geliştirmeye ile cümle

geliştirmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
1955'te kendisini şirketi geliştirmeye adadı ve Actors Studio'da oyunculuk metodu öğrenmeye başladı.Tahun 1955 ia dedikasikan untuk membangun perusahaannya dan mulai belajar metode akting di Actors Studio.
Lütfen güvenilir kaynaklara alıntılar ekleyerek bu bölümü geliştirmeye yardımcı olun.Harap membantu memperbaiki artikel ini dengan menambahkan kutipan ke sumber tepercaya .
Eirik Chambe-Eng ve Haavard Nord 1991 yılında Qt'yi geliştirmeye başladılar.Trolltech didirikan oleh Eirik Eng dan Haavard Nord pada tahun 1994.
1955'te kendisini şirketi geliştirmeye adadı ve Actors Studio'da oyunculuk metodu öğrenmeye başladı.Monroe dành năm 1955 để xây dựng công ty của mình và bắt đầu nghiên cứu kỹ thuật diễn xuất tại Actors Studio.
Docter filmin konu çizgisini geliştirmeye yardımcı olmaları için bir hikaye ekibini işe aldı.Docter sử dụng một đội ngũ sáng tác trong quá trình phát triển cốt truyện cho bộ phim.
Bunun üzerine Aki'den intikamını alacağına ant içen Masamune, kendini geliştirmeye ve kişisel dönüşüme verir.Tuy nhiên cậu đã học từ tình yêu của mình Akane để khắc phục sự xấu hổ đó và trở nên tiến bộ hơn.
MATLAB'ı C ile tekrar yazmışlar ve geliştirmeye devam etmek için 1984'te MathWorks'ü kurmuşlardır.彼らはMATLABをC言語で書き直し、開発を継続させるためにMathWorks社を1984年に設立した。
Vücut geliştirmeye 17 yaşında başladı 1984'te Almanya şampiyonu oldu.17歳からボディビルをはじめ、1984年にはドイツのチャンピオンとなる。
Ayrıca, başka uzmanlıklardan da yararlanmak üzere gönüllü insan kaynağı geliştirmeye çalışır.また,白バイ乗務員志願者には,合格者に対して別途訓練が課せられる。
Moleküler ölçek elektroniği yararlı elektronik özelliklerine sahip moleküller geliştirmeye çalışır.分子エレクトロニクスは、有益な電子特性を持つ分子を開発することを目的としている。
Eirik Chambe-Eng ve Haavard Nord 1991 yılında Qt'yi geliştirmeye başladılar.1994年、Eirik Chambe-Eng と Haavard Nord が創業。
Bölgenin öneminin artması üzerine, birkaç papa bölgenin şartlarını geliştirmeye karar verdiler.その地方の重要性が増したため、歴代のローマ教皇はその状況を改善しようとした。
2011 senesinden bu yana müzik tarzını geliştirmeye de devam etmektedir.自2011年起他还继续发展他的音乐形式。
Genellikle aynı insanlar, hem temel araştırma hem de uygulamalı teknolojiyi geliştirmeye katılıyor.也有一些人同时从事与光学的基础研究和应用技术的开发。
1986'da IBM Austin aynı mimariyi temel alarak RS/6000 serisini geliştirmeye başladı.1986年,IBM以這個架構為基礎,在奧斯汀開始開發RS/6000系列。
SDK'lar belli lisanslar altında yazılım geliştirmeye uygun olmayacak şekilde lisanslanmış olabilir.SDK可能附带了使其不能在不兼容的许可证下开发软件的许可证。
1920 yıllarda Kızıl Ordu M1910 modelini geliştirmeye karar verdi.3年後的1921年,他研發出了M1919的改進型M1921。
1955'te kendisini şirketi geliştirmeye adadı ve Actors Studio'da oyunculuk metodu öğrenmeye başladı.1955年,梦露致力于打造她的公司并在演员工作室(英语:Actors Studio)学习方法演技。
Bir NASA araştırmacısı olan Jack Cover, 1969 yılında Taser silahları geliştirmeye başladı.NASA의 연구원 인 '잭 커버(Jack Cover)'는 1969 년에 테이저를 개발하기 시작했습니다.
Eirik Chambe-Eng ve Haavard Nord 1991 yılında Qt'yi geliştirmeye başladılar.하버드 노드(Haavard Nord)와 에이릭(Eirik Chambe-Eng, Qt의 원 개발자이자 현재 트롤텍의 CEO) 둘은 1991년 Qt의 개발을 시작했다.
