Ama... ...Prenses Lee Seol basın konferansına geç de olsa gelmiyor, öyle mi?Mais la princesse Lee Seol aurait dû se présenter à la conférence de presse.
Ama... ...Prenses Lee Seol basın konferansına geç de olsa gelmiyor, öyle mi?Αλλά, δεν θα έπρεπε η Πριγκίπισσα Λι Σολ να έχει πάει στη συνέντευξη τύπου παρότι είναι αργά;
Ama... ...Prenses Lee Seol basın konferansına geç de olsa gelmiyor, öyle mi?لكن الامير لي سول الم يكن عليها القدوم الى اللقاء حتى ولو متأخرة؟
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Comunque, devo dirlo, alzarmi e parlare non mi viene naturale.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ich muss aber sagen, der Kommunikationsprozess fällt mir nicht leicht.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ik moet nochtans bekennen dat het communicatieproces me van nature niet goed afgaat.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.În orice caz, trebuie să recunosc, procesul de comunicare nu îmi vine în mod firesc.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Jednak muszę wyznać, że proces komunikowania się nie przychodzi mi łatwo.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.그러나 제가 말해야만 하는 것은 소통의 과정이란 것이 자연스럽게 느껴지지 않는다는 겁니다.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Néanmoins, je dois admettre que le processus de communication ne me vient pas naturellement.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.No entanto, devo dizer, que o processo de comunicação não me ocorre naturalmente.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Přesto musím říci,že proces komunikace pro mě není přirozený.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Sin embargo, tengo que decir, que el proceso de comunicación no es algo natural en mi.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ωστόσο, πρέπει να ομολογήσω, η διαδικασία της επικοινωνίας δεν μου έρχεται φυσικά.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Както и да е, трябва да кажа, процеса на комуникация не идва природно при мен.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Но я должен признать, процесс общения непрост для меня.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.אך עלי להודות שתהליך מסירת המידע אינו טבעי לי.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.لكن، ينبغي عليّ القول، أن عملية الإتصالات لا تأتيني بصورة طبيعية.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.私にとっては容易ではなかったと言わざるを得ません だから私はこのステージにいるのですが これは憂慮すべきです
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Aber das ist immer noch kein Grund für uns, uns abzuwenden, weil wir das schon aus Afghanistan kennen.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Dar tot nu trebuie să ne pierdem vigilența pentru că am mai văzut așa ceva în Afghanistan.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.그러나 이것으로 완전히 해방된 것은 아닙니다.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Lecz to wciąż nie jest powód byśmy się wycofali, ponieważ już to widzieliśmy, w Afganistanie.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Maar dat is nog steeds geen reden om te ontspannen, want we hoorden dit verhaal al eerder in Afghanistan.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Ma comunque non è un motivo per il disimpegno, perché è una storia già vista in Afghanistan.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Mais ça n'est toujours pas une raison de nous désengager, car on a déjà vu ça avant, en Afghanistan.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Men det är fortfarande inte ett skäl för oss att dra oss ur, för vi har sett det förut.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Pero esta no es aún una razón para retirarnos porque ya conocemos la historia, en Afganistán.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.To ale pro nás pořád není důvod se tím přestat zabývat, protože už jsme tento film viděli v Afgánistánu.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Ωστόσο αυτός δεν είναι ο λόγος να αποδεσμευτούμε, επειδή έχουμε ξαναδεί αυτό το έργο, στο Αφγανιστάν.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Но нам всё равно ни к чему отстраняться, потому что это кино мы уже видели в Афганистане.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.Но това все още не е причина да си отдъхнем, защото видяхме този филм преди, в Афганистан.
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.אבל זו עדיין אינה סיבה שנרפה מכך,
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.و لكن هذا ما زال ليس سبب يدعونا إلى الانسحاب
Ancak bu, bizim bunlarla ilişkimizi kesebileceğimiz anlamına gelmiyor.それが引き起こす悲劇は アフガニスタンで見ているからです
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Aber das bedeutet nicht, dass wir uns entspannt zurücklehnen können.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Ale to nie znaczy, że możemy odpocząć.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Cela dit, ça ne veut pas dire que l'on peut se relâcher.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Dar asta nu înseamnă că putem să ne relaxăm.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Dat betekent echter niet dat we gerust kunnen zijn.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.그러나 이것이 우리는 이제 안심해도 된다는 의미는 아닙니다.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Ma questo non vuol dire che possiamo abbassare la guardia.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Men det betyder inte att vi kan slappna av.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Những nó không có nghĩa rằng chúng ta có thể nơi lỏng.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Pero esto no significa que podemos relajarnos.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.To však neznamená, že bychom měli polevit.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Εντούτοις αυτό δεν σημαίνει ότι μπορούμε να επαναπαυθούμε.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Но това не означава, че можем да си отдъхнем.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.Но это не означает, что мы можем расслабиться.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.אבל זה לא אומר שאנחנו יכולים להירגע.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.و لكن هذا لا يعني أن بإمكاننا أن نسترخي.
Ancak bu rahatlayalım anlamına gelmiyor.安心できるわけではないのです 私は最近イエメンに行きました
Ancak bu, sizin işinizin sonlandığı anlamına gelmiyor.Aber das bedeutet nicht, dass Ihre Arbeit getan ist.
Ancak bu, sizin işinizin sonlandığı anlamına gelmiyor.Dar asta nu inseamna ca sarcinile dumneavoastra s-au incheiat.
Ancak bu, sizin işinizin sonlandığı anlamına gelmiyor.Mais ça ne signifie pas que votre travail est fini.
Ancak bu, sizin işinizin sonlandığı anlamına gelmiyor.Pero eso no significa que el trabajo de ustedes ha terminado.
Ancak bu, sizin işinizin sonlandığı anlamına gelmiyor.Αλλά αυτό δε σημαίνει πως η δική σας δουλειά τελείωσε.
Ancak hepimizin bildiği gibi, bir yasanın var olması herkesin ona uyduğu anlamına gelmiyor.Ale jak wszyscy wiemy, ustanowienie prawa nie oznacza, że każdy go przestrzega.
Ancak hepimizin bildiği gibi, bir yasanın var olması herkesin ona uyduğu anlamına gelmiyor.하지만 모두 아시다시피 법이 있다고 해서 모두가 따르는 것은 아닙니다.
Ancak hepimizin bildiği gibi, bir yasanın var olması herkesin ona uyduğu anlamına gelmiyor.Ma, come tutti sappiamo, solo perché una legge esiste non vuol dire che tutti la seguano.