Tom'un yardım etmek için gerçekten zamanı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom really has time to help.
Buna gerçekten inandığını sanmıyorum.I don't think you really believe that.
Onun hasta olması gerçeği beni gerçekten endişelendiriyor.The fact that she's sick really worries me.
Gerçekten olan şeyin bu olduğundan şüpheliyim.I doubt that's what really happened.
Tom'un gerçekten bir doktor olduğundan kuşku duyuyorum.I doubt Tom is really a doctor.
Tom'un gerçekten o kadar salak olabileceğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom is really that gullible.
Geleneksel Japon tatlıları gerçekten Japon çayı ile iyi gider.Traditional Japanese sweets really do go well with Japanese tea.
Bunun hakkında gerçekten kötü hissediyorum.I feel really bad about this.
Gerçekten kötü hissediyorum.I feel really bad.
Gerçekten aptal gibi hissediyorum.I feel really stupid.
Kendimi gerçekten oraya aitmişim gibi hissettim.I felt like I really belonged there.
Kendimi gerçekten oraya aitmiş gibi hissettmiştim.I felt like I really belonged there.
Gerçekten oraya ait olduğumu hissettim.I felt like I really belonged there.
Dün gerçekten iyi vakit geçirdim.I had a really good time yesterday.
Ben senin ailenle gerçekten harika zaman geçirdim.I had a really great time with your family.
Boston'da gerçekten güzel bir zaman geçirdim.I had a really lovely time in Boston.
Bu gece gerçekten hoş bir zaman geçirdim.I had a really nice time tonight.
Tom'un evinde gerçekten harika bir zaman geçirdim.I had a really wonderful time at Tom's house.
Onu yapmayı planlamamıştım fakat gerçekten yapmamı istiyorsan yapabilirim.I hadn't planned to do that, but I can if you really want me to.
Şimdiye kadar onu gerçekten düşünmedim.I hadn't really considered that until now.
Sen bahsedinceye kadar Tom'un saç tıraşı olduğunu gerçekten fark etmedim.I hadn't really noticed Tom got a haircut until you mentioned it.
Gerçekten fark etmedim.I hadn't really noticed.
Fikirlerin gerçekten yerde bir evi yok, onlar insanlar arasında havada yüzer.Ideas don't really have a home on the ground, they float in the air between people.
Tom gerçekten Mary'ye abayı yaktı.Tom really did fall for Mary.
Ödül aldığına gerçekten şaşırdım.I'm really surprised you got a prize.
Onun ablasını gerçekten çok seviyorum.I really love her older sister a lot.
Onun küçük kız kardeşini gerçekten çok seviyorum.I really love her younger sister a lot.
Ailem beni gerçekten seviyor.My parents really love me.
Henüz gerçekten Boston'da bulunmadım.I haven't actually been to Boston yet.
Gerçekten değiştiremediğim planlarım var.I've got plans I really can't change.
Ben gerçekten kötü bir gün geçirdim.I've had a real bad day.
Bugün gerçekten kötü bir gün geçirdim.I've had a really bad day today.
Bu gece gerçekten iyi vakit geçirdim.I've had a really good time tonight.
Gerçekten zor bir gün geçirdim.I've had a really hard day.
Gerçekten uzun bir süredir Tom'u tanıyorum.I've known Tom a real long time.
O konuda gerçekten hiç düşünmedim.I've never really thought about that.
Gerçekten henüz onu çözemedim.I haven't really figured that out yet.
Gerçekten seni özledim.I've really missed you.
Gerçekten bu konuda düşünmedim.I haven't really thought about it.
Tom'un bazı gerçekten şaşırtıcı şeyler yaptığını gördüm.I've seen Tom do some really amazing things.
Kumar oynamayı gerçekten tasvip etmiyorumI don't really approve of gambling.
Bunu gerçekten umursamıyorum.I don't really care about that.
Tom'un nerede olduğunu gerçekten umursamıyorum.I don't really care where Tom has been.
Gerçekten canım okumak istemiyor.I don't really feel like reading.
Gerçekten bir seçeneğim yok.I don't really have a choice.
Gerçekten bir ailem yok.I don't really have a family.
Gerçekten hiç planım yok.I don't really have any plans.
Ne olduğunu gerçekten bilmiyorum.I don't really know what happened.
Gerçekten başka bir arabaya ihtiyacım yok.I don't really need another car.
Gerçekten öyle şarkı söyleyemem.I don't really sing like that.
Bunun gerçekten bozuk olduğunu sanmıyorum.I don't think it's really broken.
Gerçekten anladığını sanmıyorum.I don't think you really understand.
Sanırım gerçekten umursamıyorsun.I guess you don't really care.
Gerçekten umursamadım, biliyor musun?I really didn't care, you know?
Bugün gerçekten buna ihtiyacım yoktu.I really didn't need this today.
Gerçekten canım konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking.
Benim gerçekten çok vaktim yok.I really don't have much time.
Onun gerekli olduğunu gerçekten sanmıyorum.I really don't think that's necessary.
Gerçekten Fransızca anlamıyorum.I really don't understand French.
Kadınları gerçekten anlamıyorum.I really don't understand women.