Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.Οι περισσότεροι δεν επέστρεφαν, μερικοί όμως επέστρεφαν.
Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.А повечето от тях не се връщали, но някои от тях се връщали.
Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.Вот, и большинство из них никогда не возвращались, но некоторые всё-таки приходили обратно.
Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.,טוב, ורובם לא חזרו .אבל חלק מהם חזרו
Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.معظمهم لا يعودون مرة أخرى ولكن بعضهم يعود.
Ve çoğu gelmemesine rağmen, bir kısmı yine de geri gelirdi.しかし 中にはやって来る患者もあります 彼等が病気では無いと確信している父は
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Em resultado, a maioria das pessoas não voltava, porque funcionava.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.그렇게하면 대부분은 다시 돌아오지 않았습니다.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.La maggior parte non ritornava, perché funzionavano.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Och det visade sig att de flesta kom inte tillbaka eftersom det fungerade.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Şi s-a dovedit că majoritatea oamenior nu se mai întorceau pentru că funcţiona.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Und danach kamen die meisten Leute tatsächlich nicht zurück, denn es funktionierte.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Większość pacjentów nie wracała, uleczona.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Y resultó que la mayoría de las personas no regresaba porque funcionaba.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.Αποδείχθηκε ότι οι περισσότεροι δεν επέστρεφαν, γιατί είχε αποτέλεσμα.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.И, оказывалось, что большинство людей после этого не возвращались, потому что помогало.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.И се оказало, че повечето хора не се връщали, защото действало.
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.ומסתבר שרוב האנשים לא חזרו
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.واتضح أن معظم الناس لن يعودوا
Ve sonra, hastaların birçoğu geri gelmemeye başladı, çünkü işe yaramıştı.薬が効いたからです
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Dus wat is de kans dat u geen 1 keer kop gooit na 5 worpen?
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Então qual é a probabilidade que que você obtenha nenhuma cara depois de 5 lançamentos?
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Jaká je pravděpodobnost, že nepadne panna ani jednou v pěti hodech?
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Jakie mamy prawdopodobieństwo, że w pięciu rzutach nie uzyskamy żadnej reszki?
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Wie hoch ist also die Wahrscheinlichkeit, dass du nach 5 Würfen keinen einzigen Kopf hast?
Yani beş defa attlktan sonra hiç tura gelmeme olasılığı nedir?Т.е. какова вероятность того, что после 5 подбрасываний ни разу не выпадет "орел"?
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirAlso was wir sagen ist, das Skalierbarkeit kein Feind der Nachhaltigkeit werden sollte.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirAzt mondjuk tehát, hogy a terjesztés nem mehet a fenntarthatóság rovására.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirChcemy w ten sposób przekazać, że możliwość zwiększenia skali nie powinna być wrogiem zrównoważenia.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirDeci ce susținem este că scalabilitatea nu ar trebui să devină un inamic al durabilității.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirJadi yang saya ingin sampaikan adalah skalabilitas tidak harus menjadi musuh dari kelestarian.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidir따라서 우리가 얘기하는 것은 확장성이 지속가능성을 저해해서는 안된다는 겁니다.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirLo que decimos es que la posibilidad de crecimiento no debería convertirse en un enemigo de la sostenibilidad.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirNous disons donc que le caractère évolutif ne devrait pas devenir ennemi de la viabilité.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirWat we hiermee willen zeggen is dat schaalbaarheid geen vijand van duurzaamheidheid zou mogen worden.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirΈτσι αυτό που λέμε είναι ότι αυτή η δυνατότητα κλιμάκωσης δεν πρέπει να γίνει εχθρός της ανάπτυξης.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirОнова, което казваме е, че увеличимостта на мащаба не трябва да става враг на устойчивостта.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirЯ пытаюсь донести, что, в конечном счёте, адаптация под нужды людей не должна стать преградой в развитии.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirאז מה שאנחנו אומרים זה שכושר ההתרחבות לא צריך להיות האויב של הקיימות.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidirلهذا ما أقوله هو أن النمو لا ينبغي أن يكون عدو للإستدامة.
Yani söylediğimiz şey şudur: ölçeklendirme sürdürülebilirliğin düşmanı haline gelmemelidir相反してはならないということ 解決法がその地域独自のもので