İnsan genleri kromozomlar üzerindeki dağılımı homojen değildir.A humán gének a kromoszómákon belül egyenlőtlenül vannak elosztva.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.Idővel a fölösleges, szabadban való életmódhoz szükséges génjeik elvesztek.
Burada, memeli genleri üzerine araştırmalar yaptı.Erről tudjuk, hogy detektálja a csomó génuszát.
Ebeveynden sadece genlerin yarısı gelir.Isän kautta siskokset saavat puolet geeneistään.
Örneğin A ve B kan grubu genleri eş baskındır.Muun muassa A- ja B-veriryhmien antigeeneissä.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Η Γενετική είναι η επιστήμη των γονιδίων, της κληρονομικότητας, και των μεταλλάξεων των οργανισμών.
Bağlantı haritalaması genetik hastalıklara neden olan genlerin yerinin bulunmasında çok önemlidir.Οι χάρτες αυτοί είναι πολύ χρήσιμοι στην μελέτη της θέσεις γονιδίων που προκαλούν γενετικές ασθένειες.
Bunların en etkilisi direnç varlığını ifade eden direnç (R) genleridir.Ένας από τους πιο αποτελεσματικούς είναι η παρουσία των λεγόμενων γονιδίων αντίστασης (R).
Promotör, biyolojide genlerin transkripsiyonunu başlatan, DNA'parçasıdır.Στη γενετική, ο υποκινητής είναι το τμήμα του DNA που βοηθά στην έναρξη της μεταγραφής ενός γονιδίου.
Gen akışı, genlerin ya da alellerin bir türden diğerine transferidir.Genflow er overførsel af allel eller gener fra en population til en anden.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.At fastlægge de gener, som befinder sig på hvert kromosom, er et aktivt område for genforskningen.
"Müzik bu ailenin genlerinde var".«Få, frykter jeg, i denne generasjonen.
Planktonlara bulaşan okyanus virüsleri, kendi genlerinin yanı sıra diğer canlıların genlerini de taşırlar.Virus samudera yang menginfeksi plankton, membawa gen organisme lain selain gen virus itu sendiri.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Identifikasi gen pada tiap-tiap kromosom merupakan salah satu lingkup penelitian yang aktif dilakukan.
Genleri olmasına rağmen, genellikle yaşamın temel birimi olarak görülen bir hücresel yapıya sahip değillerdir.Dù vậy, chúng lại không có cấu trúc tế bào, thứ mà thường được coi như đơn vị cơ bản của sự sống.
Bu genler arasında HMG-CoA redüktaz ve LDL reseptörü genleri vardır.Trong số các gene phiên mã có thụ thể LDL và HMG-CoA reductase.
Hafif zincir ayrıca bir hayli çok sayıda V be J genlerine sahiptir ancak D geni içermez.軽鎖も多くのVおよびJ遺伝子断片から成るが、D遺伝子断片はふくまない。
Ebeveynden sadece genlerin yarısı gelir.대부분의 동물들은 어미와 아비로부터 절반씩의 유전자를 물려받는다.
Bu gözlemlerine dayanarak genlerin protein değil DNA'dan oluşması gerektiğini savundular.여기서 다른 과학자들이 유전자가 단백질이 아니라 DNA로 이루어져 있다는 것을 확실히 하였다.
Genlerin yarısı anneden gelir.우크라이나인이 주민의 절반 이하로 가장 많다.
Bu özellik genlerin haritalanmasını yarar.이를 이용하여 유전자 지도를 작성한다.
RNA genlerinin hücre biyolojisinde çok daha fazla rolleri olduğu artık bilinmektedir.כיום אנו יודעים על מרכיבים גנטים רבים אחרים של השעון הביולוגי.
Genetik sürüklenme, popülasyonda genlerin görülme sıklığında rastgele değişimlere yol açar.В противовес, генетичният дрейф води до случайни промени в честотата на белезите в популацията.
Genlerine Teresa'nın genleri aktarılır.Изобразени са и всички татуировки на Джена.
Kirli hava kilo yapar ve genleri etkiliyor.Климатът на остова е умерен и има влияние от мусоните.
Bir organizmanın genlerinin böyle bir karmaşık özelliğe katkıda bulunma derecesine “kalıtsallık” adı verilir.Stepen do kojeg geni organizma doprinose kompleksnoj osobini naziva se heritabilnost.
Saç renkleri buna dair genlerin kontrolü altında olup bu genler bütün bir saç rengi genotipini oluştururlar.Ova riba crne boje ispod svakog oka ima svjetlosne organe za čiju su svjetlost odgovorne simbiotske bakterije.
"Müzik bu ailenin genlerinde var".U majčinoj obitelji glazba je obiteljska baština.
Bu yöntem özellikle ökaryotik genlerin prokaryotlara klonlanmasında kullanılmaktadır.Za to su osobito mjerodavni procesi kristalizacije za vrijeme galvaniziranja.
