Ana içeriğe geç
Sözlük

gergi ile cümle

gergi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Seçimler sonrasında da gerginlikler sürdü.Incluso después del festival, todavía había tensión.
Bu gerginlik Katoliklerin 1845 yılında Sonderbund İttifakını oluşturmasıyla arttı.Estos cantones se combinaron para formar el Sonderbund en 1845.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A pesar del acuerdo, las tensiones étnicas permanecieron.
Herkes çok gergindir.Todos son caprichosos.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.Sin embargo la tensión emocional entre ellos sigue viva.
İki Dünya savaşı arası dönemde, Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler gergindi.Entretanto las tensiones políticas entre los Estados Unidos y la Unión Soviética se intensifican.
Asya'nın büyük ekonomik farklılıkları, bölgede devam eden gerginliğin kaynağı olmaktadır.La diversidad religiosa fue otra fuente de las constantes tensiones en la región.
Tarihi kaynaklarda eski çağlarda adının Gergithes olduğu görülür.Todavía se debaten los orígenes de los antiguos arios en términos geográficos.
Biz gerginiz.Siamo tesi.
O geldiğinde ortam gerginleşti.L'atmosfera si fece tesa quando arrivò lui.
Stresi ve gerginliği azaltır.Il nervosismo e la tensione aumentano.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Quando era contrariato o stressato, i sintomi della sua infermità peggioravano e si facevano più evidenti.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.La tensione fra loro sale ancora.
5 Mayıs günü geldiğinde Türkiye çok gergindi.Il 5 maggio arrivarono in Irlanda.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Mi sono preoccupata a proposito di una possibile guerra nucleare tra Russia e Stati Uniti.
20 Aralık akşamı Ceauşescu'nun dönüşüne rağmen durum daha da gerginleşti.Tornato dall'Iran il 20 dicembre, Ceauşescu trovò la situazione del paese ulteriormente deteriorata.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.I due si scontrano, ferendosi reciprocamente.
Mağrip'teki Yahudiler, artan gerginlik sebebiyle bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar.Gli ebrei del Maghreb furono costretti a emigrare a causa delle tensioni crescenti.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.Difficile da preparare, è possibilmente legata con una striscia sottile di nori.
İki güreşçi,, ringe girişleri esnasında birbirine karşı gösterdikleri gerginliği de sona erdirmişti.I due gemelli litigarono furiosamente al centro del ring arrivando anche alle mani.
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.Perciò, i rapporti politici possono essere espressi esclusivamente per delega democratica.
Tüm geceyi son derece gergin bir halde geçirdiler.Seguirono minuti di altissima tensione.
1,104 metre uzunluğu ile dünyanın en uzun gergin eğik askılı köprüsüdür.Quest'ultimo ponte, con i suoi 1 104 metri di lunghezza, è il più lungo ponte strallato del mondo.
Bağdat'ta bekleyiş gergin ve zor geçti.La risposta delle strade di Baghdad fu immediata e furiosa.
Federal hükûmet ve bölgesel hükûmetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur.Ciononostante, l'equilibrio tra potere statale e federale è rimasto luogo di scontro nella Corte Suprema.
Biraz gerginim.Я немного нервный.
Tom benden daha gergin görünüyor.Кажется, Том нервничает ещё больше меня.
Bu kadar gergin görünmemeye çalışın.Постарайтесь не выглядеть таким нервным.
Üç ay kolajen kullandıktan sonra cildindeki gerginleşmeyi hissetmeye başladı.После использования коллагена в течение трёх месяцев, он начал чувствовать стянутость на коже.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На выпускном вечере Кэрри нервничает и стесняется, но Томми любезно успокаивает её.
İsrail ve Hamas arasındaki gerginliği artıran birçok unsur vardı.Тем временем, росла напряжённость между Египтом и Израилем.
Bunun üzerinde ikisi arasında önce gerginlik oldu ama ardından ikisi kucaklaştı.Это расстроило их обоих, и они решили объединиться.
Sezonun gerisi de gergin geçti.Очень напряжённым выдался следующий сезон.
Böylece aralarındaki gerginlik sona erip gerçekten karı-koca olurlar.Взаимные жестокие слова создали непреодолимую пропасть между супругами.
1955 yılı sonbaharında, şehirdeki gerginlik ve huzursuzluk iyice artmıştı.Летом 1955 года напряжённость в Марокко ещё более усиливалась.
İlişkileri hep gergin olarak devam etti.Отношения с Римом оставались напряжёнными.
Kendi aralarında gerginlikler de yaşadıkları olur.На их сторону перешли и нервии.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.В воздухе разлетаются друг от друга.
İsrail’in Filistinliler ile olan gerginliği ise sürmektedir.«Палестинцы танцуют с израильтянами.
Oldukça gergin geçen maçta, hakemin Arjantin kaptanını oyundan atması tartışmalara neden oldu.В ответном матче судья удалил Беста за драку с аргентинским игроком.
Stresi ve gerginliği azaltır.Польза и вред от стресса.
Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi.Общество находилось в состоянии большой напряженности.
2011 sonlarından itibaren iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşti.По состоянию на начало 2010-х годов обе страны очень тесно связаны друг с другом.
Çok rahat, hiç de gergin değildi.Очень спокойный и невозмутимый.
Karşılaşmanın ilk yarısı son derece gergin geçti.Первое впечатление довольно нервирует вас.
İki Dünya savaşı arası dönemde, Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler gergindi.Отношения между Финляндией и СССР в период между двумя мировыми войнами оставались холодными и напряжёнными.
Yöney alanları bir nevi gergi (gergi) alanlarıdır.Усадьба Соколовых, находящаяся в пос.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.Спор привёл к прекращению отношений между ними.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.После 20 декабря все стало резко меняться.
Parmak uçları gergin bir şekilde ayak çırpmak doğrudur.Петлю к ножнам стали пришивать жестко.
Azerbaycan ve Ermenistan'ın 1918'de bağımsızlık ilan etmesi durumu daha da gerginleştirdi.Напряжённость наросла в 1918 году, когда Армения и Азербайджан стали ненадолго независимыми.
Açık pencere kadının gerginliğini ve kapalı odadan kaçma isteğini simgeliyor.Открытое окно трактуется как желание вырваться из замкнутого помещения.
Asya'nın büyük ekonomik farklılıkları, bölgede devam eden gerginliğin kaynağı olmaktadır.Религиозное разнообразие было ещё одной причиной для постоянной напряженности в регионе.
Tüm geceyi son derece gergin bir halde geçirdiler.День получился очень напряженный, полный нервотрепки.
2006 yılında Valery Gergiev yönetiminde Mariinsky Tiyatro Orkestrası eşliğinde ilk Rusça albümü çıktı.28 декабря 2013 года впервые выступил с оркестром Мариинского театра под управлением Валерия Гергиева.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.Страну начали сотрясать волнения.
Lee ise bu olayın grup içerisinde yaşanan gerginliklerin bir sonucu olduğunu belirtti.Ли был сильно расстроен таким поворотом событий.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.بعد مرور سنة، يَخف التوتر في المجتمع.
İlişkileri hep gergin olarak devam etti.وعموما ، استمرت علاقتهما متوترة .
Gerginliğini biraz daha iyi tutar.وهو يعتمد أكثر على الإيقاع.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod