Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Ale pravdepodobne najpozoruhodnejšia vec je, že sa takto uzatvára kruh.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Dar probabil cel mai remarcabil lucru este că face un cerc complet.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Das Bemerkenswerteste ist vielleicht der mögliche komplette Kreislauf.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.De talán a legfigyelemreméltóbb dolog az, hogy zárt körként viselkedik.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Jedwab, podczas procesu samoskładania, zachowuje się jak kokon.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.어쩌면 가장 놀라운 것은, 실크가 완전히 순환한다는 겁니다.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Maar waarschijnlijk het meest opmerkelijke is dat het volledig recycleerbaar is.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Ma forse l'aspetto più notevole è che può tornare alla condizione originale.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Mais ce qui est probablement le plus remarquable est que cela fonctionne en boucle.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Nhưng có vẻ như, điều đáng quan tâm nhất là nó có 1 sự tuần hoàn kín.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Patrně nejzajímavější vlastnost je jeho kruhový tvar.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Pero probablemente lo más notable es que se vuelve al punto de partida.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Tapi kemungkinan hal yang paling mengagumkan adalah siklusnya penuh.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Verjetno najbolj izjemno pri tem je, da gre za sklenjen krog.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Αλλά το πιό σημαντικό είναι οτι κάνει πλήρη κύκλο.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Но може би най-забележителното нещо е, че се осъществява пълен кръговрат.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.Но, наверное, самое замечательное в том, что он проходит полный цикл.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.אבל קרוב לוודאי שהדבר הבולט ביותר הוא שהמעגל נסגר.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.لكن الأمر الأكثر بروزا على الأرجح هو أنه يأتي في دائرة كاملة.
Fakat en dikkat çekici şey tam daire olarak gelmesidir.絹は自己組織化の過程で
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Aber am Anfang wurde dies als eine moralisch sehr problematische Sache gesehen, lange bevor es lustig wurde.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.De kezdetben ezt egy erkölcsileg erősen problémás dolognak tartották, még mielőtt mulatságossá vált volna.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.하지만 그 시작에서, 이건 도덕적으로 매우 큰 문제가 되었습니다. 그저 재미가 되어버리기 훨씬 전에 말입니다.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Ma all'inizio era vista come una cosa moralmente problematica, molto prima che diventasse divertente.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Maar in het begin werd dit gezien als moreel verwerpelijk, lang voordat het grappig werd gevonden.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Mais au début, c'était vu comme quelque chose de moralement problématique, bien avant que ça devienne drôle.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Men i begyndelsen blev det set som en problematisk moralsk ting, lang tid før det blev morsomt.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Na początku to był duży problem moralny, długo zanim zaczęto się z tego śmiać.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Nhưng ban đầu, nó được xem như là 1 vấn đề về mặt đạo đức, trước khi nó trở nên khôi hài.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Pero en un principio fue visto como un problema ético antes de que se convirtiera en algo divertido.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Αλλά αυτό θεωρούταν αρχικά πολύ προβληματικό, πολύ πριν γίνει αστείο.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.В самом начале все это смотрелось через ракурс морали, задолго до того, как это стало просто забавным.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.И в началото на това са гледали като на нещо неморално, много преди да стане забавно.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.אבל בהתחלה, זה נראה כמו תחום מאוד בעייתי מוסרית, הרבה לפני שזה היה מצחיק.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.لكن في البداية, كانت تعتبر كمشكلة أخلاقية جداً قبل أن تصبح مضحكة بوقت طويل
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.奇妙なことになるずっと以前のことです そして ジョン D ロックフェラーが現れました
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.E note, eu disse exatamente uma cara.
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.Il ya 5 situations dans lesquelles cela se produit.
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.I zwróć uwagę, że powiedziałem dokładnie jeden orzeł.
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.Och Observera, sagt exakt en huvuden.
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.И забележете, казах точно едно ези.
Fark ederseniz, ben sadece 1 tane tura gelmesi olasılığından bahsediyorum.もし私が少なくとも1つが表、と言ってたら、
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.De kunne have slukket den. De kunne have ventet på ham og sagt "Du der, hvad laver du, stop det.
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.Ils auraient pu attendre que le gars revienne et lui dire : "Eh mec, t'es qui ?! Qu'est-ce que tu fais ?
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.Mohli ho odpojit, počkat až ten chlapík přijde zpátky a říct, "Vole, co to děláš, přestaň. Kdo jsi?"
Fiţini çekebilirlerdi, gelmesini bekleyip kimsin nesin durdur ţunu diyebilirlerdi.その電源を切れ。お前は誰だ?」と聞くこともできた。 その手のことができたはず、しかしそうはしなかった。
Gelmek istemiyorsa gelmesin.Значи казваш, че правиш сутрешните доставки.
Gelmesin istiyorum.Igen. Örülnék, ha nem jönne el.
Gelmesin istiyorum.Εύχομαι να μην έρθει.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Ceva fals devine ceva real datorită felului în care cineva îl percepe.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Coś fałszywego staje się prawdziwe z powodu czyjegoś wyobrażenia o tym.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Đôi khi giả thành thật tùy vào nhận thức của từng người.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Eine Täuschung wird zu etwas Echtem, weil jemand es so wahrnimmt.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Iets dat nep is, wordt echt, vanwege iemands perceptie ervan.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.거짓인 것은 사실이 됩니다. 왜냐하면 사물에 대한 자각력 때문이죠.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.llamado el efecto placebo. Algo falso se convierte en algo real debido a la percepción que se tiene.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Něco nepravého se stane něčím reálným protože někdo to tak vnímá.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Niečo predstierané sa stáva skutočnosťou len kvôli tomu, ako to ľudia vnímajú.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Noget opdigtet bliver noget virkeligt på grund af nogens opfattelse af det.
Gerçek olmayan birşeyin kişinin algısı yüzünden gerçek hale gelmesi.Qualcosa di falso diventa qualcosa di vero per la percezione che se ne ha.