"Bilim insanları insan klonlamaya yaklaştı mı?" "O aşamaya gelinmesine daha çok var.""Are scientists close to cloning a human being?" "Not by a long shot."
Tom kendisine karşı gelinmesinden hoşlanmaz.Tom doesn't like being contradicted.
Leyla görmezden gelinmekten hoşlanmaz.Layla doesn't like to be ignored.
Bana karşı gelinmesinden hoşlanmam.I don't like being contradicted.
Tom kendisine karşı gelinmesine tahammül edemiyor.Tom can't stand being contradicted.
Bu konunun üstesinden gelinmesi gerekecek.That matter will have to be dealt with.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.All candidate theories still have major formal and conceptual problems to overcome.
Günümüzde bu problemin üstesinden proton pompası inhibitörleri ile gelinmektedir.This problem is now managed with proton pump inhibitors.
Yabani mercimeğin üstesinden gelinmesi gereken bir sorunu vardır.Should we have a wild card.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.There are tales of creation and loss, death and resurrection, and obstacles that must be overcome.
Özür dileme ve uzlaşma noktasına gelinmesi gerektiğini düşünüyorlar.They think it is necessary to come to an apology and reconciliation.
Ancak yetkili, bazı gerginlik kaynaklarının üstesinden gelinmesi gerektiğini de belirtti.However, he said, some sources of tension still must be overcome.
Koştunitza bu durumun üstesinden gelinmesi için iki yol önerdi.Kostunica proposed two ways to circumvent this.
Sonuçta yakınlık, sabır, açık fikirlilik ve zeka ile sorunların üstesinden gelinmeli.In the end, tenacity, persistence, open-mindedness and intelligence should carry the day.
Futbol kulübü olarak yeniden bir araya gelinmesiRegroup as football club
Ancak, henüz beşinci şarkıya gelinmeden masalar, sandalyeler kırıldı.Erst ab dem fünften Glied sind die Fühler gesägt.
Ancak çatışma pozisyonuna gelinmedi.Er kam nicht zum Kriegseinsatz.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Au XVIe siècle, ce terme évolue pour prendre le sens de « feindre pour tromper ».
Ancak bunlar, politika üretenler, toplumbilimciler ve antropologlar tarafından görmezden gelinmektedir.Fue temido incluso por anarquistas y sindicalistas.
Artık Edo’dan gelen emirler yerel daimyolar tarafından görmezden gelinmektedir.Многие провинциальные властители начали игнорировать приказы из Эдо.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.درج هذا المصطلح في القرن العشرين ليشير بوضوح إلى الفارق عن الإنسانية الدينية.
Gerçekte bir hologram oluşturmak için iki problemin üstesinden gelinmelidir.Twee daarvan zijn te vinden in het holotype.
Alman taarruzu üstesinden gelinmesi gereken iki problemle karşı karşıyadır.Medan tyskarna hade två svåra frågor att ta ställning till.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Alla kandidatteorier har fortfarande stora formella och begreppsmässiga problem.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Všechny kandidátské teorie stále mají velké formální a koncepční problémy, které je třeba překonat.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Toate teoriile propuse au încă de depășit probleme formale și conceptuale majore.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Az összes elméletjelöltnek vannak megoldandó jelentős formális és elképzelésbeli problémái.
Bütün aday teoriler hala üstesinden gelinmesi gereken kavramsal ve biçimsel sorunlara sahiptir.Όλες οι υποψήφιες θεωρίες εξακολουθούν να έχουν σημαντικά επίσημα και εννοιολογικά προβλήματα να ξεπεραστούν.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.På midten av 1600-tallet var det fortsatt ansett som umulig å ikke tro på Gud.
Günümüzde bu problemin üstesinden proton pompası inhibitörleri ile gelinmektedir.Ngày nay, vấn đề này được quản lý với các thuốc ức chế bơm proton.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.17세기 중반에도 여전히 무신론이라는 단어는 '신을 믿지 않는다.'라는 의미를 지니는 것이 불가능했다고 추측된다.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Izraz "sekularni humanizam" se počeo koristiti u 20. stoljeću kako bi se razlikovao od religijskog humanizma.