Şirket istatistiklerine bakıldığında şirket bütçesinin yüzde 18'i araştırma ve geliştirmeye yatırılmaktadır.회사의 통계 자료에 의하면, Pilz는 현재 전체 매출액의 18 퍼센트를 연구 개발에 투자하고 있다.
1994 yılında Intel firmasını ortak olarak IA-64 projesini geliştirmeye başladılar.בשנת 2001 הוציאה אינטל לשוק את מעבדי האיטניום, התומכים בארכיטקטורת 64 ביט, בשם המסחרי IA-64.
Avrupa'da savaş patlak verirken, Sellers bateristlik yeteneklerini geliştirmeye devam ediyordu.Въпреки че войната плъзва по цяла Европа, Байер запазва оптимизма си.
O da kendini dili kullanma konusundaki yeteneğini geliştirmeye adamıştır.Там скоро забелязват таланта му по отношение усвояването на нови езици.
Webnode’u geliştirmeye başladı ve 2008 Ocak ayında ilk resmi açılışını yaptı.Уеб сайтът е стартиран и публикува първия си документ през декември 2006.
Bu görevde öteki Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeye çalıştı.Chcela zlepšiť vzťahy s ostatnými štátmi.
KARI, 1990 yılında kendi roketlerini geliştirmeye başladı.Kostnerová začala korčuľovať v roku 1990.
Bunun üzerine Dassault firması Rafale'yi geliştirmeye başladı.Francija je pozneje odstopila in samostojno razvila Dassault Rafale.
Bir NASA araştırmacısı olan Jack Cover, 1969 yılında Taser silahları geliştirmeye başladı.Leta 1969 je Jack Cover, raziskovalec Nase, pričel razvoj električnega paralizatorja.
Bir NASA araştırmacısı olan Jack Cover, 1969 yılında Taser silahları geliştirmeye başladı.NASA teadlane Jack Cover alustas taseri kui elektrišokirelva väljatöötamist aastal 1969.
2000'de oyun geliştirmeye başladı.2000 begann das Studio mit der Entwicklung von Spielen.
2000'de oyun geliştirmeye başladı.2000년, 레스타 스튜디오는 게임을 개발하기 시작했습니다
2000'de oyun geliştirmeye başladı.En 2000, le studio a commencé à créer des jeux.
2000'de oyun geliştirmeye başladı.V roce 2000 začala vývoj her.
2000'de oyun geliştirmeye başladı.W 2000 zaczęliśmy tworzyć gry.
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok." Basariya ulasincaya kadar iyi fikirlere ulasmakta oldukca iyiydim.Mientras buscaba el éxito, era bastante bueno en crear buenas ideas.
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok." Basariya ulasincaya kadar iyi fikirlere ulasmakta oldukca iyiydim.Strevend naar succes, was ik creatief met ideeën.
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Deoarece am făcut toate aceste lucruri simple care dezvoltau idei.
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok.""Hei, olen tarpeeksi hyvä."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Ich brauche mich nicht mehr verbessern."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Je n'ai plus besoin de progresser."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."더 잘 할 필요는 없어"라고 생각하면서요.
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Nem kell többé semmit bizonyítanom."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Nepotrebujem sa ďalej zlepšovať."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Nie muszę się już rozwijać."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Non ho bisogno di migliorarmi ulteriormente."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Saya tidak perlu berusaha untuk lebih baik lagi."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Tôi không cần phải hoàn thiện nữa."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Δεν χρειάζομαι να βελτιωθώ περισσότερο."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Мені не потрібно більше вдосконалюватись."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."Няма нужда да се усъвършенствам повече."
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."אני לא צריך להמשיך להשתפר יותר
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."ولا احتاج ان احسن من نفسى بعد الان "ـ
Artik kendimi gelistirmeye ihtiyacim yok."成功を掴まんとしている時、私は良いアイデアを思いつくのがとても上手でした
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.A sikerhez vezető úton mindig próbáltam bizonyítani és jó munkát végezni.
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.Cercando il successo, ho sempre cercato di migliorarmi e di fare un buon lavoro.
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.Để đạt được thành công, tôi luôn cố gắng hoàn thiện và làm nhưng việc có ích.
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.Keď som sa snažil uspieť, vždy som sa snažil zlepšiť sa a odviesť dobrú prácu.
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.성공하기 위해서, 항상 일을 더 잘하려고 애썼습니다.
Basari icin daima iyi is cikarmaya ve kendimi gelistirmeye calistim.Můžu si v klidu sednout a odpočívat." Pro dosažení úspěchu jsem se vždy snažil zlepšovat a dělat práci dobře.

İlgili Sayfalar