gelmemiş ile cümle

gelmemiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İnternet hizmeti henüz gelmemiştir.现在在线服务已停止。
İşkodra beyinden ise bir yardım gelmemiştir.그러나 응후의 근심으로부터 자신을 구하지는 못했다."라 하였다.
Aklına yapacak bir şey gelmemişti.그걸 내놓을 생각은 전혀 하고 있지 않았다.
Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.그리고 다음 날, 미즈호는 학교와 연습에 모습을 비추지 않고, 그 후로도 더 이상 모습을 보이지 않는다.
(Nergis henüz gelmemiş.)(하지만 노예제는 여전히 남아있었다.)
Fransız matematikçi Pierre de Fermat (1601-1665), Yunanların hiç aklına gelmemiş bir soru ortaya atar.거의 같은 시기에 프랑스의 수학자 피에르 드 페르마(1601~1665)도 독자적으로 좌표기하학에 대한 아이디어를 확립해가고 있었다.
Bunlara karşın dava hiç yargıevine kadar gelmemiştir.그러나 이 사건은 재판의 대상이 되지 못했다.
Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.בבוקר שאחרי מרגו לא מגיעה לבית ספר, וכך במשך 3 ימים.
Ancak bu çalışmalar henüz (Temmuz 2010) kitap hâline gelmemiştir.עבודות אלו לא הסתיימו עד היום (2010).
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.בעונה הזו יש לנו הצצה קטנה ל"מה היה קורה אם באפי לא הייתה מגיע לסאנידייל" בעקבות בקשה של קורדיליה.
2016 yarışmasına katılması mümkün olarak gözükse de henüz resmi bir açıklama gelmemiştir.През 2016 изпада във финансови проблеми и не е допеснат до участие в шампионата.
Bunlara karşın dava hiç yargıevine kadar gelmemiştir.Prípad doteraz nie je úplne súdne doriešený.
1 Şubat 1995'te grup arkadaşı James Dean Bradfield ile Amerika'ya uçması gerekirken gelmemişti.1. februára 1995 mal spolu s Bradfieldom odletieť do USA kvôli promo.
Bundan sonra 1812'ye kadar bu arazilere beyaz göçmenler gelmemişlerdir.Vse do leta 1829 ni bilo stalno naseljenih prebivalcev na tem območju.
1970'li yıllara kadar önemli bir çatışma meydana gelmemiştir.Iki pat 1919 m. vasaros vyko nelengva kova.
Aklına yapacak bir şey gelmemişti.Nereikėjo nieko jam aiškinti.
26 yıldır, hiç böyle bir trajedi ile karşı karşıya gelmemiştim.Ma pole elus iialgi olnud ärkvel nii kaua kui siis.
Aklıma başka bir şey gelmemişti.Era tutto ciò a cui potevo pensare.
Aklıma başka bir şey gelmemişti.Fue todo lo que pude pensar.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Apakah kebajikan itu?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Das war alles, was mir einfiel... diese buddhistische Tugend.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Dat was alles wat ik kon bedenken.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?Foi só isso que consegui pensar.
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?대답의 전부였습니다. 공덕이란 뭘까요?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?זה כל מה שיכולתי לחשוב עליו. מהי מעלה?
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?هو كل ما استطعت التفكير فيه . ماهي الفضيلة ؟
Aklıma başka bir şey gelmemişti. Hem erdem dediğin nedir?世界を救う鍵は、慈悲のための鍵は、
Aklıma başka bir şey gelmemişti.là tất cả những gì tối ó thể nghĩ về.
Aklıma başka bir şey gelmemişti.To bylo všechno, na co jsem myslel.
Aklıma başka bir şey gelmemişti.To było wszystko, co mi wówczas przyszło na myśl.
Aklıma başka bir şey gelmemişti.Все, що я міг подумати.
--ama henüz ölüm anı gelmemiş olmalı.Ale čas jeho smrti ještě nenadešel, nebo ano?
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim.Ma sai, non sono mai stato in un "Taco Bell" prima.
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim.Men du ved, jeg har aldrig været i Taco Bell før.
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim. Nasıl yani, bu senin ilk seferin mi?Ale ne, Molly!
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim. Nasıl yani, bu senin ilk seferin mi? - Mmhm.- Apresentando os Ta-O's.
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim. Nasıl yani, bu senin ilk seferin mi? - Mmhm.Richtig, der alte Ritter lebt in der Einsamkeit tief in diesem Sumpf.
Ama önceden hiç Taco Bell restoranına gelmemiştim.Tapi, aku tidak pernah ke Taco Bell sebelumnya.
Aramamış. Sonra gelmemiş de.En hij kwam ook niet.
"Arayacağım" demiş. Aramamış. Sonra gelmemiş de."Я позвоню", — но не звонил и не приходил.
Bir cep telefonu olmayan ya da e-posta kutusuna spam gelmemiş kimse kalmış mıdır?Ich budúcnosť je preto potrebné chrániť.
Bir cep telefonu olmayan ya da e-posta kutusuna spam gelmemiş kimse kalmış mıdır?Kdo še ni uporabil mobilnega telefona ali prejel neželene pošte v svoj elektronski poštni nabiralnik?
Bir cep telefonu olmayan ya da e-posta kutusuna spam gelmemiş kimse kalmış mıdır?Kto z nas nie ma telefonu komórkowego albo nie otrzymuje niechcianej poczty elektronicznej?
Bir cep telefonu olmayan ya da e-posta kutusuna spam gelmemiş kimse kalmış mıdır?Wer besitzt noch kein Handy und wer ist noch nicht durch Spam-Mails belästigt worden?
Bir cep telefonu olmayan ya da e-posta kutusuna spam gelmemiş kimse kalmış mıdır?Кой няма мобилен телефон или не е получавал спам в електронната си поща?
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Dopo qualche altra birra dissi, "Deve esserci qualcosa che non è tornato." (Risate)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)După alte câteva beri, am spus, "Trebuie să existe unele lucruri care nu au revenit." (Râsete)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Kell lenni valaminek, amit még nem hoztak vissza." (Nevetés)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)그러다가 저는 "분명히 아직 돌아오지 않은 유행도 있을거야" 라고 말했어요. (웃음)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Mais umas cervejas, e eu disse: "Tem que haver algo "que ainda não esteja de volta."
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Musí existovat něco, co se nevrátilo." (Smích)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Og efter endnu et par øl, sagde jeg, "Der må være nogle ting der ikke er kommet tilbage." (Latter)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Po ďalších pivách som poznamenal: "musí byť predsa ešte niečo, čo sa zatiaľ nevrátilo späť". -- (Smiech) --
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Po kilku kolejnych piwach, powiedziałem: "Musi być coś co jeszcze nie wróciło". (Śmiech)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Quelques bières de plus, j'ai dit, " Il doit y avoir quelque chose qui n'est pas revenue. " (Rires)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Unas cuantas cervezas más, dije, "tiene que haber alguna cosa que no haya vuelto". (Risas)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)Và sau một vài ly nữa, tôi nói, " Nhất định phải có thứ gì đó đã không quay trở lại." (Tiếng cười)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Wedden dat er dingen zijn die niet terug in geworden zijn." (Gelach)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Θα πρέπει να υπάρχει κάτι που δεν έχει επανέλθει." (Γέλια)
Birkaç bira sonra, dedim ki, "Geri gelmemiş bir şeyler olmak zorunda." (Kahkahalar)"Но ведь должно же быть что-то, что вышло из моды насовсем".
İlgili Sayfalar