Marx'ın babası Mayıs 1838'de öldü; bu aile için ciddi bir gelir kaybı anlamına da geliyordu.O pai de Joshua morreu em 1848, deixando então uma grande herança.
Her yerinden kanlar geliyordu.Overal stonden bloemstukken.
Bana çorba geliyordu.Het is een zure soep.
Friedrich Hohenzollern Hanedanı'dan geliyordu.Hij stamde uit het Huis Hohenzollern.
Indiana adı Lucas'ın köpeğinden geliyordu.De politie gaf de hond de naam Lucky.
Sıklıkla yaşadığı akciğer kanamaları sebebiyle çalışamaz ve evden dışarı çıkamaz duruma geliyordu.Hij had regelmatig longbloedingen en was vaak niet in staat om te werken of zijn huis te verlaten.
Lancaster ve York hanedanları, İngiltere kralı III. Edward'ın soyundan geliyordu.De huizen York en Lancaster stamden beide af van koning Eduard III Plantagenet.
Jude adı Beatles şarkısı olan "Hey Jude"dan geliyordu.Plotseling weerklinkt Hey Jude van The Beatles.
Bu dört büyük grubun ilk kez aynı sahneyi paylaşması anlamına geliyordu.Daardoor konden de twee clubs zich voor het eerst op hetzelfde onderdeel meten.
Bu, önemli bir fabrikanın artık üretim yapamayacağı anlamına geliyordu.De merknaam Page zou dan niet meer door de fabriek geproduceerd mogen worden.
Dünya haricindeki tüm gezegenlerin ismi Roma mitolojisindeki tanrılardan geliyordu.De hun bekende planeten (afgezien van de Aarde) droegen namen van Romeinse goden.
Tümenin mensupları Hitlerjugend'den geliyordu.De rang van Oberrottenführer bestond ook in de Hitlerjugend.
Bu, geleneksel Yahudi ibadetlerinin yasaklanması anlamına geliyordu.Dat thema zou kunnen steunen op prechristelijke joodse tradities.
Bu sıralarda dünyada çıkarılan altının yarısı Batı Afrika'dan geliyordu.De helft van dat geld ging naar Afrika.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Zijn moeder was de dochter van een koopman uit Osaka.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Hij komt uit een gezin van 10 kinderen.
Bir çiftçi ailesinden geliyordu.Hij was afkomstig uit een familie van boeren.
Pétain bir köylü ailesinden geliyordu.Pirosmani kwam uit een boerenfamilie.
Kurt Meyer alt sınıf bir aileden geliyordu.Luis Herrera was afkomstig uit een middenklasse gezin.
Çünkü onların bağımsılığı peşinen geliyordu.Zijn specialiteit was de achtervolging.
Bu, II. Dünya Savaşı'nın başlaması anlamına geliyordu.Dit luidde het begin van de Tweede Wereldoorlog in.
İki düşman tünel birbiriyle karşılaşınca şiddetli savaşlar meydana geliyordu.Toen de twee optochten elkaar kruisten ontstonden vechtpartijen.
Bu da babasının ölüm nedeninden ileri geliyordu.Dat zal waarschijnlijk te maken hebben gehad met het overlijden van zijn vader.
Bu da Folketing'de (Danimarka Meclisi) 3 milletvekiline denk geliyordu.Hiermee kreeg de partij 9 zetels in de Folketing, het Deense parlement.
SE versiyon ise 5 kollu alaşımlı jantlar ile geliyordu.De andere versies waren alleen leverbaar met een handgeschakelde vijfversnellingsbak.
Leis’te oturan Reis’ten geliyordu.Hij logeerde in het kasteel van Hem bij Rijsel.
Aslında bunların hepsi mevcut durumun resmiyet kazanması anlamına geliyordu.Die eis maakte feitelijk alle literatuur tot een vorm van geschiedenis.
İnsanlar, sık sık hastalıkları ve ıstırapları ile ona geliyordu.Hun vrouwen en kinderen werden regelmatig dientengevolge in leed en ellende ondergedompeld.
