Oyunlar 4 senede bir gerçekleşmesi kararı alınmıştır.Предвижда се игрите да се провеждат на всеки 4 години.
Bu dönem hiçbir önemli Slav baskınları gerçekleşmedi.Не са известни и големи набези на славяни в този период.
Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi.Нито едното не се случи.
Bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda Alman Doğu Cephesi kuvvetlerinin tüm güney kanadı çökeceği açıktır.Без овладяването на града, устойчивостта на целия южен фронт на германците е под въпрос.
18 Temmuz'da, ikisi arasında Battleground gösteri öncesinde gerçekleşmek üzere bir rövanş maçı ayarlandı.На 18 юли се урежда реванш между двамата за предварителното шоу на Бойно поле.
Elektrik üretimi 905 milyon kWh olarak gerçekleşmektedir.Средногодишното производство на електроенергия е 9500 000kWh.
1939-1952 arasında hiçbir Kongre gerçekleşmedi.В периода 1936 – 1949 турнирът не се провежда.
Planın gerçekleşmesi hakkında şüpheler bulunmaktadır.Не било писано мечтата му да се сбъдне.
Bu önerinin gerçekleşmesi 20 yıl sonra oldu.До реализирането на тази идея обаче минават около 20 години.
Ancak olaylar bekledikleri şekilde gerçekleşmez.Те обаче не я правят така, както им се иска да я правят.
Romanos, evliliğin gerçekleşmeyle kendisini basileopatōr ("imparatorun babası") ilan etti.След сключването на брака Роман Лакапин е обявен за василиопатор („баща на императора“).
Daha sonra Styles ve Corbin arasında Hell in a Cell'de gerçekleşmek üzere bir kemer maçı ayarlandı.Мач между Оуенс и Ролинс е уреден за Ад в клетка.
Üç olasılık içinde en karmaşık olan yol bu olduğu için, gerçekleşme ihtimali en zayıf olandır.Ако сравним трите процеса, транслацията ще се окаже най-сложния от тях.
Bunun gerçekleşme ihtimali yok.Няма шанс това да се осъществи.
Daha sonra şarkının Prospekt's March albümünde yer almasını bekleniyordu ancak bu gerçekleşmedi.Očekivalo se da će se pjesma pojaviti na EP-u Prospekt's March, ali to se nije dogodilo.
(Tüm bunlar sunucuda değil, istemci cihaz üzerinde gerçekleşmektedir.)"Arhiv ORF-a" Popis je nepotpun, jer su neka djela u međuvremenu izgubljena. ] ] ] ] ] ] ] ] ] ] ] ]
Ancak plânları gerçekleşmedi.Međutim, ti se planovi nisu ostvarili.
Ona göre rüya bir "dilek gerçekleşmesi"dir.Za mene je to ostvarenje sna".
Ancak şehirde henüz hiçbir çarpışma gerçekleşmemişti.Međutim, još uvijek nije bilo pokušaja da se grad zauzme.
Bu önerinin gerçekleşmesi 20 yıl sonra oldu.Za taj je događaj kasnije rečeno da se dogodio prije više od dvadeset godina.
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Kako bi se to ostvarilo, trebalo je napraviti neke izmjene.
Ancak, planlanan fuar II. Dünya Savaşı nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşmedi.Ovako zamišljen koncept upravne reorganizacije nikad nije ostvaren jer je izbio Drugi svjetski rat.
Ancak olaylar bekledikleri şekilde gerçekleşmez.Ipak, shvaćamo da stvari nisu baš takve kao što se čine.
Önemli olan produktif üretimin gerçekleşmesiydi.Osnovna djelatnost bila je poljoprivreda.
Alternatif tarih hikâyeleri tarihsel olayların farklı biçimde gerçekleşmesi önermesi üzerine kuruludur.Ove promotivne kampanje usmjerene su posebice na interpretaciju nekih povijesnih nedjela.
Aynı anda iki seçeneğin de gerçekleşmesi olanaksızdı.Još uvijek je dvojbeno jesu li u tom trenutku postojale alternative.
Babası Huygens’in bir diplomat olmasını istedi, fakat bu da gerçekleşmedi.Nadao se da će general Howe doći sa svojom vojskom, no od toga nije bilo ništa.
Bu işlemlerin hepsi aynı zamanda gerçekleşmektedir.Slična stvar događa se i god.
Ivana ve Rosendo da bu evliliğin gerçekleşmesini istemez ve bunu engellemek için her şeyi yaparlar.Moguće je da Ivan i Ivana nisu ni konzumirali brak, ali je Ivanu bilo onemogućeno poništiti ga.
Dick'e göre Martin Scorsese uygun seçimdi, ancak bu asla gerçekleşmedi.Prema riječima redatelja Martina Scorsesea, ovo nije bilo napravljeno s namjerom.
