Ben sözümü yerine getirdim.I kept my end of the bargain.
Yanımda getirmem gereken şeylerin bir listesini yaptım.I made a list of things I needed to bring with me.
Bana bir şey getirmeni istiyorum.I need you to bring me something.
Bunu hemen geri getireceğime söz veriyorum.I promise I'll bring it right back.
Her durumda, ben görevimi yerine getirdim.In any case, I have fulfilled my duty.
Onlar İngiltere'den kumaş getiriyorlar.They bring cloth from England.
O, yanında ne getirdi?What did she bring with her?
Tom ne getirdi?What did Tom bring?
Tom yanında ne getirdi?What did Tom bring with him?
Tom yanında kimi getirdi?Who did Tom bring with him?
Tom kimi getirdi?Who did Tom bring?
Çantalarımı odama getirin.Bring my bags up to my room.
Sanırım Tom'u buraya getirmelisin.I think you should bring Tom here.
Bence Tom'u buraya getirmelisin.I think you should bring Tom here.
Bana kalırsa Tom'u buraya getirmelisin.I think you should bring Tom here.
Tom'u buraya getirmen gerektiğini düşünüyorum.I think you should bring Tom here.
Belediye başkanımızın Toronto'ya şöhret ve utanç getirmesi talihsizliktir.It is unfortunate that our mayor has brought fame and shame to Toronto.
Bana telefonu getir, Tom.Bring me the phone, Tom.
Yanımda ne kadar para getirmem gerektiğini bilmek istiyorum.I want to know how much money I should bring with me.
Keşke yanımda bir şemsiye getirseydim.I wish I'd brought an umbrella with me.
Gidip yiyecek bir şey getireyim sana.I'll go and get you something to eat.
Sana bir fincan kahve daha getireceğim.I'll bring you another cup of coffee.
Başka ne getirmemiz gerektiğini göreceğim.I'll see what else we need to bring.
Tom'a biraz yemek getireceğim.I'm going to bring Tom some dinner.
Ne getirmen gerektiğini biliyor musun?Do you know what you need to bring?
Gitarını getirdiğini sandım.I thought you brought your guitar.
Tom'u buraya geri getireceğim.I'm going to bring Tom back here.
Tom'u geri getirmek için her şeyi yapacağım.I'll do anything to get Tom back.
Tom'u benimle birlikte getiriyorum.I'm bringing Tom along with me.
Ben seni bunun içine getirdiğim için üzgünüm.I'm sorry I got you into this.
Keki kimin getirdiğini merak ediyorum.I wonder who brought the cake.
Bize biraz çay getireceğim.I'm going to get us some tea.
Onu senin ofisine getireceğim.I'll bring it to your office.
Onu sizin ofisinize getireceğim.I'll bring it to your office.
Tom Mary'ye öğle yemeğini getirdi.Tom brought Mary her lunch.
Bize biraz daha şarap getireyim.I'll get us some more wine.
Tom'u getirtmeye çalıştım.I tried to get Tom to come.
Tom Mary'ye bir kahve getirdi.Tom brought Mary a coffee.
Ben onu getirdiğim için üzgünüm.I'm sorry I brought it up.
Eve bir pizza getiriyorum.I'm bringing home a pizza.
Ne getireceğini biliyor musun?Do you know what to bring?
Tom Mary'ye bir içecek getirdi.Tom brought Mary a drink.
Gideceğim ve sana biraz getireceğim.I'll go and get you some.
Sana biraz kahve getireceğim.I'll get you some coffee.
Sana başka bir köpek getireceğim.I'll get you another dog.
Size başka bir köpek getireceğim.I'll get you another dog.
Sana biraz su getireceğim.I'll get you some water.
Tom'u getirmeni istiyorum.I want you to bring Tom.
Tom'u sana getireceğim.I'll bring Tom to you.
Şarabı getireceğim.I'll bring the wine.
Birayı getireceğim.I'll bring the beer.
Mayonu getir.Bring your swimsuit.
Onu geri getireceğim.I'll bring it back.
Anneni de getir.Bring also your mother.
Ananı da getir.Bring also your mother.
Seni bugün buraya getiren nedir?What brings you here today?
Bir öğle yemeği getirmeliydim.I should have brought a lunch.
Tom emri yerine getirmeyi reddetti.Tom refused to execute the order.
Bana biraz çorba getirin, lütfen. Biber olmadan.Bring me some soup, please. Hold the pepper.
O fotoğraf portfolyosunu röportaja getirdi.She brought her portfolio of photographs to the interview.