‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.Nadarmo jsem bil syny vaše, kázně nepřijali; sežral meč váš proroky vaše jako lev, kterýž dáví.
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.Nadarmo som bil vašich synov, neprijali kázne. Váš meč požral vašich prorokov ako zhubný lev.
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.Próżnom bił synów waszych, karania nie przyjęli; miecz wasz pożarł przecie proroków waszych, jako lew tracący.
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.Zastonj sem tepel sinove vaše, nauka niso sprejeli; vaš meč je pokončal proroke vaše kakor lev morilec.
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.Вотще поражал Я детей ваших: они не приняли вразумления; пророков ваших поядал меч ваш, как истребляющий лев.
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.לשוא הכיתי את בניכם מוסר לא לקחו אכלה חרבכם נביאיכם כאריה משחית׃
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.لباطل ضربت بنيكم. لم يقبلوا تأديبا. اكل سيفكم انبياءكم كأسد مهلك
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.我 責 打 你 們 的 兒 女 、 是 徒 然 的 . 他 們 不 受 懲 治 . 你 們 自 己 的 刀 、 吞 滅 你 們 的 先 知 、 好 像 殘 害 的 獅 子
‹‹Halkınızı boşuna cezalandırdım, yola gelmediler. Kılıcınız yırtıcı aslan gibi öldürdü peygamberlerinizi.我 責打 你 們 的 兒女 、 是 徒然 的 . 他 們不受 懲治 . 你 們自己 的 刀 、 吞滅 你 們 的 先知 、 好像 殘害 的 獅子
Hemen tahliye etmeliyiz. Max, Rockhound, hemen mekiğe dönün. - Neden hâlâ gelmediler?.בזהירות
Max, Rockhound, hemen mekiğe dönün. - Neden hâlâ gelmediler?Max, Rockhound, hierheen.
Max, Rockhound, hemen mekiğe dönün. - Neden hâlâ gelmediler?Tillbaka till färjan!
Max, Rockhound, hemen mekiğe dönün. - Neden hâlâ gelmediler?Μαξ, Λαγωνικό, ελάτε μέσα.
Max, Rockhound, hemen mekiğe dönün. - Neden hâlâ gelmediler?- Макс, Хрътка, бързо тук.
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Dlaczego nie przyszli nas zabić?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Hvorfor er de ikke kommet for at dræbe os?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Perché non sono venuti a ucciderci?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?¿Por qué no han venido a matarnos?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Por que razão não nos vieram matar?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Varför har de inte kommit för att döda oss?
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Γιατί δεν ήρθαν να μας σκοτώσουν;
Neden bizi öldürmeye gelmediler?Почему они не пришли, чтобы убить нас?
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.- De kan være på vej hertil.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.- Ils doivent être sur la route.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.- Magari stanno per arrivare.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.-Můžou být na cestě sem.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.-Ne voivat olla jo tulossa.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.Сигурно идват насам.
- Neden hâlâ gelmediler? - Çoktan gelmeleri gerekirdi.ربما يكونوا فى طريقهم إلى هنا إنهم ليسوا فى طريقهم إلى هنا
- Neden hâlâ gelmediler?-Có thể họ đang trên đường đến đây!
- Neden hâlâ gelmediler?- Já devem estar a caminho.
- Neden hâlâ gelmediler?- Max, Rockhound, takoj nazaj.
- Neden hâlâ gelmediler?- Mereka sedang ke mari.
- Neden hâlâ gelmediler?Mindjárt ideérnek.
- Neden hâlâ gelmediler?- Może już idą tutaj.
- Neden hâlâ gelmediler?Quizá estén en camino.
- Neden hâlâ gelmediler?- S-ar putea să fie pe drum.
- Neden hâlâ gelmediler?Zurück zum Shuttle!
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Det är inte därför de har gått samman.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Det er ikke derfor, at de er gået sammen.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Eles não se juntaram para fazer uma coisa dessas.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.He eivät ole tehneet sellaista.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Nie po to się tu zebrali.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.No han venido juntos para hacer nada de eso.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Non si sono riuniti per fare niente del genere.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Δεν συνέπραξαν και δεν έκαναν κάτι τέτοιο.
Öyle bir şey yapmak için bir araya gelmediler.Они до сих пор не додумались до чего-то подобного.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Acele greutăţi din viaţa noastră au dreptul să vină, dar nu să rămână, ci să treacă.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.De moeilijke tijden zullen komen, maar ze komen niet om te blijven, ze komen om weer te passeren.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.De temps difficiles viendront, mais ils ne sont pas là pour perdurer, ils ne font que passer!
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Die harten Zeiten kommen, aber sie kommen nicht um zu bleiben. Sie kommen um sie zu überwinden.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.힘든 시간은 올 것입니다. 그러나 그것은 머무르기 위해서 온 것이 아니라 지나가기 위해 온 것입니다.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Los tiempos difíciles vendrán, pero no han venido a quedarse, han venido para pasar
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Nastanou těžké chvíle, ale ne proto, aby zůstaly.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Nehéz idők jönnek, de ez nem lesz mindig így.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Những thời khắc khó khăn đến, nhưng chúng không đế và cứ ở đó, chứng đến để đi qua.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Ťažké časy prídu, ale tie neprídu aby zostali, ale prídu aby pominuli.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Tempos difíceis virão, mas não para ficar. Vieram para desaparecer.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Težki časi bodo prišli, vendar ne da ostanejo, temveč zato da se iz njih nekaj naučimo.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Οι δύσκολες στιγμές θα έρθουν, όχι όμως για να μείνουν, αλλά για να περάσουν!