Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .전 아내를 불러서 이걸 좀 보라고 했죠.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Le dije a mi esposa que viniese. Le dije: "tienes que ver esto,
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Odahívtam a feleségemet, hogy jöjjön gyorsan, mert ezt látnia kell.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Pedi à minha mulher para vir e disse-lhe: "Tens de ver isto."
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Pyysin vaimoani katsomaan sitä.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Saya memanggil istri saya dan berkata bahwa dia harus melihatnya.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Tôi bảo vợ tôi đến xem và nói rằng cô ấy phải thấy chuyện này.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Wołam moją żonę, i mówię: "Musisz to zobaczyć!
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Zavolal som manželku a hovorím jej, že toto musí vidieť.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Λέω στη γυναίκα μου να έρθει, και της λέω, πρέπει να το δεις αυτό.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Карам жена ми да дойде и казвам: "Трябва да видиш това."
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Я попросил мою жену подойти, сказав: "Ты должна это видеть, люди плачут".
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .אני מבקש מאשתי לבוא, ואומר לה, את חייבת לראות את זה.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .طلبت من زوجتي ان تحضر، وقلت لها، عليك ان تري ذلك.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .家族が泣いているという話を読むと
eşyanın, her türlü bolluğun evine gelmesini sağlayabilirsin.Podemos, até mesmo, causar a miséria a milhares de pessoas se formos um alto iniciado na magia do dinheiro.
eşyanın, her türlü bolluğun evine gelmesini sağlayabilirsin.riittoisia tuotteita tulemaan kotiisi.
eşyanın, her türlü bolluğun evine gelmesini sağlayabilirsin.varor i överflöd att komma till ditt hus.
Evet. Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Co więcej, biorąc pod uwagę skalę tej operacji, dziwne, że pofatygował się na nią sam generał.
Evet. Dahası, karşımızda o kadar az düşman varken o çatışmaya Başkumandanın gelmesi garip.Επίσης, είναι περίεργο να εμφανίζεται ο ανώτατος διοικητής, για τόσους λίγους ανθρώπους.
Evet, gelmesin istiyorum.Igen. Örülnék, ha nem jönne el.
Evet, gelmesin istiyorum.Oui. J'aimerais qu'il ne vienne pas.
Evet, gelmesin istiyorum.Ναι. Θα ήμουν ευτυχισμένη αν δεν εμφανιζόταν.
Evet, gelmesin istiyorum.نعم اتمنى الا يأتي
Evet. Gelmesin istiyorum.نعم, امل الا يأتي
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Buộc phải có cơ chế tự tổ chức bên trong vũ trụ để tạo ra các thứ.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Debe haber mecanismos de autoorganización dentro del universo encargados de hacer las cosas.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Devono esistere meccanismi di auto-organizzazione in un universo che produce le cose.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Er moeten mechanismes van zelforganisatie zijn die in dat universum dingen maken.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Es muss im Inneren des Universums einen Mechanismus der Selbstorganisation geben, der Dinge erschafft.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Il doit y avoir des mécanismes d'auto-organisation, à l'intérieur de l'univers, qui créent des choses.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Kell lennie egy önszervező mechanizmusnak a világegyetemen belül, ami dolgokat készít.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.거기에는 반드시 자기 조직화 메커니즘이 있는데 우주 내에서 사물을 만드는 것입니다.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Pasti ada mekanisme pengaturan mandiri di dalam alam semesta yang membuat berbagai hal.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Tem de haver mecanismos de auto-organização dentro do universo para fazer coisas.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Trebuie să existe mecanisme de auto-organizare în interiorul universului care creează lucruri.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Wewnątrz tego świata muszą istnieć mechanizmy samoorganizacji, które robią rzeczy.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Πρέπει να υπάρχουν μηχανισμοί αυτοοργάνωσης μέσα στο σύμπαν, που δημιουργούν πράγματα.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.Трябва да има механизми за самоорганизация вътре във вселената, които правят нещата.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.חייבים להיות מנגנונים של ארגון עצמי בתוך היקום, שיוצר דברים.
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.يجب أن يكون هناك آليات من التنظيم الذاتي داخل هذا الكون و الذي يصنع الأشياء
Evrenin içinde eşyaların meydana gelmesini sağlayan kendi kendini örgütleme mekanizmaları olmalı.この宇宙には何らかの 自己形成のメカニズムが存在するはずです なぜならアリストテレスやニュートンの
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Aber es hat lange gedauert bis dahin.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Ale cesta byla velice dlouhá.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Dar a durat mult să ajungă în acea fază.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.De sokáig tartott eljutni idáig.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Het heeft lang geduurd om daar te komen.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Ma ci è voluto molto tempo per arrivarci.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Mais ça a pris longtemps pour y arriver.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Mas demorou bastante para chegar lá.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Nhưng để đạt đích này phải mất rất nhiều thời gian.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Pero ha tomado un largo tiempo llegar ahí.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Zajęło to jednak dużo czasu.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Παίρνει πολύ καιρό για κάτι τέτοιο.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Але цей шлях був дуже довгим.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Но това премина през дълъг път.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.Однако путь к нему занял немало времени.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.אבל ארך זמן רב להגיע לכך.
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.ولكنه استغرق وقت طويل للوصول هناك
Fakat buralara gelmesi çok zaman aldı.嚢胞性線維症の分子的な原因は 1989年に 私の研究グループが