Tom'un söylediği genellikle alakasız.What Tom says is often irrelevant.
Tom genellikle pazartesi günleri oraya gittiğimi biliyor.Tom knows I usually go there on Mondays.
Tom parlak genç bir adam.Tom is a bright young man.
Ben daha gençken böyleydim.I was like that when I was younger.
Genç bayanlar zamanında geldi mi?Did the young ladies arrive on time?
Ben genellikle herhangi bir şey hakkında Tom'la aynı fikirde değilim.I don't usually agree with Tom about anything.
Bir kişinin konuşma tarzından nereli olduğunu genellikle söyleyebilirsin.You can often tell where a person comes from by the way he speaks.
Genel olarak konuşursak, Tom haklı.Generally speaking, Tom is right.
Annem genellikle kahvaltı için tost yiyor ve bir bardak süt içiyor.My mom usually has toast and a glass of milk for breakfast.
Sen gençsin. Senin önünde sağlıklı bir hayat var.You're young. You have your whole life ahead of you.
Genel kurul toplantısı tam dokuzda başladı.The general meeting began at 9 am on the dot.
Ben genellikle deliksiz uyurum.I usually sleep soundly.
Genç bir kadın çeşmenin önünde şarkı söyleyip gitar çalıyordu.A young woman was singing and playing the guitar in front of the fountain.
Çeşmenin önünde gitarıyla kendine eşlik eden genç bir kadın vardı.In front of the water fountain, there was a young woman accompanying herself on a guitar.
Biz ilk kez biriyle tanıştığımızda genellikle el sıkışırız.Usually, we shake hands when we meet someone for the first time.
Bu gazete geniş bir sirkülasyona sahip.This newspaper has a wide circulation.
Yol bu noktada üç metre genişliktedir.The road is three meters wide at this point.
Genel olarak seninle aynı fikirdeyim.On the whole, I agree with you.
Yol, iki yönlü trafik için yeterince geniş mi?Is the road wide enough for two-way traffic?
Melanom genç kadınlarda bir salgındır.Melanoma is an epidemic in young women.
Tom'un sana göre biraz genç olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that Tom is a little young for you?
Genellikle hangi sebzeleri yetiştirirsin?What vegetables do you usually grow?
Benim için biraz çok gençsin.You're a little too young for me.
Adam gençtir.The man is young.
Bu genç adam parlak bir geleceğe sahip.This young man has a bright future.
Tom'un annesi çok fazla içki içtiği ve sigara içtiği için genç öldü.Tom's mother died young because she drank and smoked too much.
Sence kim daha genç, Tom mu yoksa Mary mi?Who do you think is younger, Tom or Mary?
Sanırım Tom, Mary'den çok daha gençtir.I think Tom is much younger than Mary.
Ev ödevini yapması için genellikle kız kardeşine yardım eder.She usually helps her sister to do her homework.
Tom'un genellikle kullandığı sözlük çok büyük.The dictionary Tom usually uses is very large.
Tom'un olduğumu düşündüğü kadar genç değilim.I'm not as young as Tom thinks I am.
Genellikle Tom ne isterse alır.Usually Tom gets whatever he wants.
Bu genç adam kim?Who is this young man?
"Bu genç adam kim?" "Bir arkadaşım.""Who is this young man?" "A friend of mine."
Tom genellikle ışıklar açıkken uyur.Tom usually sleeps with the lights on.
Genellikle hafta sonlarını nasıl geçirirsiniz?How do you usually spend your weekends?
Bu genellikle çokçabuk olur.It usually happens very quickly.
Genelde bu şekilde olur.That's how it usually happens.
Böyle şeyler genellikle olmaz.Things like this don't usually happen.
Böyle şeyler genellikle bana olmaz.Things like this don't usually happen to me.
Bu tür bir şey genellikle olmaz.This sort of thing doesn't usually happen.
Shelley'in arkadaşları çok genç öldüler.Shelley's friends died very young.
Genç yazar benzersiz bir başarı kazandı.The young writer won unparalleled success.
Tom gençliğinde ağır biçimde içki içti ama şimdi yeşilaycıdır.Tom drank heavily in his youth, but is now a teetotaller.
Tom gençliğinde kokainle amatörce ilgilendi.Tom dabbled in cocaine in his youth.
Ben genellikle tatlı şeyleri sevmiyorum ama senin kurabiyelerinden birini deneyeceğim.I usually don't like sweet things, but I will try one of your cookies.
İnsanlar genellikle yüksek fiyatlar hakkında şikayet ederler.People often complain about high prices.
Sanırım Tom gençken Boston'a geldi.I think Tom came to Boston when he was young.
Batıdaki erkekler genellikle viski içer.Generally men in Westerns drink whisky.
Ayakkabılarını genellikle nereden satın alırsın?Where do you usually buy your shoes?
Amerika'da, biz genellikle yumurtayı düzine ile alırız.In America, we usually buy eggs by the dozen.
Bir şey satın almadan önce genellikle etrafta araştırma yaparım.I usually shop around before I buy something.
Ben genellikle kullanılmış eşya satın almam.I don't usually buy used stuff.
Ben genellikle ikinci el eşyalar satın almam.I don't usually buy secondhand things.
Tom genellikle Mary'ye veda öpücüğü verir.Tom usually gives Mary a kiss goodbye.
Tom genellikle Mary'ye bir veda öpücüğü verir.Tom usually gives Mary a goodbye kiss.
Tom genellikle kahvaltısını yaparken gazetesini okur.Tom usually reads the newspaper while eating breakfast.
Tom genellikle sadece günde iki yemek yer.Tom usually only eats two meals a day.
Tom genellikle telaş içerisinde yemek yer.Tom usually eats in a rush.
Tom genellikle haftada iki ya da üç kez balık yer.Tom usually eats fish two or three times a week.