Ana içeriğe geç
Sözlük

geni ile cümle

geni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.I found the suites capacious, the sofas commodious, the sandwiches copious.
New York caddeleri çok geniştir.New York streets are very wide.
Biz geniş bant aboneliği paylaşıyoruz.We share a broadband subscription.
Biz genişlemek istiyoruz.We want to expand.
Yangın geniş çaplı hasara neden oldu.The fire caused extensive damage.
Tom'un geniş bir sosyal ağı var.Tom has a large social network.
O kararın geniş kapsamlı ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have far-reaching and serious consequences.
Bu kararın geniş ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have wide and serious consequences.
Genişletmek için yer yok.There's no room to expand.
Geniş güvenlik önlemleri yürürlüğe konuldu.Broad safety measures were put into effect.
Ekmeği diyagonal dilimler halinde bir parmak genişliğinde kes.Cut the bread into diagonal slices the width of a finger.
Bu mutfak tezgahları 36 inç genişliğinde.These kitchen countertops are 36 inches wide.
Bu ocak 44 inç genişliğinde.This cooktop is 44 inches wide.
Bu buzdolabı sadece 24 inç genişliğinde. Küçük daireler için mükemmel.This fridge is only 24 inches wide. It's perfect for small apartments.
Bu şekilde, üniversite öğrencilerinin ufkunu genişletmek için fırsatları var.In this way, the students of the university have the opportunity to expand their horizons.
Benim tavan genişletilecek.My attic will be expanded.
Buna geniş açıdan bakalım.Let's look at this in perspective.
Bu kentin sokakları geniştir.The streets of this city are wide.
Bu hizmeti kullanmak için yeterli bant genişliğine sahip değiliz.We don't have enough bandwidth to use that service.
Genişleyen kaldırımlar trafiğin akışını yavaşlatıyor.Curb extensions force traffic to slow down.
Plüton, Amerika Birleşik Devletleri'nin yalnızca yaklaşık yarısı genişliğindedir.Pluto is only about half the width of the United States.
Pizzayı elinizle genişletin.Stretch the pizza with your hands.
Tom'un çok geniş omuzları var.Tom has very broad shoulders.
Saflık gençliği genişletti.Chastity extended the youth.
Tom, böylesine geniş bir kitlenin önünde şarkı söylemek istemeyebilir.Tom might not want to sing in front of such a large audience.
Artan iyileşme, artış görülecek kadar geniş olduğu sürece iyidir.Incremental improvement is fine as long as the increments are large enough to see.
Koridor tekerlekli bir sandalye için yeterince geniş olmalıdır.The hallway needs to be wide enough for a wheelchair.
Karar geniş çapta öfkeye neden oldu.The decision caused widespread anger.
Geniş varsayımlarda bulunamazsın.You can't make broad assumptions.
Kaplanlar, av bulmak için çok geniş bir alanı dolaşırlar.Tigers roam over a very large area to find prey.
Bu geniş ölçüde benimsenmedi.It hasn't been widely adopted.
Zarar çok geniş çaplıdır.The damage is too extensive.
Geniş alanlar ormansızlaştı.Large areas were deforested.
Seyahat aklınızı genişletir.Travel broadens your mind.
Tom çevresi geniş biri.Tom is well connected.
Tom'un öğrencileri genişledi.Tom's pupils are dilated.
Yeni ofis daha geniştir.The new office is more spacious.
Asla genişletilmiş garantiler almayın.Never buy extended warranties.
Genişlemiş bir sosyal ufuk avantaj getirecektir.An enlarged social horizon will bring advantages.
Tom'un odası geniş bir odaydı.Tom's room was a large room.
Gözlerim genişledi.My eyes widened.
Ben çok geniş fikirliyim.I'm very broad-minded.
Bu araştırmanın toplumsal sonuçları muhtemelen çok geniş kapsamlıdır.The societal implications of this research are likely to be far-reaching.
Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.Layla lived on a sprawling ranch.
DVD silinmiş ve genişletilmiş sahneler içeriyor.The DVD contains deleted and extended scenes.
Tom'un evinin geniş bir bahçesi var.Tom's house has a large garden.
Tom'un evi geniş bir bahçeye sahiptir.Tom's house has a large garden.
Bu kez test kapsamı o kadar geniş olmayacak mı?This time the scope of the test won't be so broad?
Çok geniş bir pirinç tarlası kenti çevreler.A very large field of rice surrounds the city.
Onun araştırması geniş bir alanı kapsar.His research spans a wide range of fields.
Tom'un geniş bir yatak odası var.Tom has a large bedroom.
Onlar yolu genişletti.They widened the road.
Rusya dünyanın en geniş ülkesidir.Russia is the world's largest country.
Sami, Kanada'da geniş bir çiftliğe sahipti.Sami owned a sprawling ranch in Canada.
Sami, Kanada'nın geniş, vahşi doğasında yürüyüşe bayılıyordu.Sami loved hiking in the vast Canadian wilderness.
Sami'nin geniş bir silah koleksiyonu vardı.Sami had an extensive arms collection.
Sami'nin, işini genişletmesi gerekiyordu.Sami needed to expand his business.
İçinde yaşadığım daire çok geniş değil.The apartment I live in isn't very large.
Tom geniş kenarlı bir şapka giyiyordu.Tom was wearing a wide-brimmed hat.
Eviniz geniş mi?Is your home large?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod