O halde, 10.su sonucu ama henüz gerçekleşmedi.Десятое воплощение последнее, его еще не произошло. Вишну сказал:
O halde, 10.su sonucu ama henüz gerçekleşmedi.Така че... десетото е последното, което още не е дошло вероятно.
O halde, 10.su sonucu ama henüz gerçekleşmedi.シヴァは助けとして生まれ変わると
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Det är en förståelse att vi är nyckeln till vår egen återhämtning.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.E realizarea că noi suntem cheia propriei noastre recuperări.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Es ist die Erkenntnis, dass wir der Schlüssel unserer eigenen Genesung sind.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Es la comprensión de que nosotros somos la clave de nuestra propia recuperación.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.E' una consapevolezza del fatto che noi siamo la chiave della nostra personale ripresa.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Het is het besef dat wij de sleutel zijn tot ons eigen herstel.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Il s'agit d'une prise de conscience que nous sommes la clé de notre propre reprise.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Je to uvědomění si, že my jsme ten klíč k vlastnímu obnovení.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.이것은 우리의 회복을 위한 키라는 것을 깨닫게 하는 겁니다.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Nó rất thực tế rằng chúng ta là chìa khóa cho chính sự phục hồi của chúng ta.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.To świadomość, że my jesteśmy kluczowi dla naszej odbudowy.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Είναι η συνειδητοποίηση ότι είμαστε εμείς το κλειδί για την δική μας ανάκαμψη.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Това е осъзнаването, че ние сме ключът към нашето собствено възстановяване.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.Это понимание того, что мы сами являемся ключом к собственному восстановлению.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.וכיום יש משהו באוויר שגם מאד מעצים. מדובר בהבנה
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.انه إدراك اننا مفتاح علاج انفسنا.
O,kendi ülkemizin... ...gelişmesinde anahtar olan... ...gerçekleşme ilkesidir.自分自身であるという 気づきです 今こそ私たちは自らのコミュニティに立ち返り
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Era totuși o surpriză s-a întâmplat atunci și acolo, dar nu c-a avut loc în genere.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.E' stata una sorpresa che succedesse li' e in quel momento, non tanto che succedesse.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Foi uma surpresa ter acontecido ali e naquele momento, mas o facto de ter acontecido não foi surpresa nenhuma.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Het bleef verrassend dat het daar op dat moment gebeurde, maar niet verrassend dat het überhaupt gebeurde.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.그 장소, 그 시간에 일어났다는 것은 놀랍지만 그 사건 자체는 전혀 놀랍지가 않았습니다.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Meglepetés volt, hogy ott, és akkor történt, de maga az esemény egyáltalán nem váratlanul történt.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Siempre fue una sorpresa que eso paso allí y en aquel momento, pero no fue sorprendente que sucediera.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Было удивительно, что это произошло тогда и там, но не удивительно, что это в принципе произошло.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.Винаги беше изненада, че се е случило тогава и там, но не беше изненада, че изобщо се е случило.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.נכון שהיתה הפתעה שזה קרה שם ואז, אך לא היתה הפתעה שזה בכלל קרה.
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.انها دائما مفاجاة ان ذلك حدث هنا وهناك , لكن لم تكن مفاجاة ان ذلك حدث على الاطلاق .
Olayların şurada ve orada olması her zaman sürprizdi, fakat olayların gerçekleşmesi sürpriz değildi.しかし、それが起こったということ自体は驚きではなかったのだ そして、誰もがこの件について書き始めた
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Chúng tôi biết được ý nghĩa trong những hành động của họ thậm chí trước khi chúng xảy ra
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Conosciamo il significato delle loro azioni anche prima che queste accadano.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Cunoaștem sensul acțiunilor altora chiar înainte de a se întâmpla.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.그 사람들의 행동의 의미를 알 수 있습니다. 심지어 그 행동이 있기 전에도 말이죠.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Már azelőtt megértjük egy cselekedet célját, hogy az bekövetkezne.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Nós conhecemos o significado das suas ações mesmo antes de acontecerem.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.On sait ce qu'ils veulent faire même avant qu'ils ne le fassent.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Sabemos el significado de sus acciones incluso antes de que sucedan.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Wir kennen die Bedeutung ihrer Handlungen bereits bevor sie passieren.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Znamy znaczenie jej czynów, jeszcze zanim nastąpią. Znamy znaczenie jej czynów, jeszcze zanim nastąpią.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Ξέρουμε το νόημα των πράξεών τους, πριν ακόμη συμβούν.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Знаем значението на действията им преди те да ги извършат.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.Мы понимаем значение их действий ещё до того, как они их совершат.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.עוד לפני שהם מתרחשים. אנו נמצאים תמיד בעמדה של היותנו
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.نحن نعرف معنى أفعالهم حتى قبل أن تحدث.
Onların eylemlerinin anlamlarını, eylemler henüz gerçekleşmeden bile biliriz.あらかじめ わかってしまいます 我々は常に
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.Als je hun keuzevrijheid weghaalt, stokt het.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.Dacă le retragi libertatea de acțiune, nu mai merge.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.Jeśli odbierzesz im wolność, to przestanie działać.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.만약 그들의 판단의 재량권을 제거해버리면, 교육은 멈출 것입니다.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.ואם נוטלים מהם את שיקול הדעת שלהם, זה מפסיק לעבוד.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.وإن أخذت حرية تصرفهم، فإنها تتوقف عن العمل.
Onların takdir yetkisini kaldırırsanız, eğitim gerçekleşmez.現場の人々に権限を返す 必要があります
O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi.A fost un designer științific, dacă doriți, un poet, dar el a prevăzut toate lucrurile care se petrec acum.
O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi.Buckminster Fuller était une sorte de gourou écolo -- là encore, un mot qui n'avait pas été inventé.
O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi.Buckminster Fuller was een soort groene goeroe -- nogmaals, dat woord bestond nog niet.
O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi.Ele foi um cientista do "design", se quiserem, um poeta, mas previu tudo o que está a acontecer agora.
O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi.Era uno scienziato del design, se preferite, un poeta, ma ha previsto tutte le cose che stanno accadendo ora.