Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Voiam declaraţia mea artistică, interpretarea mea a realitaţii.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Volevo la mia espressione artistica, la mia interpretazione della realtà.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Ήθελα τη δική μου καλλιτεχνική σφραγίδα, τη δική μου ερμηνεία της πραγματικότητας.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Исках своето артистично изявление, своята интерпретация на реалността.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Я хотел донести своё видение, свою интерпретацию реальности.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Я хотів довести своє бачення, своє трактування дійсності.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.רציתי את ההצהרה האומנותית שלי, הפרשנות שלי למציאות.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.أردت رسالتي الفنية ترجمتي ونظرتي للواقع
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.私なりの現実の解釈をしたかった 私は新聞ではなく、ポスターが作りたかった
Bence böylesi çok daha ilginç. Hepimizden daha büyük ve hepimizi içine alan bir evrensel gerçeklik var.Ca să înţelegem întregul concept al ştiinţei, ar trebui să ştiţi ce este o teorie ştiinţifică:
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.Ik denk omdat ik hun taal en realiteit kon gebruiken om hen in een andere mee te voeren.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.그 이유는 아이들을 다른 세계로 데려다 주기 위해 제가 아이들의 언어와 현실을 사용했기 때문이라 생각합니다.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.Penso che il motivo fosse aver saputo usare il loro linguaggio e la loro realtà per portarli in un'altra.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.To chyba dzięki temu, że udało mi się wykorzystać ich język i rzeczywistość, aby przenieść je gdzie indziej.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.И я думаю, причина в том, что я смогла использовать их язык и их реалии, чтоб увлечь.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.ואני חושבת שהסיבה היא שהצלחתי להשתמש בשפה שלהם ובמציאות שלהם כדי לשגר אותם לתוך אחרת.
Bence bunun sebebi de onların dilini ve gerçekliklerini, başka bir şeye dönüştürebilmek için kullanabilmem.連れて行くことができたからだと思っています このような中 あることが起こりました
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Comme vous, je suis un peu entre la réalité et les jeux vidéos.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Eu, ca mulţi dintre voi, trăiesc la graniţa dintre realitate şi jocuri video.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Film: Jak wielu z was, żyję gdzieś pomiędzy rzeczywistością i grami wideo.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.비디오: 나는, 다른 많은 이들과 마찬가지로, 현실과 비디오 게임 사이 어딘가에 살고 있다.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Saya, seperti banyak dari Anda, tinggal di suatu tempat antara dunia nyata dan video game.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Tôi, cũng như rất nhiều người trong số các bạn, sống giữa hiện tại và các trò chơi điện tử.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Videó: Én is, mint közületek sokan, valahol a valóság és a videojátékok között vagyok.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Video: Ich lebe wie viele von Ihnen irgendwo zwischen der Realität und Videospielen.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Video: Io, come molti di voi, vivo da qualche parte tra la realtà ed i videogiochi.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Video: Stejně jako spousta z vás žiju někde mezi realitou a videohrami.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Video: Yo, como muchos de ustedes, vivo en algun punto entre la realidad y los video juegos.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Video: Zoals velen van jullie leef ik ergens tussen de realiteit en videogames in.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Βίντεο: Ζω, όπως και μερικοί από εσάς, κάπου ανάμεσα στην πραγματικότητα και τα βιντεοπαιχνίδια.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Видео: Аз, като много от вас, живея някъде между реалността и видеоигрите.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.Видео: Я, как и многие из вас, живу где-то между реальностью и видео играми.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum."Я, як багато хто з вас, живу десь між реальністю та іграми
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.סרטון: אני, כמו רבים מכם, חי במקום כלשהו בין המציאות ומשחקי המחשב.
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.الفيديو: أنا، مثل الكثير منكم، أعيش في مكان بين الواقع والألعاب التلفزيونية
Ben, çoğunuz gibi, gerçeklik ve bilgisayar oyunları arasında bir yerde yaşıyorum.僕は現実とゲームの間に生きている 現実に生きる血の通った人間だが
Ben de ona, " Sen ilk başlarda konuştuğunda, söylediklerinin gerçekliği, tüylerimi ürpertirdi.라고, "글쎄, 당신의 회담을 처음 시작할 때, 당신은 알고, 날 오 한 말을 했다는 사실 때문에 말할 때 발생 합니다.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Abbiamo creato un intero sistema di valori e una realtà fisica per sostenere la stima di sè.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Am creat întregi sisteme de valori şi o realitate fizică pentru a susţine valoarea eului.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Criámos sistemas de valores e uma realidade física para apoiar o valor do eu.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Egész értékrendeket alakítottunk eszerint, és egy fizikális valóságot, ami az én értékét támasztja alá.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Hemos creado un sistema completo de valores y una realidad física que sostiene el valor del sí mismo.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Kita telah menciptakan seluruh sistem nilai dan realita fisik untuk mendukung nilai diri.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.우리는 전체적인 가치 시스템과 자신의 가치를 지원하기 위해 물리적인 현실을 창조했습니다.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Nous avons créé des systèmes de valeurs entiers et une réalité physique pour soutenir la valeur du moi.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Stworzyliśmy całe systemy wartości oraz fizyczną rzeczywistość, by potwierdzić własną wartość.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Vi har skapat hela värdesystem och en fysisk verklighet för att stödja ett värde av självet.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Vytvořili jsme celý systém hodnot a hmotné reality na podporu našich já.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.We hebben hele waardesystemen gecreëerd en een fysieke realiteit ter ondersteuning van het zelf.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Wir haben ein ganzen System und eine physische Realität erschaffen um den Wert des Selbst zu unterstützen.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Δημιουργήσαμε συστήματα αξιών και μια φυσική πραγματικότητα που υποστηρίζει την αξία του εαυτού.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Ми створили цілі системи цінностей і фізичну реальність, щоб підтримати ціну нашому я.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Мы создали целые системы ценностей, а также физическую реальность, чтобы поддержать цену нам самим.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.Ние създадохме цели ценностни системи и физически реалности, които да почитат ценността на Аз-а.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.יצרנו מערכות ערכים שלמות ומציאות ממשית כדי לתמוך בערך העצמי.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.مادمنا خلقنا نظاما كاملا من القيم وواقعا ملموسا كلهم مبنين على الاعتداد بالذات.
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.価値システムや 物理的現実をつくりあげてきたのです 自己像のためにつくられた産業や
Benliğin değerini desteklemek için koca değerler sistemleri ve fiziksel bir gerçeklik yarattık.我地所創造出嘅整個價值系統 客觀存在緊 都系為著支撐黎個自我的價值觀。
Bildiğiniz gibi, gerçeklik여러분도 아시다시피, 현실은 어떠냐 하면,
Bildiğiniz gibi, gerçeklikואתם יודעים, האמת היא