Zamanla, parazitlik için gerekli olmayan genlerini kaybetmiş olabilirler.Per ilgą laiką, parazitavimui nepadedantys genai buvo prarasti.
Bakterilerde 16S, 23S ve 5S rRNA genleri beraberce transkripsiyonu yapılan bir operon olarak organize olurlar.Bakteriaalsed 16S, 23S ja 5S rRNA geenid on tüüpiliselt organiseeritud ühe operoni seisusesse.
"Müzik bu ailenin genlerinde var".Muusika oli selles peres aukohal.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.16가지 중 하나밖에 없는데, 이 경우에 모든 두 가지 열성인 특징을 부모에게서 물려받는 것 입니다
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Fuori il 16, c'è solo una situazione dove eredita recessivo da entrambi i genitori per entrambi tratti.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Nur in einer dieser 16 Kombinationen, bekomme ich von beiden Eltern die rezessiven Merkmale vererbt.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Ze 16 možných je tu jen jedna situace, ve které jedinec zdědí recesivní alely od obou rodičů v obou znacích.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.من ال 16 ,يوجد حالة واحدة فقط حيث ورثت الصفة المتنحية من كلا الوالدين لكلا الصفتين
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.우리가 이 게놈을 1995년에 처음 서열화했을 때, 정확도의 기준은 만 개의 염기쌍 당 하나의 오류였습니다.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Als wir das Genom erstmals 1995 sequenziert haben war die Fehlerrate bei einem Fehler pro 10.000 Basenpaare.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Amikor először szekvenáltuk meg ezt a genomot 1995-ben, a pontossági elvárás tízezer bázispárra egy hiba volt.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Kiedy w 1995 r. sekwencjonowaliśmy ten genom, dokładność wynosiła 1 błąd na 10 tys. par zasad.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Kun sekvensoimme tämän genomin vuonna 1995, tavanomainen tarkkuus oli yksi virhe 10 000 emäsparia kohti.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Quando sequenciámos este genoma em 1995, o standard de precisão era de um erro por cada 10 mil pares de bases.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.Когда мы впервые упорядочили этот геном в 1995 году, точность составляла одну ошибку на 10 000 базовых пар.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.כשריצפנו לראשונה את הגנום הזה ב 1995, תקן הדיוק היה שגיאה אחת לכל 10,000 זוגות בסיס.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.عندما قمنا بتسلسل هذا الجينوم عام 1995، فأن معيار الدقة كان خطأ لكل 10،000 زوج في الأساس.
1995'te genlerin dizilimini ilk kez çıkardığımızda, doğruluk standardı 10.000 baz çiftinde 1 hata idi.その精度は、10万塩基につき、1塩基の誤差が含まれるものでした 私たちは、再度配列決定を行った際
Allel frekansı populasyonda bulunan bütün genlerin bir allel için oranıdır. -تنظر الى النمط الجينى الفعلى,
Ama krosing over sonucu, bu genlerin farklı versyonlarına, farklı alellerine sahip oluyorlar. -그 유전자의 형질만 교환하게 됩니다
Ama krosing over sonucu, bu genlerin farklı versyonlarına, farklı alellerine sahip oluyorlar. -別々の、対立遺伝子の 異なる種類を、もらう
Ancak, aynı genleri kodluyorlar. -이 둘이 복사본이라는 게 아닙니다 같은 유전자를 가지고 있다는 것이죠
Ancak, aynı genleri kodluyorlar. -¿Qué pasará? Al igual que en la profase de la mitosis, un par de cosas comienzan a suceder.
Ancak, aynı genleri kodluyorlar. -コードしてるんだ 異なる型、異なる対立遺伝子であれ
Ancak, Epigenetik yönergeler onlara, hangi genlerin şalterini açıp hangilerininkini kapatacağını söylüyor.命令を促進する役目をする エピジェネティクな指示が違うのです 異なった遺伝子が機能することで 全く違う細胞になるのです
Anneden olan ise biraz babadan gelen genleri içeriyor. -A chromozom od matky má kousek chromozomu od otce.
Anneden olan ise biraz babadan gelen genleri içeriyor. -De asemenea centromerul se va și replica în această perioadă. Avem acum două celule. ...
Anneden olan ise biraz babadan gelen genleri içeriyor. -어머니 염색체는 초록색이죠 어머니로부터 온 염색체는 아버지의 유전자를 가지게 됩니다
Anneden olan ise biraz babadan gelen genleri içeriyor. -Хромозомата на майката има частица от бащата.
Anneden olan ise biraz babadan gelen genleri içeriyor. -父からの部分が、入る 驚くべきことだね
Arkadaşlarınızın birbirini tanıyıp tanımadığı sadece onların değil sizin genlerinize de bağlıdır.A teda fakt, či sa vaši priatelia navzájom poznajú, nezávisí len od ich ale aj od vašich génov.