Vizeden muaf ülkelerden birinden gelinmedi sürece Abhazya ziyaretçileri vize almak zorundadır.Aby nedošlo k poškodeniu terás, musia návštevníci chodiť bosí.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Terminas „sekuliarusis humanizmas“ buvo sugalvotas XX a. tam, kad aiškiai atsiskirti nuo religinio humanizmo.
Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.Seoses globaliseerumisega 20. sajandil hakkas termin tähendama kõigi religioonide jumalate eitamist.
Açıkça görülen ve çok sayıdaki erken uyarı işareti, çoğunlukla yaygın bir şekilde görmezden gelinmektedir (5Avertizările timpurii, bine indicate şi numeroase,
Açıkça görülen ve çok sayıdaki erken uyarı işareti, çoğunlukla yaygın bir şekilde görmezden gelinmektedir (5Jasné a početné včasné varovania sú často ignorované (5
Açıkça görülen ve çok sayıdaki erken uyarı işareti, çoğunlukla yaygın bir şekilde görmezden gelinmektedir (5Jasno ogłoszone, liczne wczesne ostrzeżenia są często
Açıkça görülen ve çok sayıdaki erken uyarı işareti, çoğunlukla yaygın bir şekilde görmezden gelinmektedir (5Σε πολλές περιπτώσεις, οι σαφείς ενδείξεις και οι πολυάριθμες έγκαιρες προειδοποιήσεις δεν
Burada hiç bir fizik yasasına karşı gelinmez çünkü hareket eden fiziksel bir şey yoktur.מהר יותר! שום חוק פיסיקלי לא מופר מכיוון שבעצם שום דבר פיסיקלי לא נע
Burada hiç bir fizik yasasına karşı gelinmez çünkü hareket eden fiziksel bir şey yoktur.لن يتعارض هذا مع اي قانون فيزيائي ذلك لانه فعلياً لا وجود
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Ada kisah penciptaan dan kehilangan, kematian dan kebangkitan, dan hambatan yang harus diatasi.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Ci sono racconti di creazione e perdita, morte e resurrezione, e di ostacoli che devono essere superati.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Có những chuyện kể về sinh và diệt, tử biệt và hồi sinh, và các chướng ngại vật cần phải vượt qua.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Há contos de criação e de perda, de morte e de ressurreição, e obstáculos que têm de ser ultrapassados.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Hay cuentos de creación y pérdida, de muerte y resurrección y de obstáculos a superar.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Het zijn verhalen van schepping en verlies, dood en verrijzenis, en obstakels die je moet overwinnen.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Il y a des histoires de création et de perte, de mort et de résurrection, et d'obstacles à surmonter.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Jsou zde příběhy stvoření a ztráty, smrti a oživení, a překážek, které musí být překonány.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.그중에는 창조와 손실, 죽음과 부활, 그리고 어려움의 극복에 대한 이야기들이 있죠.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Léteznek mesék az alkotásról és elvesztésről, halálról és feltámadásról, és a legyőzendő akadályokról.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Są to baśnie tworzenia i zagubienia, śmierci i zmartwychwstania, przeszkód, które muszą zostać pokonane.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Sunt povești despre creație și dispariție, moarte și înviere, și obstacole ce trebuie învinse.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Есть рассказы о создании и потере, смерти и воскрешении, о преградах, которые нужно преодолеть.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Є розповіді про створення і втрати, смерті і воскресіння, про перешкоди, які потрібно подолати.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.Има истории за създаване и загуба, смърт и възкресение, и пречки, които трябва да бъдат преодолени.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.יש סיפורים של יצירה ואובדן, מוות ותחייה, ומכשולים שצריך להתגבר עליהם.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.ف هناك حكايات الخلق و الخسارة، الموت و الإنبعاث، و عراقيل يجب تذليلها.
Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır.死と復活の話があり 越えなければならない障害の話があります その多くはとてもドラマチックです