Tom'un gelmesini bekleyelim.Нека да почакаме Том да дойде.
İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir.Liječenje je tijekom prvih šest mjeseci učinkovitije nego kad hepatitis C preraste u kroničnu bolest.
Kanserin vücuttaki gelişim süreci çeşitli olayların bir araya gelmesiyle oluşmaktadır.Proces razvoja raka u tijelu je kombinacija događaja.
Ancak 1932'den sonra kazanılan her türlü ödülün bugüne değin gelmesi mümkün olmuştur.Svi pobjednici od 1923. do danas navedeni su ovdje.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.Sezona završava s Rachel koja na aerodromu dočekuje Rossa koji se vraća s putovanja iz Azije.
Ama gelmesi zaman alacaktır.Vrijeme će pokazati.
"Foss" İzlandaca şelale anlamına gelmesine rağmen, kasabada hiçbir şelale yoktur.Iako se Szank nalazi na željezničkoj prometnici, u selu nema željezničke postaje.
Charlie'nin oraya gelmesi, kavgaya sebep olur.Tijekom bijega, Charlie pada na zemlju.
Birinci bölüm onun Milano’ya gelmesinin ardından biter.Nakon Juvea, karijeru je završio u Milanu.
Tüm bu başarıların üst üste gelmesi, 1994 yılının Ramazotti için altın bir yıl olmasını sağlar.Sve ove osobe su dužne kasnije, kada im se pruži prilika za to, postiti propuštene ramazanske dane.
Koşulların, n çok büyük değilken önemli hale gelmesi ihmal edilir.Točnija vrijednost mase dobiva se ako period P nije predug.
Örneğin ev denince bütün odalarının akla gelmesi gibi.Prema Preporodnoj dvorani čitava je zgrada dobila ime Dvorana.
Güneş'in gelmesiyle birlikte takım başarılı sonuçlar aldı.Klub je za vrijeme postojanja postizao uspješne rezultate.
Patlamanın iş çıkışı saatlerine denk gelmesi nedeniyle ölü ve yaralı sayısı çok fazla olmuştur.Taj broj je zbog ranjavanja i pogibija bio u stalnom opadanju.
Ayrıca kıtaların ayrılması ve günümüzdeki konumuna gelmesi hakkında fikirleri de vardır.Danas se Polubaše suočavaju s odlaskom stanovništva i mogućnošću nestanka samog mjesta.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.Hačikó čakal na svojho pána celkovo po dobu 11 rokov.
Spinin tekrar eski halime gelmesi için yaklaşık 10 milyon yıl geçer.Bude trvať asi 100 rokov, kým sa opäť obnoví jej ekosystém.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.Séria končí scénou, kde Rachel na letisku čaká na Rossa vracajúceho sa z pracovnej cesty.
Bu yangın felaketzedelerine yardımın şehir dışından gelmesi gerekmektedir.Je to základné protipožiarne zabezpečenie obce.
1945 yılında Komünist rejimin başa gelmesiyle eğitim sistemine geri alındı.V roku 1951 bol komunistickým režimom prinútený zavrieť svoju lekársku prax.
Çünkü saatler gittikçe daha yavaş işlemeye başlar ve sonun gelmesine hep zaman vardır."Súpravy sú neustále v pohybe, takže je tu malý čas „na vynulovanie meškania“.
Tahminlere göre ayçiçeğinin Avrupa'ya gelmesi İspanyolların aracılığıyla olmuştur.Do Európy sa dostala po príchode Španielov do Ameriky.
Bu onların son kez bir araya gelmesi oldu.Aspoň naposledy niekomu patril.
1958 yılında Charles de Gaulle'ün iktidara gelmesini desteklemiştir.1958 tu počas alžírskej krízy predniesol prejav Charles de Gaulle.
O da Spitta ‘ nın gelmesiyle yan odaya saklanır.Zo siene sa vchádzalo do izby „prógem“.
1904 yılında New York şehir metrosunun açılması yeni şehrin bir araya gelmesini sağladı.Na prepojenie mesta prispelo otvorenie metra v roku 1904.
Şehrin önemi 16. yüzyılın başlarında Portekizliler’in bölgeye gelmesiyle ortaya çıkmıştır.Na začiatku 16. storočia priplávali do oblasti Portugalčania.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.Sezona se konča s tem, ko Rachel čaka Rossa na letališču, da se vrne s službene poti na Kitajsem.
Böyle bir şok dalgasının Dünya'ya gelmesi iki güne kadar sürebilir.Pri gosenicah se lahko pojavi diapavza, ki lahko traja tudi do dveh let.
Madeni parayı 5 defa havaya atarsak mümkün olan bir sonuç 5 tane 'yazı' gelmesidir.Če vržemo kovanec dvakrat, imamo štiri možne izzida poskusa.
Soğuma, ince kristallerin bile meydana gelmesine olanak tanımayacak kadar hızla olursa volkanik cam oluşur.V primerih, ko je ohlajanje tako hitro, da ne izkristalijo niti najmanjša zrna, govorimo o vulkanskem steklu.
