gerçekler ile cümle

gerçekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleTemos que encarar a "outra verdade inconveniente" Uma crise global da agricultura.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleTrebuie să recunoaștem "celălalt adevăr incomod". O criză globală în agricultură.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleWe moeten die andere "ongemakkelijke waarheid" onder ogen zien. Een wereldwijde crisis in de landbouw.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleWir müssen uns der anderen unangenehmen Wahrheit stellen. Eine globale Krise der Landwirtschaft.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleНам нужно смело принять "другую неудобную правду". Глобальный кризис сельского хозяйства.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleאך כיצד? כיצד נאכיל עולם הולך וגדל מבלי להרוס את כוכב הלכת? אנו כבר יודעים ששינויי האקלים הם בעיה רצינית.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleيجب أن نواجه "الحقيقة الأخرى المزعجة." أزمة زراعة عالمية.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerle地球規模の農業危機 人口増加 + 肉の消費 + 乳製品消費 + エネルギー コスト + バイオ エネルギー生産= 天然資源への負荷
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.윤리는 우리가 신성한 가치를 위해 뭉치게 하지만 한편 객관적인 사실을 외면하게 합니다.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Ne adună în grupuri ce se învârt în jurul valorilor sacre prin urmare devenim orbi la realitatea obiectivă.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Nos une en equipos que rodean valores sagrados pero nos ciega a la realidad objetiva.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Wiąże nas w grupy krążące wokół świętych wartości, jednak czyniąc nas ślepymi na obiektywną rzeczywistość.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.אני פסיכולוג חברתי, ואני חוקר את המוסר, ואחד העקרונות החשובים של המוסריות הוא שהמוסריות מחברת ומעוורת.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.تربطنا في دوائر تدور حول قيم مقدسة و بالتالي تعمينا من الحقيقة الموضوعية.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.それによって客観的に 現実が見えなくなってしまうのです このように考えてみてください
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir."Consideramos estas verdades como autoevidentes, "de que todos os homens são clones".
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir."Es verdad manifiesta que todos los hombres son clones."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir.그는 '모든 인간이 복제 인간임은 자명한 진리이다.'를 뜻하지 않았습니다.
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir.les vérités suivantes : tous les hommes sont des clones. "
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir."Noi menţinem că aceste adevăruri sunt de la sine înţelese, că toţi oamenii sunt clone."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir."We beschouwen deze waarheden als evident, dat iedereen een kloon is."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir."Мы исходим из той самоочевидной истины, что все люди — клоны."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir.הוא לא התכוון ש"לדידנו ברי כי כל בני האדם הם שיבוטים."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir.هو لم يقصد " نحن نؤمن بأن هذه الحقائق واضحة وبديهية، أن كل البشر متطابقين."
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar birbirinin klonudur" demek istememiştir.という意味ではないのです むしろ 全ての人間は
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken"Es verdad manifiesta que los hombres fueron creados iguales" no quiso decir:
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken'우리들은 다음과 같은 사실을 자명한 진리로 받아들인다, 모든 인간은 평등하게 태어났다,'
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken"Мы считаем самоочевидными истины, что все люди созданы равными", — он не имел в виду:
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken"לדידנו ברי כי כל בני האדם נבראו שווים,"
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken" نحن نؤمن بأن هذه الحقائق واضحة و بديهية، إن كل البشر قد خلقوا متساويين،"
"Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır" derken人は生まれながらにしてみな平等である」 というのは「人はみなクローンである」
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.엄청난 숫자인 것 같죠. 이 숫자들은 여러분을 멍하게 만듭니다. 하지만 우리는 그것을 몇가지의 기본적인 현실적 문제로 나누어 봅니다.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.Les chiffres vous font fuir. Mais nous réduisons cela à quelques réalités de base.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.Solo i numeri ti fanno voler lasciare perdere. Ma li analizziamo e suddividiamo.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.Vyzerá to zdrvujúco. Tieto číslo vás len odradia. Ale my to rozdelíme na základné skutočnosti.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.От подобни числа на човек може да му прилошее. Но можем да го сведем до нещо ежедневно.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.Це здається неймовірним. Такі цифри викликають бажання просто відступитися. Але ми намагаємося їх зменшити.
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.די במספרים כדי לגרום להלם. אבל אנו מפרקים את זה לחלקי מציאות בסיסית. ונושא זכויות האדם
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.إن هذه تبدو مغامرة الأرقام عادة تجعلك تفزع لكننا نبسط هذه الأرقام إلى حقائق أساسية
Bölge dışına çıkmak istiyorsanız... ...sadece sayılar yetmez ama... ...bazı ana gerçeklerle bunu yıkabiliriz.この数字を見ると気が遠くなると思います。 しかし私たちはこれを基本的な現実に分けます。 人権については
Bölüm 7: "Gizli Gerçekler"SEITSEMÄS JAKSO KÄTKETTYJÄ TOTUUKSIA
Bölüm 7: "Gizli Gerçekler"СКРЫТЫЕ ИСТИНЫ
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.A tak jsme se rozhodli, že to chceme rodičům říct na rovinu.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.A tak sme sa rozhodli, že to chceme povedať rodičom na rovinu.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Deshalb entschlossen wir uns, Eltern die Wahrheit zu sagen.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.En dus beslisten we ouders de naakte waarheid te bieden.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.E quindi abbiamo deciso che volevamo parlare francamente ai genitori.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.És ezért elhatároztuk, hogy átadjuk azokat egyenest a szülőknek.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Et nous avons décidé sans hésitation de partager cela avec les parents.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Kami memutuskan kami ingin menunjukkan yang benar kepada orang tua.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.그래서 우리는 정말로 기탄없이 그것을 부모들에게 전해드리고자 결심했습니다.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Por isso, decidimos transmitir a realidade aos pais.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Postanowiliśmy więc, że chcemy wyłożyć rodzicom kawę na ławę.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Şi aşa am hotărât că vrem să le spunem părinţilor adevărul.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Y entonces decidimos hablarle a los padres francamente.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Οπότε αποφασίσαμε ότι πραγματικά θέλαμε να δώσουμε την πραγματικότητα στους γονείς.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.И така решихме, че наистина искахме да го споделим открито с родителите.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Итак, мы решили, что хотим рассказать родителям всё, как есть.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.Отже, ми вирішили, що хочемо розповісти батькам все, як є.
Böylece anne babalara gerçekleri göstermeye karar verdik.אז החלטנו שאנחנו רוצים לתת להורים את הנתונים כמו שהם.
İlgili Sayfalar