Bütün erkekler görevlerini yerine getirdi.All men have fullfilled their duty.
Bir örnek buna açıklık getirmeli.An example should make this clear.
Böyle tartışmalı bir görüşü dile getirdiği için eleştirildi.He was criticized for voicing such a controversial opinion.
Bir dahaki sefer tüm arkadaşlarını getir.Bring all your friends next time.
Akşam yemeğinden sonra, gitarını yanında getir ve biz şarkı söyleyeceğiz.After dinner, bring your guitar along and we'll sing.
Oyuna kimi getiriyorsun?Who are you bringing to the play?
Akşam yemeğine bir şey getirmemizi ister misiniz?Would you like us to bring anything to the dinner?
Köpek bir sopayı geri getirebilir.The dog can bring back a stick.
Kızının mezuniyetinde Mary mutluluğunu dile getirdi.Mary expressed her happiness when her daughter graduated.
Lütfen bana temiz bir bıçak getirir misin?Could you please bring me a clean knife?
Onlar büyükannelerinin evini yenilediler ve modern mobilyalar getirdiler.They renovated their grandmother's house and brought in modern furniture.
Sabahleyin gazeteyi bana getirmesi için köpeğimi eğittim.I trained my dog to bring me the newspaper in the morning.
Maalesef dileklerim yerine getirilmeyecek.I'm afraid that my wishes will not be fulfilled.
Lütfen başka bir yastık getirir misin?Would you please bring up another pillow?
O, babasına verdiği sözü yerine getiremedi.He couldn't fulfill the promise he made to his father.
Nisan yağmurları mayıs çiçeklerini getirir.April showers bring May flowers.
Kahveyi Avrupa'ya getirene her zaman şükret.Always praise he who brought coffee to Europe.
Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.A leading specialist was brought in to authenticate the painting.
Çinli kadın arkadaşlarımın onları yola getirmemden zevk aldıklarını biliyorum.I know that my Chinese female friends enjoy my disciplining them.
Doğmak, evlenmek ve ölmek, her zaman para getirir.Be born, get married, and die; always bring money.
Zaman ve koşullar bilgelik getirir.Time and circumstances bring wisdom.
O, ev ödevini getirmeyi unuttu, gözaltı cezası aldı.He forgot to bring his homework, so he got detention.
İngiliz gemisi yakalandı ve Amerika Birleşik Devletleri'ne getirildi.The British ship was captured and brought to the United States.
Anlaşma Texas'ı bağımsız hale getirdi.The treaty made Texas independent.
Onu geri getirmeye çalışmak aptalca olur.To try to bring it back would be foolish.
İlacını al ve bir bardak su getir.Go get her medicine and a glass of water.
Çocuklar her gün kitaplarını getirirler.The boys bring their books every day.
Kırık bir ayna kötü şans getirir.A broken mirror brings bad luck.
At nalı ve dört yapraklı yonca iyi şans getirir.A horseshoe and a four-leaf clover bring good luck.
O, onu ebeveynlerimle tanıştırmak için bizim eve getirdi.She brought him to our place to meet my parents.
Onun ölümünün 24 saati içinde onu yakarak kül haline getirdi.She cremated him within 24 hours of his death.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.I don’t believe that black cats cause bad luck.
Taze kar bir festival atmosferi getirdi.Fresh snow brought about a festive atmosphere.
Yağmur yağmadan önce onu içeriye geri getirdiğinden emin ol.Make sure to bring that back inside before it rains.
Mavi gökyüzü beni yanılttı bu yüzden bir şemsiye getirmedim.The blue sky fooled me so I didn't bring an umbrella.
Lütfen telefonumu yanında getir.Please bring my phone with you.
Pasaportunu bankaya getirmelisin.You should bring your passport to the bank.
Onu bulur bulmaz, onu senin evine getireceğim.As soon as I find it, I'll bring it over to your place.
Bana bir fincan kahve getirmeni istiyorum.I'd like you to get me a cup of coffee.
Sana yiyecek bir şey getireceğim.I'll bring you something to eat.
Gidip size bir fincan kahve getireceğim.I'll go and get you a cup of coffee.
Gideceğim ve sana bir doktor getireceğim.I'll go and get you a doctor.
Sana mutluluk getireceğim.I'll bring you happiness.
Bir saç kurutma makinesi getirdin mi?Did you bring a hair dryer?
Vay, bu, anıları geri getiriyor. Bu, ben beş yaşındaykenki bir resim.Wow, this brings back memories. This is a picture of when I was five years old.
Bu ailede eve ekmek getiren kişi o.She's the breadwinner in this family.
Hesabımızı getirebilir misiniz, lütfen?Could you bring us the bill, please?
Onlar bombayı başarılı bir biçimde etkisiz hale getirdiler.They've defused the bomb successfully.
Doğum günüm için bana getirdiği şeye bak.Look what she brought me for my birthday!
O, ne zaman bir seyahatten geri gelse, kızı için bir hediye getirir.Whenever she comes back from a journey, she brings a gift for her daughter.
Onun benim için yaptığı şey için minnettarlığımı dile getirmiştim.I expressed my gratitude for what he did for me.
Organların satışı yasal hale getirilirse potansiyel sağlık sorunları ortaya çıkabilir.If the sale of organs is legalised, potential health problems may arise.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktım, onları bana getirebilir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Tom çok fazla yiyecek getirdi, bu yüzden birazı kaldı.Tom brought way too much food, so there was some left over.
Tom her sabah meditasyon yapmayı kural haline getirdi.Tom makes it a rule to meditate every morning.
Tom ödünç aldığı kitabı getirmek için geldi.Tom came to return a book he'd borrowed.
Tom bol yiyecek getirdi.Tom brought plenty of food.
Tom herkesi beslemeye yetecek kadar yiyecek getirdi.Tom brought enough food to feed everyone.
Tom her birimize bir hediye getirdi.Tom brought each of us a gift.