Arabasını çok sever ve onun başına bir şey gelmesinden korkar.Torej jo je imel zelo rad in je srbel zanjo.
Korkmuş olan Ali, babasını arayıp hemen eve gelmesini söyler.V paniki pokliče Bena, ki se takoj vrne domov.
Ve delirmiş ruhumda başıma gelmesini en çok istediğim neydi?Katera vrednota ti v življenju največ pomeni?
Chieh-she-shuai şafak vaktinin gelmesinden endişe etti.Tie-break Savoia se je uvrstila naprej v državni finale.
Grup death ve black metal kökeninden gelmesine karşın, elektronik muziği de içine katmıştır.Njihova glasba temelji na black / death metalu, zadnja plošča pa ima vplive industriala.
Hristiyanların, ayrıcalıklı konuma gelmesi, Müslümanlar için tam bir hayal kırıklığıydı.Muslimanska pustošenja so kristjanom vlila strah v kosti.
1933'te Nazilerin iktidara gelmesi üzerine ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı.Leta 1933 je moral zaradi prihoda nacistov na oblast, zapustiti Nemčijo.
Grubun tekrar bir araya gelmesine katılacağını söylemiştir.Reče mu le, da se bosta nekoč spet srečala.
Bir atın aynı yarışta iki kez birinci gelmesi mümkün değildir.Konja se lahko testira tudi večkrat na enem tekmovanju.
Steve Souza daha sonra Exodus'a girmek için gruptan ayrıldı ve yerine Chuck Billy'nin gelmesini önerdi.Steve Souza išėjo į grupe „Exodus“, ir pasiūlė vietoje savęs Chuck Billy(vokalas).
Ama gelmesi zaman alacaktır.Kai ateina laikas, jis ateina.
Durum kışın gelmesiyle birlikte daha da kötüye gitti.Klimatas ją taip pat šokiravo, kadangi ji atvyko vidurį žiemos.
Erkek nüfusunun azalması kadınların iş yaşamında daha etkin hale gelmesini sağladı.Užtat prožektorius labai palengvino žmonių darbą pramonės perversmo laikotarpiu.
Bu tür yardım tekliflerinin gelmesinin ardından Jacques Avrupa’daki diğer saraylara da yazmakta gecikmedi.Po triumfo Paryžiuje, Japonija neatsisakė pretenzijų į kitas Kinijos teritorijas.
Bir atın aynı yarışta iki kez birinci gelmesi mümkün değildir.Dvejų metų arklys jau gali dalyvauti lenktynėse.
Bu yangın felaketzedelerine yardımın şehir dışından gelmesi gerekmektedir.Veikiausiai taip buvo viliamasi apsaugoti miestą nuo gaisrų.
Seçimin sonucunda seçmenlerin %97,9'u monarşinin geri gelmesini istemiştir.Ettepanek monarhia taastada kiideti heaks 97,9% valijate poolt.
1904 yılında New York şehir metrosunun açılması yeni şehrin bir araya gelmesini sağladı.1904. aastal avati metroo, mis aitas ühendada uusi linnaosi.
EDVAC için tasarımı neredeyse ENIAC’ın işletime hazır hale gelmesinden önce geliştirilmiştir.EDVACi väljatöötamine algas juba enne ENIACi valmimist.
NASA'nın Dawn uzay aracı cüce gezegen Ceres'e gelmesi bekleniyor.NASA Dawn’i missioon jõudis Cerese orbiidile.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Tema ja teiste jõupingutused sundisid direktiivorganeid sellest projektist loobuma.
Bu çabaları, Çan Kay Şek'in iktidara gelmesinden sonra şiddetle eleştiri aldı.Avalikkus ja parlament kritiseerisid Chani viivitava hoiaku pärast SARS-iga võitlemisel.
Hıristiyanlığın serbest bir hale gelmesinden sonra yapılmıştır.Pärast seda sai kristlusest riigiusund.
İtfaiyenin de olay yerine gelmesiyle kargaşa başlar.Kurval meelel hakkas vägimees kodu poole samme seadma.
Çocukların gelmesi gereken gün, hep ayın 13'üdür.Väiksemaid palverännakuid sooritatakse seal ka iga kuu 13. kuupäeval.
Devamının gelmesini bekleriz.Me lihtsalt ootame õiget aega.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.Hachikō tuli järgmised üheksa aastat iga päev Uenot Shibuya jaama ootama.
Hititler'in tahtına I. Şuppiluliuma'nın gelmesiyle Hititler bölgede yeniden güçlenmeye başlamışlardır.Kuid sealt avastatud heelium-3 varude tõttu algab Maa riikide vahel sõda.
Yerleşimin Türkleri'in bölgeye gelmesinden önceki dönemine ait tarihi bilgi henüz bulunmamaktadır.Varem puudusid andmed selles piirkonnas enne hispaanlaste saabumist elanud inimestest.