Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Rozszerzona rzeczywistość to po prostu najnowsza technologia.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Toegevoegde realiteit is gewoon de nieuwste technologie.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Επαυξημένη πραγματικότητα είναι απλά η τελευταία τεχνολογια.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Доповнена реальність - найновіша технологія.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Дополненная реальность — новейшая технология.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.Разширената реалност е просто най-новата технология.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.מציאות מרובדת היא רק הטכנולוגיה האחרונה.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.الحقيقة المدمجة هي مجرد تقنية حديثة.
Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji.単なる新技術となり 手品は
Aslında bu, sonsuz gökyüzünün gerçekliğini anlamak icin bir buluttan gökyüzünü canlandırmasını istemek gibidirDus, in feite is het, alsof je een wolk zou vragen om de hemel te interpreteren
Aslında bu, sonsuz gökyüzünün gerçekliğini anlamak icin bir buluttan gökyüzünü canlandırmasını istemek gibidirEntao, na verdade, seria como pedir a uma nuvem que interpretasse o céu -
Aslında bu, sonsuz gökyüzünün gerçekliğini anlamak icin bir buluttan gökyüzünü canlandırmasını istemek gibidirSå i praktiken skulle det vara som att be ett moln tolka himlen -
Atnaf gibi genç birinin söndürülen hayâllerinin acı gerçekliği en iyi şekilde bu yazıyla ortaya koyuluyor:Smutná realita potlačených ambic někoho tak mladého jako Atnaf je nejlépe vystižena v těchto větách:
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Függő vagyok, mert hiába tudom, hogy elvesztem a realitásérzékemet, mégis többet akarok.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Ich bin süchtig, denn wiewohl ich weiß, dass ich den Bezug zur Realität verliere, will ich doch immer mehr.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Jestem uzależniony, ponieważ pomimo tego że tracę kontakt z rzeczywistością, wciąż pragnę więcej.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Je suis accro parce que même si je sais que je m'éloigne de la réalité j'en veux toujours plus.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Jsem závislý, protože i přesto, že vím, že ztrácím pouto s realitou, pořád chci víc.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.나는 중독되었다. 내 현실감각이 약해지는 걸 알면서도, 여전히 더 갈망하니까.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Soy adicto, porque aunque sé que estoy perdiendo mi contacto con la realidad aun ansío mas.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Sunt dependent pentru că, deşi ştiu că îmi pierd controlul asupra realităţii, mereu tânjesc după mai mult.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Tôi đã bị nghiện, bởi vì ngay cả khi tôi biết tôi đã để tuột mất hiện tại tôi vẫn ao ướt nhiều hơn.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Είμαι εθισμένος, γιατί παρότι ξέρω ότι χάνω την επαφή με την πραγματικότητα, λαχταρώ κι άλλο.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Пристрастен съм, защото, макар да знам, че се откъсвам от реалността, копнея за още.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Це манія, адже навіть знаючи, що я втрачаю відчуття реальності, я жадаю цього ще більше."
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.Я - зависим, потому что, сознавая потерю чувства реальности я все равно жажду большего.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.אני מכור כיוון שלמרות שאני יודע שאני מאבד את האחיזה שלי במציאות, אני עדיין זקוק לעוד.
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.أنا مدمن، لأنني بالرغم من علمي بأنني أفقد قبضتي على الواقع لازلت أرغب في المزيد
Bağımlıyım, çünkü gerçeklikle olan bağlarımı kaybediyor olduğumu bilsem de, daha fazlası için can atıyorum.決してやめられない (音楽)
Baktığımız resim, klasik düzende yapılmış ve ölçülü bir gerçekliğe sahip. .Ceci est un tableau qui est vraiment de l'ordre classique et le réalité mesuré.
Baktığımız resim, klasik düzende yapılmış ve ölçülü bir gerçekliğe sahip. .Dies ist eine Gemälde in dem es um klassische Ordnung und gemessene Realität geht.
Baktığımız resim, klasik düzende yapılmış ve ölçülü bir gerçekliğe sahip. .Ten obraz to sztandarowy przykład klasycznego porządku i wyważonej racjonalności.
Baktığımız resim, klasik düzende yapılmış ve ölçülü bir gerçekliğe sahip. .Tento obraz je opravdu postaven na klasickém řádu a přesně odměřené skutečnosti.
Baktığımız resim, klasik düzende yapılmış ve ölçülü bir gerçekliğe sahip. .هذه اللوحة هي حقاً عن النظام الكلاسيكي وقياس الواقع.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Então, para mim, a substância das coisas ocultas, é a forma como a "reality TV" está a transformar a realidade
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.I tak dla mnie istotą rzeczy niewidzialnych jest to jak telewizja 'na żywo' steruje życiem.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Jadi bagi saya, substansi dari hal-hal yang tidak tampak, adalah bagaimana realitas TV menggerakkan realitas.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Mielestäni oleellista on se, kuinka tosi-tv muuttaa todellisuutta.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Pentru mine, substanța lucrurilor nevăzute e felul în care aceste emisiuni influențează realitatea.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Quindi a mio parere tutto ciò dimostra che i reality show stanno guidando la realtà.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.저는, 아직 드러나지 않은 진짜 의미는 어떻게 리얼리티 TV 쇼 프로그램이 현실을 바꿔나가는 것인가라고 생각합니다
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Wat mij betreft zijn het de dingen die we niet zien... waarmee reality-tv de realiteit beïnvloedt.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.Така че за мен същността на невижданите неща е това как реалити телевизията движи реалността.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.כך שעבורי, תוכנם של דברים שאינם נראים, הוא איך תוכניות ריאליטי טי.וי. קובעות מציאות.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.فبالنسبة لي ، فإن جوهر الأشياء غير مرئي ، يكون كيف أن تلفزيون الواقع يقود الواقع.
Bana göre, görünmeyen şeylerin önemi, realite TV'nin gerçekliği nasıl etkilediğinde gizli.リアリティTVは現実を突き動かしているのです ありがとう
Basit ve ilkel bir dünyada, bir modele o kadar da ihtiyaç yoktur. Çünkü hisler gerçekliğe yakındır.Trong một thế giới nguyên sơ và đơn giản, thực sự không có lý do cho một mô hình vì cảm giác gần với thực tế.
Batı Papua'nın Mercan Resiflerinde Sanal Gerçeklik Yolculuğuna ÇıkınVisite en este recorrido virtual los arrecifes de coral de Papúa Occidental
Batı Papua'nın Mercan Resiflerinde Sanal Gerçeklik Yolculuğuna ÇıkınVisiter les récifs coralliens de Papouasie occidentale en réalité virtuelle
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Chcel som svoju umeleckú výpoveď, svoju interpretáciu reality.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Chciałem dać moją artystyczną wypowiedź. moją interpretacje rzeczywistości.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Egy saját művészi vallomást akartam, egy saját értelmezést a valóságról.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Eu queria a minha afirmação artística, a minha interpretação da realidade.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Ich wollte meine künstlerische Aussage, meine Interpretation der Realität.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Ik wilde mijn artistieke statement, mijn interpretatie van de werkelijkheid.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Je voulais m'affirmer artistiquement, donner mon interprétation de la réalité.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.저는 제 예술적 표현을 원했습니다. 현실에 대한 제 나름의 해석 말입니다.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Quería mi declaración artística, mi interpretación de la realidad.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Saya menginginkan pernyataan artistik saya sendiri, penafsiran saya tentang kenyataan.
Ben bana ait sanatsal ifadeler, gerçekliğin bana ait yorumları istedim.Tôi muốn mình diễn đạt được hiện thực một cách nghệ thuật.