gerçekler ile cümle

gerçekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V obravnavani zadevi sem prisiljen priznati, da so dejstva, na moji najboljši prepričanja, edinstvena. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V projednávaném případě jsem nucen přiznat, že fakta, k tomu nejlepšímu z mé víře, jedinečnou. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "V tomto prípade som nútený priznať, že fakty, k tomu najlepšiemu z mojej viere, jedinečnou. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "В данном случае я вынужден признать, что факты, в меру своих веры, уникальный ".
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "В даному випадку я змушений визнати, що факти, в міру своїх віри, унікальний ".
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "В настоящия случай аз съм принуден да призная, че фактите са, доколкото ми е убеждения, уникална. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "במקרה הנוכחי אני נאלץ להודות כי העובדות הן, לפי מיטב שלי אמונה, ייחודי ".
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "في الحالة الراهنة أجد نفسي مجبرا على الاعتراف بأن الحقائق هي ، في أفضل من بلادي المعتقد ، وفريدة من نوعها. "
Bu örnekte benim en iyi, gerçekleri itiraf etmek zorunda eşsiz bir inanç. "ユニークな信念、。" かっぷくの良いクライアントにはいくつかの小さなプライドの出現と彼の胸を吹きましたand
Burada gerçeklerden konuşacağım :Ich werde hier über Tatsachen reden:
Burada gerçeklerden konuşacağım :Ik zal het over de feiten hebben:
Burada gerçeklerden konuşacağım :Je vais parler faits :
Burada gerçeklerden konuşacağım :Voy a hablar sobre los hechos aquí:
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Csak egy egyszerű ténymegállapítás.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Đây chỉ là sự trình bày ngay thẳng về sự thật.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Dette er bare en almindelig udtalelse af fakta.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.È soltanto un'enunciazione dei fatti.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Estamos no meio de um período espantoso.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Het is gewoon een duidelijke vaststelling van de feiten.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Il s'agit là d'un constat.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Je to iba obyčajným vyjadrením faktov.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Je to prostě tak.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.이것은 사실 그대로의 진술입니다. 우린 놀라운 시대의 한 가운데에 있습니다.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.To po prostu fakty.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Αποτελεί απλώς διατύπωση των γεγονότων.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.Это простое утверждение, состоящее из фактов.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.זוהי רק אמירה פשוטה של העובדות.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.هذا مجرد سرد عاديّ للوقائع.
Bu sadece gerçeklerin basit bir açıklaması.[技術は神の賜物 生命に次ぐ最大の賜物で 芸術と科学と文明の母なのです」- フリーマン・ダイソン
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Asta e chiar doar despre faptele acestei mişcări economice în care trăim.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Đây là những sự thật về thời khắc kinh tế mà chúng ta đang sống.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Ez tényleg csak tényeken alapszik ebben a gazdasági pillanatban, amelyben élünk.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Hier geht es wirklich nur um die Fakten des wirtschaftlichen Moments, in dem wir leben.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Il ne s'agit au juste que des réalités factuelles de l'époque économique dans laquelle nous vivons.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Isto é mesmo só sobre os factos do momento económico em que vivemos.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Jde o fakta ekonomické doby, v níž žijeme.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.이번에는 정말로 단지 우리가 살고 있는 경제적인 상황의 사실에 의한 것입니다.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Nu gaat het slechts om de feiten van het economische punt waarop we zijn.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Riguarda solamente i fatti del momento economico nel quale viviamo.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Se trata sencillamente de hechos de este momento económico en que vivimos.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Tutaj mamy tylko fakty na temat sytuacji ekonomicznej w chwili obecnej.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Наистина става въпрос само за фактите на тази икономическа реалност, в която живеем.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Це просто факти сучасної економіки.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.Это просто то, как обстоят дела на настоящий период времени.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.מדובר אך ורק בעובדות של הרגע הכלכלי בו אנו חיים כעת.
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.هذا بالفعل ما تقوله الحقائق الخاصة باللحظة الإقتصادية التي نعيش فيها .
Bu sadece içinde bulunduğumuz ekonomik koşullara ilişkin gerçeklerle ilgili.経済社会でしかないのです 男性が先導件を握っていた
Bu teori kulağa şaşırtıcı geliyor, ancak gerçekler böyle ve ispatı da gayet mümkün.Teori yang terdengar mengejutkan, tapi itu adalah senyata dan dapat dibuktikan sebagaimaan adanya.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.모든 선택은 가치판단, 그리고 사회적 기준을 전제합니다. 객관적 사실이 아닙니다.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Mindezek a választások értékítéletet követelnek meg, és társadalmi normákat, nem objektív tényeket.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Todas estas elecciones involucran juicios de valor, y normas sociales, no hechos objetivos.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Tous ces choix impliquent des jugements de valeur, et des normes sociales, pas des faits objectifs.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Tutte queste scelte richiedono giudizi di valore, e norme sociali, non fatti oggettivi.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Všechny tyto volby s sebou nesou hodnotové soudy a sociální normy, ne objektivní fakta.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Všetky tieto možnosti obsahujú hodnotové súdy, a sociálne normy, a nie objektívne fakty.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Wszystkie takie wybory wiążą się z osądami moralnymi, normami społecznymi, a nie obiektywnymi faktami.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Όλες αυτές οι επιλογές εμπεριέχουν αξιακές κρίσεις και κοινωνικούς κανόνες, και όχι αντικειμενικά γεγονότα.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.Всички тези избори включват преценки на стойност и социални норми, а не обективни факти.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.И каждый сделанный выбор зависит от наших ценностей и социальных норм, а не просто от объективных фактов.
Butun bu secenekler objektif gerceklere degil degerlere ve sosyal kriterlere bagli kararlardir.כל הבחירות האלו כוללות הכרעות ערכיות ונורמות חברתיות, לא עובדות אובייקטיביות.
İlgili Sayfalar