Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.В самом начале все это смотрелось через ракурс морали, задолго до того, как это стало просто забавным.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.И в началото на това са гледали като на нещо неморално, много преди да стане забавно.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.אבל בהתחלה, זה נראה כמו תחום מאוד בעייתי מוסרית, הרבה לפני שזה היה מצחיק.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.لكن في البداية, كانت تعتبر كمشكلة أخلاقية جداً قبل أن تصبح مضحكة بوقت طويل
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.奇妙なことになるずっと以前のことです そして ジョン D ロックフェラーが現れました
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.De kunne have slukket den. De kunne have ventet på ham og sagt "Du der, hvad laver du, stop det.
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.Ils auraient pu attendre que le gars revienne et lui dire : "Eh mec, t'es qui ?! Qu'est-ce que tu fais ?
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.Mohli ho odpojit, počkat až ten chlapík přijde zpátky a říct, "Vole, co to děláš, přestaň. Kdo jsi?"
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.その電源を切れ。お前は誰だ?」と聞くこともできた。 その手のことができたはず、しかしそうはしなかった。
Gelmek istemiyorsa gelmesin.Значи казваш, че правиш сутрешните доставки.
Gelmesin istiyorum.Igen. Örülnék, ha nem jönne el.
Gelmesin istiyorum.Εύχομαι να μην έρθει.
Gerçekten mi? O halde o kısmı çıkarsam mı? Seung Jo'nun bir şekilde gelmesini sağlayabilirsen...Не беше чак след като изядох цялата чиния че ученикът не можеше да каже и една дума.
Geri gelmesini çok istiyorum. Kapımı kilitlemiyorum, Işıkları kapatmıyorum.Je veux tellement qu'elle revienne, je laisse la porte ouverte, je laisse la lumière allumée.
Geri gelmesini çok istiyorum.Quiero desesperadamente que vuelva.
Geri gelmesini çok istiyorum.Voglio lei disperatamente.
Geri gelmesini çok istiyorum.Я хочу её вернуть — так сильно.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Andavo a preparare uno zainetto e aspettavo che arrivasse Mister Alligator.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Eu preparava a mochila com a minha bagagem e ia esperar a chegada do Sr. Jacaré.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Ik pakte mijn koffertje en wachtte op de komst van Meneer Alligator.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.전 짐을 싸고 그가 오기를 기다렸지만
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Pakowałam małą torbę i czekałam na Pana Aligatora.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Și mergeam și împachetam o gentuță și așteptam să vină Dl. Aligator.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Und dann packte ich eine kleine Tasche und wartete auf Mr. Alligator.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Y yo iba y empacaba una bolsita y esperaba a que llegara el Señor Caimán.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Έφτιαχνα ένα μικρό βαλιτσάκι και περίμενα τον κύριο Αλιγάτορα.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.Аз щях да си събера багажа и да чакам Г-н Алигатор да дойде.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.И я шла собирать маленькую сумочку и садилась ждать Мистера Аллигатора.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.והייתי אורזת לי תיק קטן ומחכה שמיסטר אליגטור יגיע.
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.و كنت اذهب و احزم حقيبة صغيرة و انتظر السيد التمساح ليأتي
Gidip küçük bir çanta hazırlıyordum ve Bay Timsah' ın gelmesini bekliyordum.ミスターアリゲーターは決して来なかったけれど
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Cậu không thể làm cho Ha Ni đến với cậu được sao?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Kan du inte få Ha Ni å komma till dig?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Kannst du es nicht so anstellen, dass Ha Ni zu dir kommt?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Kun je er niet voor zorgen dat Ha Ni naar jou komt?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Nie możesz sprawić, żeby Ha Ni sama do ciebie przyszła?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Non puoi farla venire da te?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Nu o poti face pe Ha Ni sa vina la tine?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Tak bisakah kamu membuat Ha Ni datang padamu?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Δεν μπορείς να κάνεις την Χα Νι να'ρθει σε σένα;
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Не можеш ли да я накараш тя да дойде при теб?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?Разве ты не можешь заставить Ха Ни придти к тебе?
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun??אתה לא יכול לעשות שהו האני תבוא אלייך
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?ألا تستطيع أن تجعلها تأتي إليك؟
Ha Ni'nin sana gelmesini sağlayamıyor musun?お前はプライドを持たないと
Her eve elektrik gelmesini sağlayan Enerjiden sorumlu bakanını çok seviyor-- hatta oyunu da ona verdi.Ela está muito feliz com a sua Ministra da Energia que deu eletricidade a todos, tão feliz que até votou nela.
Her eve elektrik gelmesini sağlayan Enerjiden sorumlu bakanını çok seviyor-- hatta oyunu da ona verdi.Je velice ráda za svou ministryni energetiky, které poskytla elektřinu všem - tak ráda, že jí i dala hlas.
Her eve elektrik gelmesini sağlayan그녀는 모두에게 전기를 공급하는
Her eve elektrik gelmesini sağlayanהיא מאד מרוצה משרת האנרגיה שלה
Her eve elektrik gelmesini sağlayanانها سعيدة بوزراة الطاقة في دولتها ..
Her eve elektrik gelmesini sağlayanとても評価して
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Dovevano sincronizzare rapidamente quello che sapevano altri filosofi.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Gyorsan összhangba kellett hozni, amit a többi természeti filozófus tudott.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Họ phải nhanh chóng đồng bộ những gì các triết gia tự nhiên biết.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Ils ont dû rapidement synchroniser ce que d'autres philosophes naturels savaient.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.그들은 다른 자연철학자들이 알고 있는 바들을 재빨리 동기화 시켜야 했습니다. 그러지 못하면,
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Musieli umieć szybko synchronizować wiedzę wszystkich filozofów.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Potřebovali se rychle dozvědět, co vědí ostatní přírodní filozofové.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Sie mussten rasch synchronisieren, was andere Naturphilosophen wussten.
Herkesin konuyu takip ederken aynı yere gelmesini sağlamak gerekliydi.Tenían que sincronizar rápidamente con lo que sabían otros filósofos naturales.