Herhangi bir değişiklik yapmam gerekip gerekmediğini bana bildir.Let me know if I need to make any changes.
Çoraplar uygun boyutta olması gerekmektedir.Stockings should be of the proper size.
Bizim sosyal engelleri yıkmak için çok çalışmamız gerekmektedir.We must work hard to break down social barriers.
Yangın durumunda 119'u tuşlamanız gerekmektedir.In case of fire, you should dial 119.
Roy'un ebeveynlerini karşılamak için havaalanına acele gitmesi gerekmezdi.Roy needn't have hurried to the airport to meet his parents.
Nick'in büroma gelmesi gerekmez.Nick doesn't need to come to my office.
İşin öğleden sonra saat 3'e kadar bitirilmesi gerekmektedir.The job must be finished by 3 p.m.
Şimdi terk etmeniz gerekmez.You don't need to leave right now.
Kızgın olmanın gerekmesi doğaldır.It is natural that you should get angry.
Gitmemiz ya da kalmamız gerekip gerekmediği sorusu ardından gelir.The question whether we should go or stay comes next.
Bir ulusun büyük olması için mutlaka güçlü olması gerekmez.A nation need not necessarily be powerful to be great.
Rezervasyonu iptal etmemizin gerekip gerekmediğini tartıştık.We deliberated whether we should cancel the reservation.
Dünya'nın petrol yerine yeni enerji kaynakları geliştirmesi gerekmektedir.The world needs to develop new energy sources in place of oil.
Cumartesileri büroya gelmen gerekmez.You need not come to the office on Saturdays.
Onun mektubuna cevap vermem gerekip gerekmediğini bilmiyorum.I wonder if I should answer his letter.
Onun patavatsızlıklarını görmezden gelmen ve onu affetmen gerekmez mi?Shouldn't you overlook his indiscretions and forgive him?
Bunu hemen yapman gerekmez.You need not do it at once.
İletişim kurmak için yerli bir konuşmacı gibi konuşmanız gerekmez.It's not necessary to speak like a native speaker in order to communicate.
Bazen Boston'da kalmam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.Sometimes I wonder if I shouldn't have stayed in Boston.
Tom partiye gitmesi gerekip gerekmediğini bilmiyor.Tom doesn't know whether he should go to the party or not.
Tom'un detayları bilmesi gerekmez.Tom doesn't need to know the details.
Tom'un özür dilemesi gerekmez. O yanlış bir şey yapmadı.Tom doesn't need to apologize. He did nothing wrong.
Gerçekten bir öğretmen olmam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should really become a teacher.
Cumartesi günü işe gelmen gerekmez.You don't need to come to work Saturday.
Bu üzerinde çok düşünülmesi gerekmeyen bir konu.It's a no-brainer.
Kalmam ya da koşmam gerekip gerekmediğini bilmiyorum.I don't know if I should stay or run.
Onun bir doktorla görüşmesi gerekmektedir.It is necessary that she see a doctor.
Bu metni çevirmek gerekmez. Bende zaten İspanyolca versiyonu var.No need to translate this text. I already have its Spanish version.
Neden şehrin o kısmına gitmem gerekmediğini bilmiyordum.I didn't know why I wasn't supposed to go to that part of town.
Anlaşma imzalamamız gerekmeyebilir.We might not need to sign a contract.
Toplam maliyeti ödememiz gerekmeyebilir.We might not need to pay the full price.
Bugün süpermarkete gitmemiz gerekmeyebilir.We might not need to go to the supermarket today.
Bugün yağmur yağması gerekmediğini düşünüyordum.I thought it wasn't supposed to rain today.
Tom'un hakkında konuşmamızın gerekmediğini düşünüyordum.I thought we weren't supposed to talk about Tom.
Ne olduğunu hakkında Tom'a anlatmamız gerekmediğini düşündüm.I thought we weren't supposed to tell Tom about what happened.
Tom olmadan oraya gitmemizin gerekmediğini düşünüyordum.I thought we weren't supposed to go there without Tom.
Para için hiç endişelenmem gerekmedi.I never had to worry about money.
Ona söylemem gerekip gerekmediğini bilmiyorum.I don't know if I should tell him.
Sana söylemem gerekip gerekmediğini bilmiyorum.I don't know if I should tell you.
Benim için beklemeniz gerekmez.I don't need you to wait for me.
Burada olmam gerekmediğini biliyorum.I know I'm not supposed to be here.
Bunlardan birini almam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should get one of those.
Tom bir kravat takması gerekip gerekmediğini sordu.Tom asked if he needed to wear a tie.
Polisi aramam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should call the police.
Tom'a bir şey söylemen gerekmeyecek.You won't need to tell Tom anything.
Onu yapmam gerekmediğinden eminim.I'm sure I don't need to do that.
Belki gitmem gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if maybe I should go.
Tom'u uyarmam gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should warn Tom.
Bugün bir ceket giymen gerekmez.You won't need a coat today.
Bizim karşılıklı sorunumuza bir çözüm bulmak için birlikte çalışmamız gerekmektedir.We need to work together to find a solution to our mutual problem.
Zengin olmak zorunda değilsiniz, daha ziyade, bağımsız olmanız gerekmektedir.I rarely get out on weekends.
Hislerime güvenmem gerekip gerekmediğini merak ediyorum.I wonder if I should trust my instincts.
Tom bana Mary'ye çıkma teklif etmesinin gerekip gerekmediğini sordu.Tom asked me if he should ask Mary out.
Daha fazla sarımsak gerekip gerekmediğini görmek için çorbanın tadına bak.Taste the soup to see if it needs more garlic.
Daha fazla kırmızı biber gerekip gerekmediğini görmek için sosun tadına bak.Taste the sauce to see if it needs more chili.
Daha fazla tuz gerekip gerekmediğini görmek için pirincin tadına bak.Taste the rice to see if it needs more salt.
Neden şehrin o kısmını ziyaret etmem gerekmediğini bilmiyordum.I didn't know why I wasn't supposed to visit that part of the city.
Birinin mahkûmu koruyor olması gerekmez mi?Shouldn't somebody be guarding the prisoner?
Çokdilli olman gerekmez.It isn't necessary for you to be multilingual.
Fiyatı düşürmen gerekmez. İnsanlar istediğin ücreti ödeyecekler.You don't need to lower the price. People will pay what you're asking.