Güzellik, idea'nın bir sanat yapıtı olarak gerçekleşmesidir.Politiku charakterizuje ako umenie dosiahnuť nemožné.
Fakat çok geç olmadan anneme haber verdiler ve bu gerçekleşmedi.Neskôr však svojho syna oplakával, no už bolo neskoro.
Hipnopedi, kişi uyku veya hipnoz halindeyken öğrenme işleminin gerçekleşmesidir.Hypnológia je veda, ktorá skúma spánok a hypnotizmus.
Savaştan yenik çıkıldığı için bu proje gerçekleşmedi.Kvôli vojne sa však tento projekt nerealizoval.
Böyle bir riskin gerçekleşmemesi için yapılan birçok teknik vardır.Je viacero techník ako toho docieliť.
Fakat savaş gerçekleşmemiştir.K bitke však nedošlo.
Daha önce hiçbir radyo yarışmasına bu kadar büyük bir katılım gerçekleşmemişti.Ešte nikdy sa nezúčastnil pretekov Svetového pohára.
Yahudilerin Filistin'e ana giriş yolu yasadışı göçlerle (Aliyah Bet) gerçekleşmekteydi.Napriek tomuto obmedzeniu však do Palestíny prichádzali utečenci v rámci ilegálnej alije, tzv. aliji Bet.
Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi.Nič z toho sa však neuskutočnilo.
Saldırıda herhangi bir can kaybı gerçekleşmedi .Ali je pri incidentu prišlo do kakršnekoli škode?
Aksi takdirde seviye değişimleri ya da okula dahil olma işlemi gerçekleşmez.Ravno zaradi tega ne moremo govoriti o njihovem skupnem slogu ali šoli.
Ancak plânları gerçekleşmedi.Načrti se mu niso uresničili.
1995, 1998 ve 2001 yıllarında bir yığın deprem kaydedilir, ancak hiçbir patlama gerçekleşmez.V letih 1975 in 2002 so zaznali povečano potresno dejavnost, vendar brez izbruhov.
Ancak bu çalışmalar gerçekleşmedi.Žal ta dela niso ohranjena.
Aynı zamanda da zararlı eylemlerin gerçekleşmesini önlemektedir.Istočasno pa je potrebno preprečiti nadaljnje iztekanje nevarne snovi.
Ama bu planlar asla gerçekleşmedi.Na srečo ti načrti nikoli niso bili realizirani.
Daha sonra şarkının Prospekt's March albümünde yer almasını bekleniyordu ancak bu gerçekleşmedi.Nato so pesem nameravali izdati preko EP-ja Prospekt's March, a nazadnje tudi preko slednjega ni izšla.
Tepkime hızı, bir kimyasal tepkimenin gerçekleşme hızıdır.Hitrost detonacije je hitrost, s katero se kemijska reakcija širi po eksplozivu.
Fakat çok geç olmadan anneme haber verdiler ve bu gerçekleşmedi.Na pomoč je prehitela njegova sestra, vendar je bilo zanj prepozno.
Fakat bu transfer daha sonra gerçekleşmedi.Vendar se naselitev ni zgodila takoj.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Kralj in kraljica sta bila ponosna, da so se jima izpolnile sanje.
Şimdi Paris,Brüksel ve Londra arasında düzenli bir şekilde Eurostar treniyle seyahat gerçekleşmektedir.Skozi njega vozi vlak Eurostar, ki povezuje mesta Pariz, London in Bruselj.
Werther intiharının gerçekleşip gerçekleşmediği konusu, araştırmalar çerçevesinde uzun süre tartışılmıştır.Uradni vzrok smrti Porcara je bil dolgo časa predmet debat.
Üç olasılık içinde en karmaşık olan yol bu olduğu için, gerçekleşme ihtimali en zayıf olandır.Če uresničimo vse tri ljubezni, bo smrt mogoče manj strašna.
Bu önerinin gerçekleşmesi 20 yıl sonra oldu.Ta prireditev je letos potekala že 20. zapored.
Ancak, şu ana dek bu yönde bir girişim gerçekleşmemiştir.To je faza v katero gibanje še ni prišlo.
Ancak şehirde henüz hiçbir çarpışma gerçekleşmemişti.Od takrat bojev na gradu ni bilo več.
Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkânsızdır.Pri diskretni porazdelitvi je dogodek z verjetnostjo 0 nemogoč.
Bu sonuçların rastlantıya dayalı olasılık hesaplarına göre gerçekleşme olasılığı ancak 22 milyarda birdi.Samo z osnovno nastavitvijo teh je na razpolago 200 milijard možnosti.
Nabucco projesinin gerçekleşmesi için mutlaka güvenilir üreticilere ihtiyaç duyulmaktadır.Nujno morajo biti navedeni podatki o izdelovalcih projekta.