Ana içeriğe geç
Sözlük

gen ile cümle

gen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom gelecek vaadeden genç bir adamdır.Tom is a promising young man.
Tom gençliğinden beri her yaz o plaja gidiyor.Tom has been going to that beach every summer since he was very young.
Daha gençken Tom'un siyah saçı vardı.Tom had dark black hair when he was younger.
Tom genellikle anlaşılması kolay açıklamalar yapar.Tom usually gives easy-to-understand explanations.
Tom genellikle duygularını göstermez.Tom doesn't usually show his feelings.
Tom genellikle tavla oynamaz.Tom doesn't usually play backgammon.
Tom genellikle tatlı yemez.Tom doesn't usually eat dessert.
Tom genellikle bir takım elbise giymez.Tom doesn't often wear a suit.
Tom daha gençken okulu sevmiyordu.Tom disliked school when he was younger.
Tom genç yaşta öldü.Tom died young.
Gençken, Tom çok daha hızlı yüzebiliyordu.Tom could swim a lot faster when he was young.
Tom gençken çok daha hızlı koşabiliyordu.Tom could run a lot faster when he was young.
Tom o kadar genç olamaz.Tom can't be all that young.
Bu Tom'un genellikle kaldığı otel.This is the hotel where Tom usually stays.
Sanırım Tom emekli olamayacak kadar çok genç.I think Tom is too young to retire.
Sanırım Tom kadınları gerçekten anlamayacak kadar çok genç.I think Tom is too young to really understand women.
Sanırım Tom gerçekten âşık olamayacak kadar çok fazla genç.I think Tom is too young to really be in love.
Sanırım Tom flört etmek için çok genç.I think Tom is too young to be dating.
Sanırım Tom flört edemeyecek kadar çok genç.I think Tom is too young to be dating.
Ben, adı Tom olan genç bir adamla tanıştım.I met a young man whose name was Tom.
Tom çalışmak için genellikle bir kravat takar mı?Does Tom usually wear a tie to work?
Tom genellikle güneş losyonu sürer mi?Does Tom usually put on sunscreen?
Sen Tom'un benim genç kız kardeşimle randevulaşacağını düşünüyor musun?Do you think Tom would consider dating my younger sister?
Tom genellikle Mary ile birlikte okula yürür.Tom usually walks to school with Mary.
Tom genç kız kardeşi Mary ile bir odayı paylaştı.Tom shared a room with his younger sister Mary.
Tom genellikle Mary'ye ödevini yapmada yardım eder.Tom often helps Mary do her homework.
Tom Mary kadar genç değil.Tom isn't as young as Mary.
Tom Mary'den üç yaş daha gençtir.Tom is three years younger than Mary.
Tom Mary'den çok daha gençtir.Tom is much younger than Mary.
Tom Mary'nin ondan daha genç mi daha yaşlı mı olduğunu bilmez.Tom doesn't know whether Mary is younger or older than he is.
Tom her zaman vaktinde gelmez fakat Mary genellikle gelir.Tom doesn't always arrive on time, but Mary usually does.
Tom Mary'ye alışverişe genellikle nereye gittiğini sordu.Tom asked Mary where she usually went shopping.
Tom ve Mary genellikle Pazar günleri dinlenirler.Tom and Mary usually take it easy on Sundays.
Tom ve Mary genellikle ön sırada oturmaktan hoşlanırlar.Tom and Mary usually like to sit in the front row.
Tom ve Mary genellikle cuma günü birlikte çalışırlar.Tom and Mary often work together on Friday.
Mary daha genç bir adamla çıkıyordu.Mary was dating a younger man.
Mary pasta hamuru yapmaz, o genellikle hazır-yapılmış alır.Mary doesn't make pie crust. She usually buys it pre-made.
Bence Tom ve Mary evlenmek için çok genç.I think Tom and Mary are too young to get married.
Bence Mary makyaj yapmak için çok genç.I think Mary is too young to wear makeup.
Bence Mary kulaklarını deldirmek için çok genç.I think Mary is too young to have her ears pierced.
Geniş bir hayal gücün var.You've got a vivid imagination!
Gençken, onun buraya gelmiş olması mümkündür.It's possible that he came here when he was young.
Yurtdışına seyahat ederseniz, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız vardır.When you travel overseas, you usually need a passport.
Yurt dışına seyahat ederseniz genellikle bir pasaport gereklidir.A passport is usually necessary when you travel overseas.
Tom genellikle ne tür yazılım kullanır?What kind of software does Tom usually use?
Tom her ne zaman küfür etse, genellikle "Fransızcamı bağışlayın" diyor.Tom usually says "Pardon my French" whenever he swears.
Bizim hücrelerde kromozomlar genetik materyalimizin bütününü içerir.The chromosomes in our cells contain the whole of our genetic material.
O her zaman kendi yeteneklerini abartır ve diğerleri genellikle ona inanır.He always exaggerates his own abilities and others often believe him.
Tren istasyonunun önünde genellikle taksiler var.There are usually taxis in front of the train station.
Gençler arasında müthiş derecede popülerler.They are extremely popular among teenagers.
Yağmura rağmen bu yolculuk beni çok memnun etti, genel olarak.In spite of the rain, this trip very much pleased me, on the whole.
Gençler halk şarkıları söylüyorlardı.The youngsters were singing folk songs.
Gençken daha hızlı yüzebilirdim.I was able to swim faster when I was younger.
O, genç görünüyor fakat aslında o senden daha yaşlıdır.She looks young, but actually she's older than you are.
Tom genellikle okula metro ile gider.Tom usually takes the subway to school.
Tom genellikle işe bir otobüsle gider.Tom usually takes a bus to work.
Tom gününe genellikle sıcak bir fincan kahveyle başlar.Tom usually starts his day with a hot cup of coffee.
Tom genellikle sosisli sandviçlerinin üzerine hardal ve ketçap koyar.Tom usually puts mustard and ketchup on his hot dogs.
Tom genellikle sadece başlıkları okur.Tom usually only reads the headlines.
Tom genellikle kirli tabakları bir hafta kadar biriktirir, sonra onları yıkar.Tom usually lets dirty dishes pile up for a week, then he washes them.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod