You should deliver on your promises.
Yeni bir yıl hep umut getirir.A new year always brings hope.
O, görevini yerine getirmek için sağlığını feda etti.He sacrificed his health to fulfill his duty.
Şapkamı getir.Bring my hat.
Ben her zaman görevlerimi yerine getirdim.I've always carried out my duties.
Git biraz su getir.Go get some water.
Bana şapkamı getir.Bring me my hat.
O bardak sütü bana getir.Bring me that glass of milk.
Hacılar uzak ülkelerden hediyeler getirdiler.The pilgrims brought gifts from distant lands.
Herkes kendi öğle yemeğini getirmeli.Everyone should bring their own lunch.
Burada her zaman aynı anda birkaç görevi yerine getirmek zorundayım.I always have to multitask here.
Partime gelebilirsin ama bana bir hediye getirmek zorundasın.You can come to my party, but you have to bring me a gift.

İlgili Sayfalar