Ana içeriğe geç
Sözlük

genetik ile cümle

genetik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Diğer genetik faktörler araştırılmaktadır ve çok olduğu öngörülmektedir.Drugi genetski dejavniki so trenutno predmet preiskav, verjetno jih je precej.
Genetik sürüklenmenin etkisi, küçük popülasyonlarda büyük, büyük popülasyonlarda ise küçüktür.Učinek genetskega zdrsa je večji pri majhnih populacijah.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.Pri ljudeh lahko bolezen izzove 16 različnih genetskih tipov leptospir Leptospir.
Gen Genetik İnsan genom projesiGensko prepisovanje pri prokariontih Gensko prevajanje
Bu teori genetik araştırmalar tarafından da desteklenmektedir.Šią teoriją paremia ir genetiniai atradimai.
Bu hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir.Manoma, kad ši liga yra genetiškai paveldima.
Genetik tanı merkeziMedicininės genetikos centras
Aradaki bu ilişkiye genetik kod denir.Tai dar yra vadinama genetiniu kodu.
Sarı saç geninin yok olması ile ilgili haberler, genetikte resesefliğin yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır.Gandai apie šviesiaplaukių išnykimą paremti klaidingu supratimu apie genų recesyvumą.
Genetik materyali RNA'dan oluşur.ŽIV genetinė medžiaga yra RNR.
Abisi Nikolai Vavilov ünlü Rus genetikçisidir.Rusų genetiko Nikolajaus Vavilovo jaunesnysis brolis.
Oynak baz çiftleri genetik kodun doğru çevirisi için esastır.Jie naudoja atvirkštinę transkriptazę savo genų kopijoms gaminti.
Genetik materyal kaybı olmadan ya da olarak gerçekleşebilir.Tai gali būti materialaus ir nematerialaus turto išnaudojimas.
Netice de moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği karşılıklı olarak birbirlerini geliştirmektedirler.Iš genetikos ir biochemijos disciplinų išaugo molekulinės biologijos mokslas.
Johns Hopkins Üniversitesi'nde profesör, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Direktörü.Džono Hopkinso universiteto Tarptautinių ir strateginių tyrimų centro patarėjas ir valdybos narys.
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Genetikai dar neaptiko mutavusių šio viruso formų.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.II tüübi diabeedi areng on tingitud elustiili ja geneetiliste tegurite kombinatsioonist.
Doğal seçilim, bir popülasyonda sadece yeteri kadar genetik varyasyonlar var olduğunda evrime neden olur.Looduslik valik tingib evolutsiooni ainult juhul, kui populatsioonis on piisavalt geneetilist variatsiooni.
Örneğin, bir grup RNA virüsleri (çiçek virüsü gibi) bu enzimi kullanarak genetik malzemelerini çoğaltırlar.Näiteks mitmed RNA viirused kasutavad seda ensüümi oma genoomi replitseerimiseks.
Problem için olası pek çok çözümü temsil eden bu küme genetik algoritma terminolojisinde nüfus adını alır.Geneetilises algoritmis nimetatakse populatsiooniks võimalikke lahendusi probleemile.
Çok az genetik çeşitliliğe sahip olan türler büyük bir risk altındadır.Madala geneetilise mitmekesisusega liikidel on suurem risk välja surra.
Bu teori genetik araştırmalar tarafından da desteklenmektedir.See väide on kooskõlas ka geoloogiliste leidudega.
Bu fikir, genetikçi Dean Hamer tarafından ortaya atılmıştır.Selle idee esitas matemaatiliselt William Hamilton.
Yatay gen transferinin yapay biçimi bir genetik mühendislik şeklidir.Kunstlik horisontaalne geeniülekanne on põhiliseks tööriistaks geenitehnoloogias.
Pleiotropi tek bir genin birçok fenotipik özellik üzerindeki genetik etkisini tanımlar.Epistaas on juhtum, kus ühe fenotüübi määrab mitu erinevat geeni.
(Bakınız Genetikte dizi homolojisi.)(Vaata ka TNM-klassifikatsioon).
