Ana içeriğe geç
Sözlük

gergi ile cümle

gergi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Stresi ve gerginliği azaltır.W chwilach stresu i napięcia unikają ludzi.
Ancak, Margaret Thatcher iktidarı döneminde biraz gergin ilişkileri bulunmaktaydı.Margaret Thatcher, däremot, vann en storseger på grund av sitt resoluta ingripande.
1980'lerin başında parti-ordu ilişkileri silahlı kuvvetlere kaynak ayrımı konusu nedeniyle gerginleşmiştir.I slutet av 1980-talet växte motståndet mot honom från flera olika väpnade grupper.
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.Alla noterar spänningen som sänker sig.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Den berättar om krig mellan ostrogoter och hunner.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.Cypern: Demonstrationer och sammanstötningar med polis ägde även rum i Cypern.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На випускному вечорі, Керрі нервує і соромиться, але Томмі люб'язно заспокоює її.
Sezonun gerisi de gergin geçti.Проте, решта сезону була досить напруженою.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.Уламки зближуються і заходять один на інший.
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.Цей час отримав назву "Холодна війна".
Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır.Для бездоріжжя занадто слизькі і неміцні.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.На цьому ворожнеча між ними і закінчилася.
Stresi ve gerginliği azaltır.Процес розжовування знижує стрес i напруження.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Розпочався розбрат між юдеями та греками.
Arka bağlantı noktaları üç ayrı gergiyle oluşur: üst, alt ve çapraz.Поверхні розмежовані трьома краями: верхнім, переднім і заднім.
Eskişehir'de gerginlik ve yer yer polis müdahaleleri gerçekleşti.У різанині й грабежах брали активну участь поліція і аскери.
Yöney alanları bir nevi gergi (gergi) alanlarıdır.Також — дім Ода (яп. 【織田家】, おだけ, ода-ке).
Bazı gergin diyaloglardan sonra çatışma başlar.Після обрання хранителів починаються декілька тактів обговорень.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Після 20 грудня все стало різко мінятися.
İsrail ve Hamas arasındaki gerginliği artıran birçok unsur vardı.Ескалація напруги між Ізраїлем і Єгиптом тривала.
Bu gerginliğin içinde birbirlerini vurup öldürürler.Під час бою з нею вони через суперечку вбивають один одного.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Партії були дуже напружені.
Çok gerginim.Я сильно нервую.
Tom, aşırı gergin görünüyor.Том виглядає надзвичайно знервованим.
Tom çok gergin, değil mi?Том дуже напружений, чи не так?
Ben bütün sabah gerginim.Я цілий ранок напружений.
Bağdat'ta bekleyiş gergin ve zor geçti.Čekání v Bagdádu bylo velmi obtížným obdobím.
Öndeki emniyet kemeri ön gergili ve yük sınırlayıcılıdır.Stanice leží v tarifním pásmu A a je bezbariérově přístupná.
Bu gerginlik Gürcü milliyetçiler ve onların politik bağlantıları ile İskender’in arasını açmıştır.Obyvatelstvo bylo vývojem a napjatými vztahy s Ruskem šokováno.
1960’ların sonunda, Filistinliler ve Ürdün hükümeti arasında gerginlik arttı.Ke konci 60. let došlo ke značnému nárůstu napětí mezi palestinskými Araby a jordánskou vládou.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.V roce 2000 pokračoval mírně klesající trend úbytku obyvatelstva.
Filmdeki gergin olaylar Karabağ'da geçer.Ve filmu je zpracována Bitva u Poltavy.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.Pokud je kapalina zakalená, bude zataženo s možností srážek.
Ve bu sihir son derecede gergin, korkutucu bir sihirdi." açıklamasında bulunmuştur.Și, Dumnezeule, ce poezie adâncă și puternică descoperă el aici!"
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Situatia a fost foarte tensionata.
Bu tur sırasında müzisyenler ve grup yönetimi arasında gerginlik oluştu.O altă preocupare a sa a fost relația dintre muzician și public.
Albümlerin piyasa çıktığı dönemde ise Rose'un diğer grup üyeleri ile ilişkileri giderek gerginleşmeye başlar.Totuși, în momentul lansării, relațiile lui Rose cu colegii de trupă au devenit tensionate.
İki Dünya savaşı arası dönemde, Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler gergindi.Relațiile dintre Finlanda și Uniunea Sovietică au fost însă tensionate.
Lee ise bu olayın grup içerisinde yaşanan gerginliklerin bir sonucu olduğunu belirtti.Apoi, Lee a afirmat ca Ben a plecat din cauza tensiunii create în formație..
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Amikor ideges lett, vagy nagy nyomás nehezedett rá, tünetei csak romlottak.
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Azután oldódik köztük a feszültség.
P2 ve P7 ayağının tepesinde de elektrikle çalışan gerginlik ölçen cihazlar bulunur.A P2 és P7 pillérek tágulását teljes hosszúságukon elektromosan működő extenzométerek ellenőrzik.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.Lehetnek köztünk feszültségek.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Ez az ideges állapot nagy gyűlöletet érlelt az internáltakban.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Az egyre emelkedő adók miatt már 1955 őszén elégedetlenségi hullám futott végig a város munkavállalói között.
Bu dönemde yönetim ile toplum arasındaki ilişkiler oldukça gergin geçiyordu.A király és az országgyűlés között gyakran feszült volt a viszony.
Ortaya çıkan gerginlik sonucu grup dağılır.Az egyenletek függőleges feszültség hatására kialakuló diszlokációt írnak le.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A választás után mégis feszült légkör ülte meg a várost.
İlişkileri hep gergin olarak devam etti.Heidän väliset suhteensa pysyivät kireinä.
Üyeler "Creep" başarısı, ve sonraki albüm üzerindeki beklentiler yüzünden gergindi.Paineet olivat kovat, koska ”Creepin” suosion takia albumilta odotettiin paljon.
Bunu evliliklerindeki önemli gerginlikler takip etti.Hänen tiedetään kärsineen vaikeista masennusoireista avioliiton kariuduttua.
Yöney alanları bir nevi gergi (gergi) alanlarıdır.Hangon satama Hangon sataman sijainti Hangon Satama Oy (ruots.
Sömürge hükümeti tehcir yoluyla Çin göçünü kısıtlamaya çalışınca gerginlik arttı.Jännitteet kasvoivat kun siirtomaahallitus yritti rajoittaa kiinalaisten muuttoa karkotuksilla.
Her iki grup ve polis arasında gerginlik uzun süre devam etti.Kapinan seurauksena kalajokilaisten ja poliisiviranomaisten välit pysyivät pitkään jännittyneinä.
Çiftin arasındaki gerginlikten ötürü James, Kristen'e bir paket sigara almak için evden ayrılır.James lähtee tämän jälkeen hakemaan tupakkaa Kristenille kaupasta.
Soğuk Savaş´in gerginliği bu olayla daha da arttı.Kylmän sodan jännitteet olivat kiristymässä.
Bu cevap iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştır.Sopimuksen tavoitteena oli lieventää maiden välisiä jännitteitä.
Bu iki takım arasındaki maçlar gergin geçmekte, ancak sertlik yaşanmamaktadır.Kilpailutilanne johti pelaajien kesken välillä sanaharkkoihin muttei pahempaan.
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Kiertue jatkui myös vaalien jälkeen.
Bu olay üzerine, iki ülke arasındaki gergin olan ilişkiler daha da gerildi.Välikohtaus kuitenkin lisäsi edelleen suurvaltojen välisiä jännitteitä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
gergi ile cümle - Sayfa 13 - gergi kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App