Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.Odvtedy stále hľadáme, ale je nemožné prehnať rozmer hľadania, kktoré nás len čaká.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.Poszukiwania trwają, jednak należy podkreślić, jak ogromnie wiele mamy do zrobienia.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.We zijn nog steeds zoekende, maar het is onmogelijk te overschatten wat er nog te doen blijft.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.Мы ищем с тех пор, но невозможно переоценить масштаб еще неизведанного
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.Оттогава насам търсим непрестанно, но е невъзможно да се пресили величината на оставащото търсене.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.מאז אנו מחפשים, אבל לא ניתן להפריז בתאור מימדי החיפוש שעדיין צריך לבצע.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.نحن في بحث مستمر عنها ، ومهما ضخّمنا فمن المستحيل أن نكون نبالغ في حجم البحث المتبقي.
Ta en başından beri bir arayış içindeydik, ama geriye kalan arayışın büyüklüğünü abartmamak mümkün değil.まだ残されている探索がいかに広大かは 過大に言うことが出来ません 40年に渡るSETIの努力も
Tamam? Geriye kalan herşey tamamen çöktü.1914年のロシア ボルシェビキ革命が
Tamam? Geriye kalan herşey tamamen çöktü.Minden más darabjaira hullott.
Tamam? Geriye kalan herşey tamamen çöktü.Wszystkie inne rzeczy się kompletnie rozpadły
Tamam? Geriye kalan herşey tamamen çöktü.Εντάξει; Όλα τα άλλα πράγματα κατέρρευσαν εξ ολοκλήρου.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Abolid todas las dudas, y lo que queda no es fe, sino convicción absoluta sin corazón.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Abolindo todas as dúvidas, o que resta não é fé, mas a condenação absoluta, insensível.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Abolissez tout doute, et ce qui reste n'est pas la foi mais une certitude absolue et sans âme.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Abolite tutti i dubbi, e ciò che rimane non è la fede, ma assoluta convinzione spietata.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Alungați îndoiala și ce rămâne nu e credință, ci o convingere absolută lipsită de sentiment.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Beseitigt man jeglichen Zweifel, dann bleibt kein Glaube übrig, sondern absolute, herzlose Überzeugung.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Če odpravite ves dvom, vam ne ostane vera, temveč vzvišena, brezsrčna odločnost.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.모든 의혹을 없애버리면 남는 것은 믿음이 아니라 절대적이고 무심한 확신입니다.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Schaf alle twijfel af, en wat je overhoudt, is geen geloof, maar absolute, harteloze overtuiging.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Usunięcie zwątpienia nie daje wiary, tylko bezkresne, nieczułe przekonanie.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Utplåna allt tvivel och det som finns kvar är inte tro, utan absolut, hjärtlös övertygelse.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Zakážte všetky pochybnosti a to čo zostane nie je viera, ale absolútne, bezcitné presvedčenie.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Καταργήστε κάθε αμφιβολία και αυτό που θα μείνει δεν θα είναι η πίστη, αλλά μια απόλυτη, άκαρδη πεποίθηση.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Відмовтесь від сумнівів, і те, що лишиться, буде не вірою, а абсолютною, сліпою переконаністю.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Исключите сомнения, и то, что останется, будет не верой, а абсолютной, малодушной убеждённостью.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.Противопоставяйки се на съмнението, оставаме място не на вярата, а на абсолютното, безсърдечно убеждение.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.בטלו את כל הספקות, ומה שנשאר זו לא אמונה, אלא הרשעה מוחלטת וחסרת לב.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.انزع كل الشك، وما يتبقى ليس اﻹيمان، بل اقتناع مطلق، بلا قلب.
Tüm bu şüpheyi ortadan kaldırın, geriye kalan şey inanç değildir, kesin, kalpsiz bir teslimiyettir.絶対的で 核心のない信念です 自分には "Truth(真理)" があると 確信するでしょう
Üçüncü tura ise geriye kalan üç atıştan birinde olacak -E então para a terceira ocorrência poderia se escolher 1 dos 3 lançamentos remanecentes.
Üçüncü tura ise geriye kalan üç atıştan birinde olacak -En de derde kop plek kan worden ingenomen door 1 van 3 resterende worpen.
Üçüncü tura ise geriye kalan üç atıştan birinde olacak -I w końcu trzecie miejsce może być obsadzone przez jeden z 3 pozostałych rzutów.
Üçüncü tura ise geriye kalan üç atıştan birinde olacak -Třetí panna pak 1 ze 3 zbývajících hodů.
Üçüncü tura ise geriye kalan üç atıştan birinde olacak -А третий случай выпадения "орла" может иметь место при 1 из 3 оставшихся подбрасываний.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.De fapt, în acest moment mai există doar 200 de gaviali în sălbăticie.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.De hecho en este momento solo quedan 200 gaviales salvajes.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Heute gibt es also nur mehr 200 Gangesgaviale in freier Wildbahn.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Il ne reste à vrai dire actuellement que 200 gavials adultes en liberté dans la nature.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.In questo momento infatti, ci sono solo 200 Gaviali capaci di riprodursi in libertà.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Nu komen er nog slechts 200 zich voortplantende gavialen voor in het wild.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Valójában ebben a pillanatban mindössze 200 nemzőképes gaviál maradt a vadonban.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Vì vậy, ở thời điểm này chỉ còn có 200 con sinh sản trong tự nhiên
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.W momencie badań na wolności żyło zaledwie 200 dorosłych osobników.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Έτσι, στην πραγματικότητα, σήμερα υπάρχουν μόνο 200 γκάριαλ ικανά για αναπαραγωγή, στην άγρια φύση.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.В данный момент в дикой природе осталось лишь двести размножающихся гавиалов.
Ve bugün, doğada geriye kalan Ganj timsahı sayısı yalnızca 200.Всъщност, на този етап в света са останали само 200 развъждащи се гариала.
Ve bugün, doğada geriye kalan그래서, 사실상 이 시점에서는
Ve bugün, doğada geriye kalanאז למעשה, בנקודה זו
Ve bugün, doğada geriye kalanلذلك في الحقيقة
Ve bugün, doğada geriye kalanガリアルは200匹しか残っていないんです
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.A jediný zbývající nepřítel je Velká Británie.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.Der einzig ernstzunehmende Gegner war Großbritannien.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.E il solo vero nemico rimasto era la Gran Bretagna.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.E o único real inimigo que sobrou foi a Grã-Bretanha.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.I jedynym prawdziwym wrogiem została tylko Wielka Brytania.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.이제 실제로 남은 적은 영국뿐이었습니다
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.Y el único enemigo real que quedaba era Gran Bretaña.
Ve geriye kalan tek gerçek düşman Büyük Britanya'ydı.И единственият останал враг е Великобритания.