Bunun yanında, göçler, popülasyonun gen havuzuna yeni genetik materyal de getirirler.Järelikult mutatsioonid lisavad pidevalt uusi alleele populatsiooni genofondi.
Çeşitliliklere rağmen tüm hayat biçimleri tarafından kullanılan genetik kodlar çok benzerdir.Geneetiline kood on väga sarnane terves eluslooduses.
Şişmanlığın genetik nedenleri uzun yıllardan beri araştırılmaktadır.Kalkogeniidide erilisi omadusi on uuritud juba palju aastaid.
Khorana'nın çalışmaları genetik kodun deşifre edilmesinde büyük önem taşıdı.Khorana katsed kinnitasid neid tulemusi ja viisid geneetilise koodi dešifreerimise lõpule.
Saç kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile karıştırılmamalıdır.Ühe funktsiooni täitmiseks on tarvis palju valke, sellepärast ei saa rääkida mingi funktsiooni geenist.
Genetikte bunlara genelde baz olarak değinilir.Põhjuslikkust peetakse tavaliselt paratamatuks geneetiliseks seoseks.
Bu hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir.Haiguse põhjus on geneetiline mutatsioon.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.우리는 2006년 이전에는 돌묵상어의 유전적 변이성에 대해 아무것도 몰랐죠.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Antes de 2006 não fazíamos ideia da variabilidade genética dos tubarões-frade.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Antes de 2006 no teníamos ni idea de la variabilidad genética del tiburón peregrino.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Avant 2006, on avait aucune idée de la variabilité génétique des requins pèlerins.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Do 2006 r. nie mieliśmy pojęcia o zróżnicowaniu genetycznym żarłaczy olbrzymich.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Înainte de 2006, nu ştiam nimic despre variaţiile genetice ale rechinilor peregrini.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Před rokem 2006 jsme neveděli o genové variabilitě žraloků velikých nic.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Predtým sme netušili nič o génovej variabilite žralokov obrovských.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Prima del 2006 non sapevamo nulla sulla variabilità genetica dei cetorini.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Trước đó, chúng ta không hề hiểu về sự đa dạng gen của loài cá mập khổng lồ.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Voor 2006 hadden we geen idee van de genetische veranderlijkheid van reuzenhaaien.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Vor 2006 hatten wir keine Ahnung von der genetischen Variabilität von Riesenhaien.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.Πριν από αυτό δεν είχαμε την παραμικρή ιδέα για τη γενετική τους ποικιλότητα.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.До 2006 не было представления о генетическом разнообразии гигантских акул.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.לפני 2006 לא היה לנו מושג על השונות הגנטית של הכרישים האלה.
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.قبل 2006 لم يكن لدينا فكرة عن التنوع الجيني لأسماك القرش المًتشمسة
2006'dan önce , büyük camgözlerin genetik çeşitliliğine dair hiçbir bilgimiz yoktu.私たちは知らなかったのです ウバザメはいくつもの異なる集団に分類されるのか?
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2N, alle Zellen sind Originalkopien, genauer gesagt, genetische Kopien der Mutterzelle.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2N, semua ini adalah salinan asli dari sisi pandang genetik dari sel semula.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2N, todos estos son copias originales desde un punto de genético de vista de la célula original.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2N, tutte queste sono copie originali dal punto di vista genetico della cellula originale.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2n, všechny tyhle jsou z genetického pohledu věrné kopie té původní buňky.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2 N, wszystkie komórki potomne, są, z genetycznego punktu widzenia, kopiami komórki macierzystej.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.2N, כל אלה הם העותקים המקוריים מנקודת גנטית של תצוגה של התא המקורי.
2N olur, bunların hepsi genetik olarak o ilk hücrenin birebir kopyaları.遺伝的に見て最初の細胞のこれらのコピーはすべて2Nだ。 で、最終的にはものすごくたくさんのコピーができる。
3 Mart 1953'te başladı. Bilgisayarda çalışan sanal genetik sistem yaratmaya çalıştı.Hij probeert een kunstmatig genetisch systeem te draaien op die computer.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.A genetikának semmi köze a kapzsisághoz, üzlethez, faji előítélethez.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
genetik ile cümle - Sayfa 16 - genetik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App