Her yerinden kanlar geliyordu.Wszędzie było pełno krwi.
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.Była to kara za kłamstwo którego się dopuścili.
Bu kulağa çok hoş geliyordu.Kurwa, to brzmi tak dobrze.
Portland, Maine'de doğan Willis, yayımcı bir aileden geliyordu.Willis, urodzony w Portland, pochodził z rodziny wydawców.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pochodził ze stosunkowo biednej rodziny.
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.Składa się z trzydziestu ksiąg.
Ancak geminin yeni olması bütün sahne malzemelerinin sıfırdan hazırlanması gerektiği anlamına geliyordu.Z punktu widzenia Admiralicji ważne było aby nowe okręty powstały jak najszybciej.
Brian Laudrup futbolcu bir aileden geliyordu.Brian Laudrup urodził się w rodzinie o piłkarskich tradycjach.
Bu da 1941 yılına kadar hazırlanmak anlamına geliyordu.Służyły one do 1941 roku.
Bir çiftçi ailesinden geliyordu.Pochodził z farmerskiej rodziny.
Bana çorba geliyordu.Majówka z Sobótką.
Bu, savaş boyunca, her ne pahasına olursa olsun, kentin korunacağı anlamına geliyordu.Wszyscy za wszelką cenę bronią swojego miasta.
Bu, bir dizi konserden daha fazlası anlamına geliyordu.Według czasopisma to był więcej niż dobry koncert.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Pochodził z rodziny, w której było jedenaścioro dzieci.
Bu, önemli bir fabrikanın artık üretim yapamayacağı anlamına geliyordu.Oznacza to, że stacja Lifetime nie będzie już pracować nad tą produkcją.
Birçok ressamın bulunduğu bir aileden geliyordu.Pochodziła ze znanej rodziny malarzy.
Bu ürün siyah-beyaz 5 cm'lik bir ekrana sahipti ve 650 gram geliyordu.Posiadał czarno-biały ekran o przekątnej 5 cm.
Buna göre Oliver Cromwell ömür boyu Lord Protector oluyor ve en yüksek karar organı haline geliyordu.W czasie pełnienia go przez Olivera Cromwella przekszałcił się w urząd stałej głowy państwa.
Friedrich Hohenzollern Hanedanı'dan geliyordu.Pochodził z rodu Hohenzollernów.
Indiana adı Lucas'ın köpeğinden geliyordu.Indiana był imieniem psa Lucasa rasy alaskan.
Béla Kun Yahudi kökenli bir aileden geliyordu.Elżbieta Kowalewska pochodziła z rodziny żydowskiej.
Brian Laudrup futbolcu bir aileden geliyordu.Brian Laudrup växte upp i en fotbollsfamilj.
Yerli kökenden olan Juárez fakir bir aileden geliyordu.Juaréz utgick från en fattig indianfamilj.
Bu kulağa çok hoş geliyordu.Det låter bättre tycker jag.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Bái kom från en fattig familj.
Buna göre Oliver Cromwell ömür boyu Lord Protector oluyor ve en yüksek karar organı haline geliyordu.Oliver Cromwell tog makten och blev lordprotektor.
Bu da bu projenin şimdiye kadar yapılmış en başarılı tiyatro projesi olduğu anlamına geliyordu.Föreställningen blev teaterns dittills största framgång.
Çünkü onların bağımsılığı peşinen geliyordu.För andra betydelser, se Vainode.
Bu da evrenin genişlediği anlamına geliyordu.De fann att universum expanderar.
Bu üç milyon Leningrad'lının katledilmesi anlamına geliyordu.Den har då krävt livet på omkring 1 miljon Leningradbor.
Böyle duygular onları kurtuluşun dinde olduğu anlamına geliyordu.Exempel Att göra det vore som att svära i kyrkan.
Varlıklı bir aileden geliyordu.Hon var från en förmögen familj.